KIYAMETİN ALAMETLERİ

Mehmed Sıddık ALADAĞ

KIYAMETİN KÜÇÜK ALAMETLERİ

Peygamberimiz (s.a.v.) 'in hadislerinden çıkarılan hükümlere göre şu durumlar kıyametin küçük alametlerini bildirmektedir:

1-Erkekler hanımlarna uyup.)anne-babalarına isyan ederler Anne balara isyan etmek bir yana)nerdeyse onlari tanimaz olup. huzur evlerine bile kapatırlar.

-Bir nolu sözün Açıklaması:
Bu sözler, İslam dininde kıyamet alametleri olarak bildirilen ve toplumsal ahlakın bozulmasını ifade eden ahir zaman alametlerini (kıyamet yaklaştığında gerçekleşecek hadiseleri) anlatmaktadır.

Bahsettiğiniz durum, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) gelecekte yaşanacak toplumsal yozlaşmayı tasvir ettiği ünlü bir hadis-i şerife dayanmaktadır. İlgili hadiste ahir zamanda insanların şu davranışları sergileyeceği belirtilir:

Eşine itaat edip anneye isyan etmek: Kişinin eşinin haksız veya ölçüsüz isteklerini yerine getirirken, kendisi üzerinde en büyük hakka sahip olan annesini kırması ve ona karşı gelmesi.

Arkadaşa yaklaşıp babayı uzaklaştırmak (tanımaz olmak): Arkadaşlarına ve dış çevreye karşı çok vefalı, güler yüzlü ve yakın davranırken; kendi babasını yabancı gibi görmesi, onu hayatından ve gönlünden uzaklaştırması.

Huzurevine bırakmak: Hadisin günümüzdeki yansıması olarak, yaşlanan anne ve babanın bir yük olarak görülmesi, onlara hürmet ve şefkatle bakmak yerine sorumluluktan kaçarak yalnızlığa terk edilmeleri.

Özetle bu ifadeler; aile bağlarının kopmasını, anne-baba hakkının (velValidyn) çiğnenmesini ve toplumsal vefasızlığı anlatan sitemkar ve uyarıcı bir tespittir.

İslam inancına göre anne ve babaya öf bile demek yasaklanmışken (İsra Suresi, 23. Ayet), onlara sırt dönülmesi büyük günahlardan biri olarak kabul edilir.

2 -Güvenilir kimseler çok azalır Filan yerde iyi bir kimse var. denilerek
bu tür kinmseler parmakla gösterilecek kadar az olur.

-İki nolu sözün Açıklanması:
Bu ifade, ahır zamanın (kıyamete yakın bir dönemin) en belirgin özelliklerinden birini anlatmaktadır.

Bahsettiğiniz söz, İslam literatüründe hadis-i şeriflerde geçen bir durumun açıklamasıdır. Toplumsal ahlakın, dürüstlüğün ve güvenin ne kadar büyük bir erozyona uğrayacağını vurgular.

Bu sözle anlatılmak istenen temel noktalar şunlardır:

Güven Krizi: İnsanlar arasındaki itimat, sadakat ve dürüstlük duygusunun neredeyse tamamen yok olacağı ifade edilir.

Nadir Bulunuş: Gerçek anlamda sözüne güvenilir, haramdan kaçınan, ahlaklı ve emin bir insan bulmanın imkansıza yakın hale geleceği anlatılır.

Şaşkınlık ve Hayranlık: Toplumda o kadar az dürüst insan kalacaktır ki, bir yerde böyle biri duyulduğunda insanlar şaşıracak ve birbirlerine "Falan yerde çok dürüst biri varmış" diye hayretle onu gösterecektir.

Özetle; emanete hıyanetin artacağı, yalanın yaygınlaşacağı ve güzel ahlakın çok nadide bir cevher haline geleceği bir toplumsal bozulma dönemi tasvir edilmektedir.

3-Calgı ve oyun aletleri çok kullanılır Günüműzde yerli alet ve sanatçılar
yetmiyormuş gibi, Batı ülkelerinden popçu ve cazcilar getirilmektedir.

-Üç nolu sözün Açıklanması:
Daha detaylı olarak şu temalar anlatılmaktadır:

Eğlenceye ve Tüketime Aşırı İlgi:
Çalgı ve oyun aletleri çok kullanılır ifadesiyle, toplumun üretime veya derin düşünceye değil, eğlenceye ve yüzeysel aktivitelere gereğinden fazla yöneldiği belirtiliyor.

Batı Özentiliği ve Kültürel Emperyalizm: Batı ülkelerinden sürekli pop ve caz sanatçılarının getirilmesi, toplumun kendi kültüründen uzaklaşıp Batı kültürünü (popüler kültürü) körü körüne taklit ettiğini ve dışarıya bağımlı hale geldiğini eleştiriyor.

4-Büyük ve yùksek binalar yapılır Zamanımızda bu tür yapılar o kadar
ileri durumlara gelmiş ki nerdeyse toprağı görmeye hasret kalmişız.

-Dört nolu sözün Açıklanması:
Bu, günümüzdeki çarpık kentleşmeyi, betonlaşmayı ve insanın doğadan kopuşunu anlatmaktadır.

Metinde öne çıkan ana düşünceler şunlardır:
Aşırı Betonlaşma: Büyük ve yüksek binaların (gökdelenlerin) her yeri kaplaması.

Doğadan Uzaklaşma: Binaların çokluğu yüzünden toprağın, yeşilin ve doğanın neredeyse hiç görünmeyecek kadar azalması.

Modern Yaşamın Getirdiği Hasret: Şehir hayatının insanı doğal çevreye hasret bırakacak kadar yapay bir duruma gelmesi.Kısacası metin, modern şehirleşmenin çevreye ve insana olan olumsuz etkilerini sitemkâr bir dille özetlemektedir.

5-Zenginlere iltifat ve itibar edilecek) cimrilik artacak.) zekat vermek
ağır bir borç olarak görülecek;Zaten nerdeyse Islam'in bu büyük şartı ortadan kalkmış oluyor Hatta verilen zekatlar da müstehaklara değil ehli
olmayanlara veriliyor.

