KÜHEYLAN ŞAHLANDI BİR KERE...

Rasim DUMAN

Kıymetli dostlarım, bu yazımı okumadan önce, son iki paylaşımımı tekrar gözden geçirmenizi istirhâm ediyorum. Bu paylaşımlarımın linklerini, aşağıda yorum kısmında ayrıca vereceğim inşallah.

Kıymetli dostlarım, AKINCI TİHA'mız (Taarruzî İnsansız Hava Aracı) Kuzey Irak'ta 18 Nisan 2022'de başlattığımız PENÇE-KİLİT harekâtımızda fiilî olarak kullanılmaya başlandı. Bu TİHA'mızın, TB-2 SİHA'larımızdan hem daha hızlı (TB-2'ler 220 Km/s, AKINCI'lar 360 Km/s sürat yapıyorlar) hem de silah/mühimmat taşıma kapasitelerinin çok daha yüksek (1,5 Ton) olduğunu ve havada 24 saat kalabildiğini hatırlatmak isterim. Binâenaleyh, bu hava platformumuz ile 1 adet NEB (Nüfuz Edici Bomba - 870 Kg) ve 2 Adet MK-82 Genel Maksat Bombasını (her biri 227 Kg) ve 2 Adet MAM-L mühimmatını aynı anda taşıma imkânına sahibiz. Veya, 8 Adet BOZDOĞAN veya GÖKDOĞAN Hava-hava füzesini yükleyebiliriz.

Şu anda envanterimize giren AKINCI TİHA'larımızda var mı, bilmiyorum amma, bu TİHA'larımızda AESA radarlarının olacağını, daha önce "en yetkili isimlerden" işitmiştik. Bu tip radarların, bir hava platformuna ne muazzam üstünlükler ve kaabiliyetler kazandırdığını, AESA radarları ile alâkalı bir paylaşımımda tâfsilâtlı olarak yazmıştım ; sayfamda geriye doğru gidilir ise görülecektir.

AKINCI TİHA'larımız, F-16'larımızın ve F-4'lerimizin üzerindeki yükü de büyük ölçüde hafifleteceklerdir. Böylece bu uçaklarımız daha çok, uzak mesâfelerdeki fırsat ve satıh hedeflerine ve / veya hava-hava vazifelerine daha fazla tâhsis edilebilecekler. Keza, hem zaman hem de yakıt tasarrufu açısından da çok ciddî faydaları olacak inşallah.

2025'ten itibâren MİUS'larımızın (Muharip İnsansız Uçak Sistemi - Jet motorlu - BAYKAR İmâlâtı) ve HÜRJET'lerimizin de (TUSAŞ İmâlâtı) devreye alınmalarıyla beraber, Hava Kuvvetlerimiz hem Hava-Satıh ve hem de Hava-hava vazifelerinde hakikaten muazzam bir müessiriyete ulaşmış olacak inşallah.

Keza, en geç 2029'da envantere girmeye başlayacak 5. Nesil TF-X MMU'muz ile Hava Kuvvetlerimiz, artık "kat'iyyen bileği bükülemeyecek" bir kudrete ulaşacak inşallah.

Kıymetli dostlarım, Savunma Sanayimiz hakikaten "zaptedilemeyen bir küheylan" oldu maşallah ; neredeyse hergün yeni bir mühimmat, yeni bir füze, yeni bir sistem, yeni bir platform ile müjdeleniyoruz..

Bakınız, geçen sene modern denizaltıların "en kritik bölümlerinden" biri olan SECTİON-50'yi, yerli ve millî olarak yaptık. 80 Ton ağırlığındaki bu yapının içinde, denizaltıların "ana silahları" olan torpidolar bulunuyor. Bu SECTİON-50'yi biz dışardan satınalıyorduk, fakat Almanlar son yıllarda "ipe un sermeye" başlayınca, kendi mühendislik kaabiliyetimizi devreye aldık ve elhamdülillâh, "zor"u başardık. Almanlar da bu işe pek hayret etmişler. Mühendislerimizin ifâdelerine göre de, gerçekten bütün dünyada büyük şaşkınlık ve hayretle karşılanmış, bizim bu başarımız..