-Beş nolu sözün Açıklanması:
Bu ifadeler, İslam inancındaki ahir zaman alametlerini (kıyamete yakın dönemde toplumda yaşanacak ahlaki ve dini bozulmaları) olacakdır.

Hadis-i şeriflerde ve İslam alimlerinin yorumlarında geçen bu durum, toplumsal değerlerin tersine döneceğini ve dini vecibelerin özünü kaybedeceğini şu maddelerle açıklar:

Maddiyata Dayalı Saygı: İnsanların ahlakı veya dindarlığı için değil, sadece zenginliği ve gücü için itibar görmesi.

Bencillik ve Cimrilik: Toplumda paylaşma duygusunun azalması, mal hırsının ve cimriliğin yaygınlaşması.

İbadetin Yük Olarak Görülmesi: Zekatın Allah rızası için sevgiyle verilen bir paylaşım değil, sırtlanılması gereken ağır bir mali yük, bir angarya veya ceza gibi algılanması.

Emanetin Ehline Verilmemesi: Zekat ve sadakaların gerçekten ihtiyacı olan (müstehak) kişilere değil; torpille, gösterişle veya yanlış yönlendirmelerle hak etmeyen kişilere dağıtılması.

Özetle bu metin; toplumsal adaletin bozulduğunu, paraya tapınma anlayışının öne çıktığını ve dini ibadetlerin içinin boşaltılarak samimiyetin kaybolduğunu tasvir etmektedir.

6-Herkes kazanamadığından ve geçinemediğinden şikayetçi olacak:
Dünyaya o kadar önem veriliyor ki Allah unutulmuş olup gece gündüz
hep dünya hesabı yapılıyor Kanaat diye bir sey kalmamış kimin elinde
ne varsa payına razı olmayıp malca ve mevkice kendinden önde olanlar
örnek alıniyor Ve ne yazık ki Peygamberimiz (s.a.v.)'in) şu hadis-i şerifi
hiç bir zamań nazar-ı itibare alınmıyor.

ibadet yönünden sizden önde olanlar, dünya ve mal yönünden fakir
olanları örnek alınz."
Bugün bunun tersine göre amel ediliyor.

7-insanlarda sevgi ve şefkat azalır:Zamanımızda nerden çıkar ve menfaat umuluyorsa orası seviliyor.
Halbuki Peygamberimiz (s.a,v. )'in bu konuda hadis-i seriflerin birisinde şöyle buyuruyor:

Allah için seviniz, Allah için buğzediniz. Yani sevdiğiniz birini Allah için seviniz. Birinden buğzediyorsanız bu buğz
edişiniz de Allah için olsun.Yine bunun tam ziddı olarak cıkar ve menfaat
nerde var ise orası seviliyor.

Bunun dışında kalanlarda menfaat veya çıkar umulmadikça bunlara karşı herhangi bir ilgi ve sevgi yoktur.

8-Zina ve Iivata çoğalır:Günümüzde zina evleri o kadar yaygin hale
gelmiştir ki nerdeyse bu zina evleri meşru olarak kabul ediliyor.

-Sekiz nolu sözün Açıklanması:
Bu ifade, İslami literatürde ve eskatolojide (ahiret bilimi) yer alan "Kıyamet Alametleri" (Kıyametin küçük alametleri) konusunu anlatmaktadır.

İslam inancına göre, kıyamet kopmadan önce toplumların ahlaki, dini ve sosyal yapılarında ciddi bozulmalar meydana gelecektir.

Paylaştığınız metin, bu bozulmaları anlatan hadis-i şeriflerin günümüz dünyasına yönelik bir yorumudur.Metnin işaret ettiği temel noktalar şunlardır:
Ahlaki Yozlaşma: Toplumda haram kabul edilen zina (evlilik dışı ilişki) ve livata (eşcinsel ilişki) gibi fiillerin yaygınlaşması.

Normalleşme ve Meşrulaşma: Geçmişte gizli saklı yapılan ya da toplum tarafından tamamen dışlanan günahların, günümüzde kurumsallaşarak (zina evleri/genelevler, kulüpler vb.) yasal veya sosyal olarak normal bir durummuş gibi kabul görmeye başlaması.

Dini Hassasiyetlerin Azalması: Helal ve haram çizgilerinin belirsizleşmesi, toplumun çoğunluğunun bu duruma sessiz kalması veya kanıksaması.

Özetle bu metin, kıyamet yaklaşırken toplumda yaşanacağı önceden bildirilen ahlaki çöküşün ve günahların kanıksanması sürecinin günümüzde gerçekleşmekte olduğunu iddia eden dini bir uyarı ve tespittir.

9-Haram işlemeyi kolaylaştiran imkânlar artacak,gençler günah işlemeye çok meyledecekler) kadınlar işi iyíce azitacak Utanmasalar anadan
doğma çıplak gezecekler.

-Dokuz nolu sözün Açıklanması:
Bu ifadeler, İslam dinindeki ahir zaman alametlerini (kıyamete yakın bir dönemde toplumda yaşanacak ahlaki ve sosyal değişimleri) anlatmaktadır.

Hadis-i şeriflerde ve İslam alimlerinin yorumlarında geçen bu tasvirler, kıyamete doğru toplum yapısında meydana gelecek bazı köklü değişikliklere işaret eder.

İfadelerin odaklandığı temel konular şunlardır:Günaha Ulaşmanın Kolaylaşması: Teknolojik, ekonomik veya sosyal imkanların artmasıyla birlikte, eskiden işlenmesi zor ya da gizli olan haramların artık çok daha erişilebilir hale gelmesi kastedilir.

Gençlerin Durumu: İrade ve nefis terbiyesinin zorlaşması, çevre faktörleri ve cazip imkanlar sebebiyle genç nesillerin maneviyattan uzaklaşmaya ve günahlara daha açık hale gelmeye meyledeceğine dikkat çekilir.

Haya ve Tesettürün Azalması: Kadınlarla ilgili kısım, toplumdaki genel haya (utanma) duygusunun zayıflamasını, giyim kuşamda dini ve örfi ölçülerin tamamen terk edilerek çıplaklığın normalleşmesini ifade eden mecazi ve sitemkar bir tasvirdir.

Özetle bu metin; toplumsal ahlakın bozulacağını, dini hassasiyetlerin zayıflayacağını ve haramların yaygınlaşarak normal görüleceği bir dönemi uyarıcı ve sitemkar bir dille tarif etmektedir.

10-Ibadetler ayıp sayılarak ibadet edenler hor görülecek Günúmüzde
ibadet etmek o kadar fazla bir sey olarak görülüyor ki Yahu kardeşim
hangi devirde yaşıyoruz.

Bu devirde namaz kılınıp oruç tutulur mu?eleştirilerine sik sik muhatap kalmaktayız.

-On bir nolu sözün Açıklanması:
Bu durum, İslam inancında kıyamet alametlerinden biri olarak kabul edilen ahir zaman (dünyanın son dönemleri) özelliklerini anlatmaktadır.

Bahsettiğimiz eleştiriler ve bakış açısı, dini değerlerin zayıflayacağı, ibadet edenlerin dışlanacağı veya yadırganacağı yönündeki hadis-i şerifler ile doğrudan örtüşmektedir.

Bu durumu açıklayan temel noktalar şunlardır:
1. Din Yaşamanın Zorlaşması (Kor Ateş Misali)İslam peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.), öyle bir zaman geleceğini belirtmiştir ki, o dönemde dinin emirlerine uymak avucunda kor ateş tutmak kadar zor olacaktır.

Bahsettiğiniz "Hangi devirde yaşıyoruz?" şeklindeki toplumsal baskılar, bu zorluğun modern dünyadaki yansımalarından biridir.

2. Garip Kalma Dönemi
Bir başka hadiste, "İslam garip başladı, başladığı gibi (ahir zamanda da) garip haline dönecektir" buyrulmuştur.

İbadet edenlerin hor görülmesi, azınlıkta kalması ya da garipsenmesi bu "gariplik" döneminin işaretidir.

3. Değerlerin Tersine Dönmesi
Ahir zaman alametleri arasında iyiliğin kötülük, kötülüğün ise iyilik olarak görülmesi yer alır. İbadet etmek gibi normal ve takdir edilmesi gereken bir davranışın ayıp, çağ dışı veya şaşırtıcı bir durummuş gibi algılanması bu değer karmaşasını özetler.

11-Adam öldürmek ve fitne çoğalır. Hele hele ülkemizde gúnde kaç kişi
öldürülüyor.Bunun sayisi ve hesabi bilinmiyor.

-on bir nolu sözün Açıklanması:
Sözünü ettiğiniz durum, İslam inancında kıyamet alametleri arasında zikredilen "Herc" (katliam ve kargaşa) dönemini ve toplumsal ahlakın bozulmasını anlatmaktadır.

Bu ifadeler İslam kaynaklarında, özellikle de hadis-i şeriflerde ahir zamanda (kıyamete yakın bir dönemde) ortaya çıkacak toplumsal bunalımları tasvir etmek için kullanılır.

İfadenin Dinî ve Toplumsal Karşılığı
Herc Hadisesi: Hz. Muhammed (s.a.v.) bir hadisinde, "Kıyametten hemen önce herc çoğalır" buyurmuştur. Sahabenin "Herc nedir?" sorusuna ise "Katliamdır, öldürmektir" cevabını vermiştir.

Nedensiz Cinayetler: Yine ahir zamanı anlatan hadislerde, katilin neden öldürdüğünü, maktulün (öldürülenin) ise neden öldürüldüğünü bilmediği bir kargaşa ve fitne ortamından bahsedilir.

Fitnenin Yayılması: Toplumda adaletin, güvenin ve insan hayatına verilen değerin kaybolması, suç oranlarının artması ve her gün faili meçhul ya da anlamsız cinayetlerin işlenmesi tam olarak bu "fitne" tanımına uymaktadır.

Kısacası bu, hem dinî metinlerde uyarılan kıyamet yaklaştıkça artacak olan toplumsal kaosu hem de modern dünyada yaşanan güvensizlik, adalet eksikliği ve insani değerlerin çöküşünü ifade etmektedir.

12-Bid'atler çoğalır.Peygamberimiz (s.a.v.)'in súnnetleri unutulur.Günümüzde zikrediyoruz diye bağırip tepinmeler yaygin hale gelmiş olup,Islam in gerçek ruhu ve ilim mefhumu ikinci plana atıliyor.

13-Her köşede zalim ve zorbalar çoğalır Haksız yere kazanç yaygin olur
Memleketimizde önüne geçilmeyen uyuşturucu mafyası ve daha sonra türeyen yeni yeni kumarhane mafyaları bunlara örnek gösterilebilir.

14-Günahlar iyi, ibadetler kötü gösterilir.Dolandıricılar tefeciler ve gayri meşru yollarla cebini doldumuş üç kağıtçilar iyi görülüp bunlara rağbet edilmektedir. Kadını baştan çikarirsan olursun bir kahraman.

15 -Doğru söyleyenler baştan kovulmaya çalışılır)Boşuna dememişler ya Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar" Devrimizde münafıklık hüküm sürüyor.

16-Faize normal alış-veriş denilecek, rüşvete de hediye ismi verilecek.

17-Insanlar alimleri bırakıp cahillere uyarlar Günúmüzde ilim adamlarına rağbet terkedilmiş kim para sahibi olursa cahil de olsa ona rağbet edilir.(tv programlarında alırım diyen zatlar saçı başı açık kadınların karşısında oturup Allahın vaazını anlatıyor ve buna hiç kimse günah olduğunu açıklamıyor).

18 -imanı kalpte tutmak,kor ateși ele almak gibi zor olacak Zamanimızda ibadet edip haklıyı hak için savunduğun zaman hor görülürsün.

19-Sonradan gelen nesiller önceki geçmişlerine sövüp sayacaklar.Yanımizdaki büyüklerimize, dahi bazen Senin kafan eski kafadır bu işten anlamazsin gibi sözleri azmi duyuyoruz?

20-Allah'n kitabi Kur'an-ı Kerim ile hükmetmek ayıp sayilacak:Günümúzde Artık cağdaş olalım,karanlığı bırakalım gibi sözlere az mi şahit oluyoruz?

21-Yüce Allah apaçık inkâr edilecek herkes buna seyirci kalacak Zamanimizda Allahu Teala veya onun göndermiş olduğu Kur'an-ı Kerim in bir
ayeti inkâr edildiği zaman kimse buna karși çikmıyor.

22-Cahillik çok, ilim az olur: Bùyük alimlerimizin çoğu mum işiğında ve
ay işığında okuyup eser yazmışlar. Şimdi bu kitaplar herkesin anlayacağı
dillere çevrilmiş olduğu halde kim bunları okuyor?

23-Görev, ehli olmayanlara verilecek:Günümüzde bunun misalleri o kadar çoktur ki çoğu zaman önemli bir noktaya bir siyasi mekanizma húkmedip cahil ve ehil olmayan birini yerleştirir.

24-Içki çok içilerek Yüce Allah'a küfredilir:Bu konuda TEKEL'in yıllık bilançosunda ne kadar içki túkedildiği ve yurt dışından ne kadar içki ithal edildiği belli olup kayıtlarda mevcuttur.

25-Dini ve ilmi vazifeler layık olmayanlara verilir Günümüzde bunun
da ispatı mevcuttur Bu görevi üstlenenlerin, önemli eksiklikleri herkesce mâlumdur.

26-Alimler günah işleyicilerden ibadet edenler de cahillerden olur Ümmiler camiileri doldururken alimlerin bir kismı olması gereken yolu bırakıp dünyaya meyletmeleri durumunu günümüzde görmek mümkündür.(Kaynak:Şafii ilmihali, Gayetül ihtisar.)

KIYAMETİN BÜYÜK ALAMETLERİ
1-Bunlarn birincisi : Hz. Mehdi'nin ortaya çikmasidır. Bu búyúk bir zát!
olup Hz Fatıma (r.anha)'nın sülalesindendir. Daha önce zulim ve haksızlık ile doldurulan dünyayı adalet ve eşitlikle dolduracaktur.

Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Mehdi benim sülalemdendir) Rengi bir Arap rengidir)Cismi ise bir
Israil cisnmidir)Sağ yanağında bir ben vardır)Parlayan bír yıldız gibidir.
Yeryüzü zulum ve isibdad ile dolduğu gibi onu (yeryüzünü) adaletle dolduracaktır.

Hilafeti sırasında yerde ve gökte ne varsa hatta havadaki kuşları dahi memnun edecektir.(rüvyani Ebu naimde hüzeyfeden rivayet etmiştir).

Başka bir hadisi şerifinde Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"ismi įsmime uyan ve sülalemden gelen bir adam yeryüzüne hakim olmadıkça düya gitmez ve sona ermez(tirmizî 2230).

Diğer bir rivayette şu ilave vardır:
Onun yaratılışı, benim yaratılışım gibidir.

2-İkinci büyük alamet; Ahir zamanda Deccal'in çıkmasıdır. Allah, kullarını onunla imtihan eder. Akıllara dehşet verecek şekilde kendisine kudret verilecektir. Bunun için bazı kimseler kendisine aldanacak.

Saâdet ve mutluluk kimin için takdir edilmiş ise, onu koruyacaktır.
Çıkışının yakın olmasının alametlerinden bazısı;
Emr-i bi'l-ma'ruf ile
Nehy-i anil-münker'in azalması, kanların akıtılması, ulemanın zalimlere
meyledip, hükümdarlarn kapılarına gidip gelmeleridir.

(Doğu' da (isfahanın köylerinden bir köyünde çıkacaktır. Buluta Yağmur yağdır dediğinde hemen yağmur yağacak.Yağdırma" dediginde de yağmur duracaktır. Kırk gün yeryüzünde kalacaktir.

Hadiste şöyle rivayet olmuştur:
Ey Allah'in Resulu! Yeryüzünde ne kadar kalacak? dediğimizde şöyle
buyurdu:Kırk gün. Bir gün, bir yıl gibidir. Bir gün de bir ay gibidir. bir günü
de bir hafta gibidir. Diğer günleri ise günleriniz gibidir.

-Bir yıl gibi olan günde, bir günün namazı bize kâfi gelir mi? diye sorduğumuzda Peygamber (s.a.v.) cevaben şöyle buyurdu:
Hayr, takdir edeceksiniz.(Tirmizi, c. 6 sah 422-423).

3-Büyük alametlerin üçüncüsü;İsa(a.s) 'in şamın doğusunda beyaz bir minare üzerinde inişidir. Ellerini iki meleğin kanadı üzerine koyup bir sabah vaktinde inecektir.

Halk kendilerine namaz kıldırılması için O'nu davet edecek. O' da,
"Hayır imamınız sizdendir diyecektir. Bunun üzerine; bu ümmete ve
Peygamberine hürmeten Mehdi öne geçip hem kendisine (Hz. İsa'ya)
hem de halka namaz kıldıracaktır.

O sirada Deccal da Beytül-Makdis'i
kuşatma halinde olacaktır.Onun için Beyt' ül Makdis'in kapısı kapalıdır.
Hz. Isa'ya kapıyı açın deyince,onu açacaklar, Deccal da o zaman onu gö-
recek ve beraberindekiler ile birlikte kaçacaktır.

Bunun üzerine Hz. İsa ile
Mehdi peşine düşecekler Allah da kendisine yeryüzünü daraltacaktır. Hz.
İsa ile beraberindekiler "Ramle"ye yakın "Lûd" köyüne on küsur arşın
kala O'na yetişecekler.

Isa (a.s.) kendisine bakıp "Namaz kıl" diyecek.

Deccal: "Ey Allah'n Peygamberi namaz kılmmıştır" diye cevap verecek.lsa (a.s.)'da: "Ey Allah'n düşmanı, sen alemin Rabbisin diye iddia ettin, kimin için namaz kılarsın?" diyecek ve hemen mırak ile kendisine bir darbe indirecek, mızrak içine saplanacak ve kanlara boyanmiş bir şekilde onu çıkaracak ve: "Ey nüslümanlar bakınız" diye seslenecektir.


İsa (a.s.)., Hz. Muhammed (s.a.v.)'in seri atıyla hüküm edecektir. Zamanında emniyet, bolluk, refah ve bereket her yerde hüküm sürecektir.
Kirk sene bu hal üzere devam edecektir.

Hz. İsa; evlenip iki çocuğu olacaktır.
Sonra Hz. Mehdi vefat edecek, namazını Hz. Isa kıldıracak ve Beytul
Makdis'te onu defn ettirecektir Daha sonra Hz. İsa (a.s.)'da Medinede
vefat edecek, Hz. Ebu Bekr'in yanında defn edilecektir.

4-Büyük alametlerin dördüncüsü;
Ye'cüc ve Me'cüc'ün çıkışıdır. Bunlar Hz. Nuh'un oğlu Yafes'in sülalesinden gelmektedir.Bunların çeşitli ve çok fırkaları vardır.Fitne ve yıkım için çıkışlarından sonra Allahu Teala, İsa (a.s.)'ya vahyeder ki:

Hic kimnsenin gücü yetmiyecek bazı kullarımı ortaya çıkardım Bunun için halis kullarımı tür dağına doğru götür.

O da onlarn Tùra götürecek Cenab-ı Allah. Ye'cüc ve Me'cúc'ú gönderecek her taraftan akıp gidecekler. Isa (a.s.) ile beraberindekileri Tur Dağında kuşatacaklar sonra Beytü'l-Makdis'e gidip birbirine:

"Biz verizùnde bulunan kimseleri öldürdük gökte bulunanlarla da
savaş edelim" diyecekler.

Bunun ùzerine oklarını göğe doğru atacaklar, oklar da kanlı olarak geri
dönecektir. Sonra Hz. İsa (a.s.) ve mahiyetinde bulunanlar Allah'a yalvarip dua edecekler.

Allah'u Teâla bunların dualarinı kabul edecek Ye'củc ve Me'cüc' ün boynuna davar ile develerin burnunda meydana gelen kurtları gönderip onları helak edecektir.

Sonra Hz. Isa (a.s.) ile mahiyetinde bulunanlar Tûr dağından inecekler, Ye'cüc' ile Me cuc ün cesetlerinin yerin her tarafını doldurduğu görülecektir.Bunun üzerine Alah'u Teala boyunları deve burnuna benzeyen bir takım kuş gönderecek ve Allah'in dediği yere cesetleri alıp atacaklardır.

5-Büyük alametlerin beşincisi: Dabbetül-Ard'in çıkışıdır, Bir görüşe
göre bu Salih (as..)'in devesinin yavrusudur. Annesi kesilince kaçtı ve
kendisi için yerde açılan bir yere girdi ve O, yer üzerine kapandı.

Ahir zamanda çikıncaya kadar orada kalacaktir. Hiç kimse ona yetişemez, hiç kimse de ondan kaçamaz. Herkes onu kendi yönünde görür. Mü'minin iki
gözleri arasinda Mü'min" kelimesini yazacak ve bu sebeple onun yüzü
parlayacaktir. Kâfirin de iki gözleri arasında "Kâfir" kelimesini yazacaktır. Bu sebeple, yüzü simsiyah olacaktır. Müslümana "Ey müslüman'" kâfire de "Ey káfir" deyip seslenecektir...

Cenab-ı Allah şöyle buyurur: "O söz başlarına geldiği (kiyamet yakaştığı) zaman, onlara yerden bir Dâbbe (mahluk) çıkarırız da, bu onlara
insanların ayetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarnı söyler. (Neml suresi ayet 82)

Yani diriliş ve azab ile yapilan tehdidin vukuû yaklaşınca. islam dini
müstesna bütün dinlerin batil olduğunu beyan eden bir dabbe çıkaracağız.
O' da "Ey falan sen Cennetliksin" ve "Ey falan sen Cehennemliksin" diyecektir.


6-Büyük Alametlerin altincisı; Güneş'in Batı'dan doğuşudur. Bu da lsa
(a s)'ın vefatından sonra olacaktır. Bir rivayete göre o zaman güneş batınca üç gece uzunluğunda uzunca bir gece ortaya çikacaktıt.

İbadet vakitleri içtihatla tesbit edilecektir. İnsan gecenin uzunluğundan korkacaktır. Ebu Zerr (ra.) Peygamber (s.a.v,)in şöyle dediğini rivayet etmiştír:

"Güneş batınca nereye gittiğini bilir misiniz?", "Allah ve Onun Rasulu daha iyi bilirler" dedim. Bunun üzerine Peygamber (S.a.v.) buyurdu ki:
"O gider Arş'ın altnda secdeve kapanır ve izin isteyince kendisine izin
verilir.

Tekrar secdeye varmak ister,fakat kendisine müsaade edilmez tekrar ister ama kendisine izin verilmez. Ve kendisine, geldigin yere dön denilir bunun üzerine Batı'dan doğar. O zamnan da tevbe kapıst kapanır." (Tırmizi, c. 6 Bab 22.sah 352
)
7-Büyük alametlerin yedincisi: Yeryüzünü dolduracak bir dumanın
çıkmasıdır. Kâfirin göz, kulak, ağız ve dübüründen çıkar. Mümin olan
kimse ondan ancak nezle gibi olur. Bu duman kırk gün kalacaktır.

8-Büyük alametlerin sekizincisi;
Åden' den) çıkan ve insanları şam'a
sevk eden bir ateşin çıkmasıdır. Gündüz durakladıkları yerde durur. gece
de geceledikleri yerde geceler.

9-Büyük alametlerin dokuzuncusu: Kur'an-ı Kerim ve faydalı ilimlerin satır ve göğüslerden silinmesi ve bütün yeryüzünde bulunanan insanların küfre dönmeleridir.

10 Büyük alametlerden onuncusu; Habeşiler'in eliyle Kâbe'nin yıkılmasidır.

11-Büyük alametlerden onbirincisi; Sûrun üfürülmesidir.
Cenab-ı Allah şöyle buyurur:
"Súr'a üflenince, Allah'ın diledikleri müstesna olmak üzere göklerde ve
Yerde ne varsa hepsi ölecektir. Daha sonra o'na daha üflenince, bir de ne
Göresin onlar ayağa kalkmış bakıyorlar. (Zümer suresi 68)

Birinci Sur'da Allah 'ın dilemesiyle ölmeyip, kalanlarin, Cebrail,Azrail, Mikail, Israfil veya Hamele-i Arş ya da Rıdvan melekleri. huriler, cennetin hazinedarı olan Malikle, cehennemin bekçileri olan zebaniler olduğu belitilmiştir.

Bu avete göre Sur'a üfürüş ikidir. Birincisi, ölüm Sur'u.
ikincisi de Ba's yani dirilme Sur'udur.
(Kaynak:Şafii ilmihali, Gayetül ihtisar.)

Ravi : Hz.Ebu Hureyre (ra)
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: "Nefsim kudret elinde olan Zat-ı Zülcelal'e yemin ederim! Meryem oğlu İsa'nın, aranıza (bu şeriatle hükmedecek) adaletli bir hakim olarak ineceği, istavrozları kırıp, hınzırları öldüreceği, cizyeyi (Ehl-i Kitap'tan) kaldıracağı vakit yakındır.

O zaman, mal öylesine artar ki, kimse onu kabul etmez, tek bir secde, dünya ve içindekilerin tamamından daha hayırlı olur." Sonra Ebu Hureyre der ki: "Dilerseniz şu ayeti okuyun. (Mealen): "Kitap ehlinden hiçbir kimse yoktur ki, ölümünden önce O'nun (İsa'nın) hak peygamber olduğuna iman etmesin.

Kıyamet gününde ise İsa onlar aleyhine şahitlik edecektir" (Nisa 159).
Kaynak : Buhari, Büyu 102, Mezalim 31, Enbiya 49, Müslim, İman 242, (155), Ebu Davud, Melahim 14, (4324), Tirmizi, Fiten 54, (2234)

Açıklama
Bu hadis, ahir zamanda Hz. İsa'nın yeryüzüne yeniden inmesini, İslam şeriatıyla adaletle hükmetmesini ve büyük bir bolluk döneminin yaşanacağını anlatır.

Hz. İsa peygamberin gökten yeryüzüne adaletli bir yönetici olarak döneceği vakit yaklaşmıştır.Hz. İsa kendi diniyle değil, Hz. Muhammed'in şeriatı ve İslam ile hükmedecektir.

İstavrozları kıracak, domuzları öldürecek ve İslam dışı batıl inançları ortadan kaldıracaktır.Ehl-i Kitap'tan (Yahudi ve Hristiyanlardan) alınan vergi olan cizye kalkacaktır; çünkü ya İslam'a girecekler ya da cizye ödeme durumu kalmayacaktır (alternatif bir yoruma göre mal bolluğundan veren kalmayacaktır).

Mal öylesine çoğalır ki sadaka verecek kimse ve kabul edecek fakir bulunamaz.Dünyadaki maddi zenginliğe rağmen, Allah için yapılan tek bir secde, dünya ve dünyadaki her şeyden daha kıymetli hale gelir.

Nisa Suresi 159. Ayet: Ebu Hureyre'nin delil getirdiği ayet, Ehl-i Kitap'tan herkesin Hz. İsa ölümünden önce onun hak peygamber olduğuna iman edeceğini belirtir.

Ravi : Hz.Cabir (ra)
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: "Ümmetimden bir grup, hak için muzaffer şekilde mücadeleye kıyamet gününe kadar devam edecektir. O zaman İsa İbnu Meryem de iner. Bu Müslümanların reisi: "Gel bize namaz kıldır!" der. Fakat Hazreti İsa aleyhisselam: "Hayır!" der, "Allah'ın bu ümmete bir ikramı olarak siz birbirinize emirsiniz! Kaynak : Müslim, İman 247

Açıklama
Bu hadis, ahir zamanda Hazreti İsa'nın yeryüzüne inmesini, hak üzere olan bir grubun (yanı Mehdi a. s. )kıyamete kadar sürecek mücadelesini ve İslam ümmetine verilen özel değeri anlatır.

Metinde geçen temel noktalar şunlardır:
1. Hak Üzere Mücadele Eden Grup
Hazreti Muhammed'in ümmetinden bir topluluk (yani Hz. Mehdi a. s) her zaman var olacaktır.

Bu grup, doğruluk ve hakikat için mücadele edecektir.Bu mücadele kıyamet gününe kadar sürecektir ve bu grup galip gelecektir.

2. Hazreti İsa'nın İnişi
Ahir zamanda Hazreti İsa (aleyhisselam) yeryüzüne inecektir.O döneme ulaşan Müslümanlar onu tanıdıklarında sevinecektir.

3. Namaz İbadeti ve Liderlik
Müslümanların o zamanki lideri olan (Hz Mehdi.)Hazreti İsa'ya imamlık teklif edecektir."Gel, bize namaz kıldır" diyerek ona saygı gösterecektir.

4. Ümmete Verilen İkram
Hazreti İsa bu teklifi kabul etmeyecektir."Hayır" diyerek Müslümanların kendi liderinin namazı kıldırmasını isteyecektir.

Gerekçe olarak Allah'ın bu ümmete bir ikramı olarak Müslümanların kendi içlerinden bir amir/lider seçtiğini söyleyecektir.

Bu durum, Hazreti İsa'nın Hazreti Muhammed'in şeriatına ve ümmetine duyduğu saygıyı gösterir.

Ravi : Hz.İbnu Mes´ud (ra)
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: "Dünyanın tek günlük ömrü bile kalmış olsa Allah o günü uzatıp, benden bir kimseyi o günde gönderecek." İbnu Mes'ud: "Resulullah yahut da şöyle buyurmuştu der: "...Ehl-i beytimden birisi, ki bu zatın ismi benim ismime uyar, babasının ismi de babamın ismine uyar. Bu zat, yeryüzünü, eskiden cevr ve zulümle dolu olmasının aksine- adalet ve hakkaniyetle doldurur." (Ebu Davud, Mehdi 1, (4282), Tirmizi, Fiten 52, (2231, 2232))

Açıklama
Bu hadis, dünyanın sonuna yakın bir dönemde (ahir zamanda) Ehl-i beyt'ten gelerek yeryüzündeki zulmü kaldırıp adaleti sağlayacak olan Hz. Mehdi'nin geleceğini anlatır.

Hadisin Temel Vurguları
Zamanın Uzatılması: Dünyanın ömrü neredeyse bitmiş, sadece bir günlük bir süre kalmış olsa bile Allah o günü uzatacak ve bu kutlu zatı (yani Hz. Mehdi'yi) gönderecektir.

Soyu ve İsim Özelliği:
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) soyundan (Ehl-i beyt) olacaktır. Kendi ismi Peygamberimizin ismiyle (Muhammed), babasının ismi de Peygamberimizin babasının ismiyle (Abdullah) aynı olacaktır.

Misyonu ve Adalet: O dönemde yeryüzünü kaplayan haksızlıkları, zulmü ve kötülükleri bitirip yerine hak, hukuk ve adaleti getirecektir.

Bu rivayet, İslam inancında fitne ve zulmün arttığı dönemlerde ümmetin umudunu canlı tutan ve adaletin bir gün mutlaka yeryüzüne hakim olacağını müjdeleyen temel konulardan biridir.

Ravi : Hz.Ümmü Seleme (ra)
Resululah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: "Mehdi benim zürriyetimden, kızım Fatıma'nın evladlarındandır." Ebu Davud, Mehdi 1, (4284)

Açıklama
Bu hadis-i şerif, İslam inancındaki Mehdi kavramını ve Mehdi’nin soyunu (nesebini) açık ve net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Ebu Davud'un Sünen'inde yer alan ve Hz. Ümmü Seleme (r.a.) vasıtasıyla nakledilen bu rivayetin açıklaması ve bize anlattıkları şunlardır:

Soyunun Hz. Muhammed'e (s.a.v.) Dayanması:
Hadiste geçen "Mehdi benim zürriyetimden" ifadesi, Hz. Mehdi'nin Peygamber Efendimiz’in soyundan geleceğini kesin olarak bildirir.

Hz. Fatıma'nın (r.a.)
Soyundan Gelmesi: "Kızım Fatıma'nın evlatlarındandır" kısmı ise bu soyun daha özel bir kolunu işaret eder.

İslam hukukunda ve geleneğinde Peygamber Efendimiz'in nesli, kızı Hz. Fatıma ile Hz. Ali'nin evliliğinden doğan Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin yoluyla devam etmiştir.

Dolayısıyla Mehdi, Ehli Beyt'e (Peygamber ailesine) mensup bir Seyyid veya Şerif olacaktır.

Mehdilik İddialarına Karşı Bir Ölçü:
Bu hadis, tarih boyunca ortaya çıkan veya gelecekte çıkabilecek "Ben Mehdiyim" diyen yalancı iddiacılara karşı bir turnusol kağıdı (ölçü) vazifesi görür.

Hadise göre, Hz. Fatıma'nın soyundan gelmeyen hiç kimsenin Mehdi olması mümkün değildir.Müjde ve Umut: İslam inancına göre Hz. Mehdi, ahir zamanda (dünyanın son dönemlerinde) yeryüzü zulüm ve adaletsizlikle dolmuşken gelecek, adaleti ve İslam ahlakını yeniden hakim kılacaktır.

Hadis, Müslümanlara bu kurtarıcının kimliğini tanıtarak bir ümit ve rehberlik sunmaktadır.Özetle bu hadis; ahir zamanda gelmesi beklenen Hz. Mehdi'nin nesebini (soy kütüğünü) tayin etmekte ve onun Hz. Peygamber'in kızı Hz. Fatıma vasıtasıyla devam eden mübarek neslinden geleceğini ilan etmektedir.

Ravi : Hz.Ebu İshak (ra)
Ali Radıyallahu Anh, oğlu Hasan Radıyallahu Anh'a baktı ve: "Bu oğlum, Resulullah Radıyallahu Anh'ın tesmiye buyurduğu üzere Seyyid'dir. Bunun sulbünden peygamberinizin adını taşıyan biri çıkacak. Ahlakı yönüyle peygamberinize benzeyecek, yaratılışı yönüyle ona benzemeyecek" dedi ve sonra da yeryüzünü adaletle dolduracağına dair gelen kıssayı anlattı. Ebu Davud, Mehdi 1, (4290)

Açıklama
Sünen-i Ebu Davud kitabında Hz. Mehdi’nin Hz. Hasan’ın soyundan gelebileceğine dair yapılan değerlendirmeleri ve Hz. Ali'nin büyük oğlu Hz. Hasan hakkındaki övgülerini anlatır.

Metnin ana hatlarıyla anlattığı hususlar şunlardır:

Hz. Hasan'ın Fazileti: Hz. Ali'nin büyük oğlu Hz. Hasan'a bakarak onu Resulullah'ın "Seyyid" (efendi, lider) olarak isimlendirdiğini vurgulaması.

Hz. Mehdi'nin Soyu ve Özellikleri: Hz. Hasan’ın soyundan (neslinden) Hz. Muhammed'in adını taşıyan bir zatın (Mehdi'nin) geleceğini, bu kişinin ahlaken Peygamber'e benzeyeceğini fakat fiziksel yaratılış olarak benzemeyeceğini ifade etmesi.

Adalet Vurgusu: Ahir zamanda gelecek bu kişinin yeryüzünü zulüm ve adaletsizlikle dolu olduğu bir dönemde adaletle dolduracağı müjdesini aktarmasıdır.

Ravi : Hz.Ebu Hureyre (ra)
Hazreti Ebu Hureyre Radıyallahu Anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Fırat nehri, altından bir dağı ortaya çıkarmadıkça Kıyamet kopmayacaktır. İnsanlar o altın sebebiyle öldürülecek. Öyle ki on insandan dokuzu öldürülecektir.(İbnu Mace Sünen (4046) - Hds :(7220))

Ravi : Hz.Ebu Hureyre (ra)
Hazreti Ebu Hureyre Radıyallahu Anh anlatıyor: "Resûlullah Aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Mal dolup taşmadıkça, fitneler zuhûr etmedikçe ve herc (haksız, sebepsiz öldürmeler) artmadıkça Kıyamet kopmayacaktır." Orada bulunanlar: "Herc nedir, ey Allah'ın Resulü?" dediler. Aleyhissalâtu vesselâm: "Öldürmedir! Öldürmedir! Öldürmedir!" diye üç kere tekrar etti.(İbnu Mace Sünen (4047) - Hds :(7221)

Allah yolunda savaşam
Ebu Said el Hudri (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Bir sahabi:-Ya Rasulallah hangi insan daha değerlidir? Diye sordu. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem): “Canıyla malıyla Allah yolunda savaşan mü’min kimse” buyurdu. Sonra kimdir diye sordu. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem): “İnsanların fitnelerinden ayrılıp dağ aralarına çekilip Rabbine ibadet eden kimsedir” buyurdu.* Başka bir rivayette: “Allah’a karşı gelmekten sakınıp yolunu Allah ve kitabıyla bulan ve kimseye zararı dokunmayan adamdır.” Buyurdu.
(Buhari, Cihad 2, Müslim, İmara 132) .

Yine Ebu Hüreyre (Allah Ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:“İnsanlardan en hayırlı geçim yolunu tutanlardan biri Allah için savaşmak üzere atının dizginlerine yapışan kimsedir. O kişi savaşa çağıran veya yardım isteyen bir ses duyunca ölümü göze alıp atının sırtında o yöne uçar ve ölümün kol gezdiği yerlere kendini atar. Yine insanlardan en hayırlı geçim yolu tutanlardan biri de tepelerden birinde veya vadilerden birinde koyunlarını otlatan kimsedir. Bu kimse de namazına gereği şekilde duyarlı ve devamlı olup zekatını veriyor ve ölünceye kadar da Rabbine kulluğa devam ediyor. Ve insanlara karşı da daima iyilikte bulunan ve faydası dokunan kimsedir.(Müslim, İmara 125) . ...

Yine Ebu Said el Hudri (Allah Ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Kısa bir zaman sonra meydana gelecek fitne ve fesatlardan dolayı bir müslümanın en hayırlı malı, dinini fitnelerden korumak için dağ tepelerinde dolaştırdığı ve yağmur sularının biriktiği yerlerde otlattığı davarı olacaktır.(Buhari, İman 12) . .

Sa’d ibni Ebu Vakkas (Allah Ondan razı olsun) Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’i şöyle buyururken dinledim, dedi. “Allah; kendisinden korkan gönlü zengin kendi halinde işiyle gücüyle ve ibadetiyle uğraşan kulunu sever.”
(Müslim, Zühd 11)...

Hadis, Peygamber Efendimiz’in eşi Hz. Ümmü Seleme vasıtasıyla nakledilmiştir:
El-Mehdi min ıtretî min veled-i Fâtımeh."Anlamı: "Mehdi benim itretimden (soyumdan), Fatıma'nın evlatlarındandır(Ebu Davut İbn-i Mâce)

Abdullah bin Mes'ud'dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:"Kıyamet ancak insanların şerlileri üzerine kopacaktır." (Müslim, Fiten, 131; İbn Hibbân, Sahih, 6850) [1]

Aynı konuyu destekleyen bir diğer meşhur hadiste ise Enes bin Mâlik (r.a.), Allah Resûlü'nün şöyle buyurduğunu nakleder:

Yeryüzünde 'Allah, Allah' diyen hiçbir kimse kalmayıncaya kadar kıyamet kopmaz." (Müslim, Îmân, 234; Tirmizî, Fiten, 35)

Resulullah buyurdu:güneş battığı yerden doğmadıkça kıyamet kopmaz. Batıdan doğunca, insanlar görür ve hepside iman eder. Ancak daha önce inanmamış veya imanın Şefkiyle hayır kazanmamış olan hiç kimseye bu iman fayda sağlanmaz. (Buharı rikak 39.müslim iman 248.ebu Davut 4312)

Ebû Zer (r.a.) tarafından rivayet edilen bu hadis, güneşin batışı, arşın altında secde etmesi ve kıyamet alameti olarak batıdan doğmasını konu alır.

Güneş battığı sırada Mescid'e girmiştim. Resûlullah (s.a.v.) bana: 'Ey Ebû Zerr! Şu (güneş batınca) nereye gidiyor, biliyor musun?' buyurdular.Ben, 'Allah ve Resûlü daha iyi bilir!' dedim.Bunun üzerine şöyle buyurdu: 'O, Rabbinden secde etmek için izin istemeye gider. Ona izin verilir ve sanki kendisine şöyle denir: "Git, geldiğin yerden tekrar doğ." O da battığı yerden doğar.'Resûlullah (s.a.v.) daha sonra (Güneş, kendisine tayin edilmiş bir yere doğru akıp gider) [Yâsîn 36/38] ayetini okudu.(Bu rivayet Kütüb-i Sitte içerisinde yer alan en sahih hadis kaynaklarında geçmektedir: (Buhârî, müslim, tırmızi).

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.