Kıymetli dostlarım, mesele SECTİON-50'nin imâl edilmesinden de öte bir mânâ ifâde ediyor.. Zira biz o bölümde, yine "kendi imâlâtımız" olan AKYA ismli "ağır torpidomuzu" kullanacağız. Bu torpidomuzun, MOSKOVA gibi 12.000 Ton'luk bir kruvazör bir tarafa, 90.000 - 100.000 Ton'luk bir uçak gemisini bile "tek atışta" parçalayıp batırabileceğini ifâde edebilirim. Torpidolar hakikaten son derece tehlikeli silahlardır ; hedef gemilerin karinalarına (sualtındaki gövdelerine) çarpıp infilak ettikleri için, o geminin çok hızlı bir şekilde su almasına ve batmasına sebep olurlar. Bu torpidolarımız şu anda denizaltılarımıza yerleştiriliyor.

Keza 250 Km+ menzilli ATMACA Gemisavar füzelerimizin de suüstü platformlarımıza yerleştirilmelerine başlandı.

Geçenlerde 150 Km menzilli yine ATMACA benzeri bir "seyir füzemiz" olan ÇAKIR'ın test atışı yapıldı.

Bugün AKINCI TİHA'mızdan, TEBER Güdüm Kiti takılmış MK-82 Bombamız ile Kuzey Irak'ta "gerçek hedefe" atış yaptık.

Ve yine bugün "çok güzel" bir haberle karşılaştım ; 40 mm yarı otomatik bombaatar yapılmış.

Kıymetli dostlarım, böyle bir silahın kıymet ve ehemmiyetini, bizler asker olarak elbette daha iyi biliyoruz amma, bilmeyen vatandaşlarımızın da bilgi sahibi olmalarını ve bu konudaki büyük sevincimi ve mutluluğumu onlar ile de paylaşmak istiyorum :

Kıymetli dostlarım, "el bombaları", yakın muharebelerde çok müessir olan mühimmatlardır. Fakat, üzerinizde ancak belli sayıda el bombası taşıyabilirsiniz. Bir "savunma tipi" (üzeri baklava dilimli olan, parça tesirli) bombanın ağırlığı 700 gramdır. Genelde, her personele 2 adet verilir. Fakat bu el bombalarının atılma mesâfesi, - personelin atma kuvvetine bağlı olarak - genellikle 50 Metreyi geçmez. Lakin, muharebede asıl olan, düşmanı "uzak mesâfede imhâ etmek"tir. El bombasını 50 Metre mesâfeye atsanız bile, eğer atıştan hemen sonra sağlam bir sütre gerisine girmezseniz, o bombanın parçaları sizi de vurabilir.

Bu riski ortadan kaldırmak ve düşmanı uzak mesafeden ateş altına almak için, 60 mm havan'lar kullanılır. Fakat bunların da, hem kendilerinin hem de mühimmatlarının taşınmalarında sıkıntılar olur. Ayrıca, hedefe "isâbetli atış" yapmak epeyce zordur ; çok ciddî ve uzun bir eğitim gerektirir.

Şimdi savunma sanayimiz, bütün bu problemleri çözmüş, "tamburalı" tip'te 40 mm bombaatar imâl etmişler ; 800 Metre mesâfeye gayet isâbetli atışlar yapılabiliyor.

Ben emekli olmadan önce de 40 mm bombaatarlarımız vardı amma, bunlarla tek tek atış (her atıştan sonra yeniden dolduruş) yapılıyordu. Şimdi yeni imâl edilen bombaatarımız yarı otomatik (tetiğe her basışta bir mermi) atış yapıyor. Böylece, hem açık arazide hem de meskün mahâlde yapılacak muharebelerde, düşmanı yoğun bir ateş altına alma ve çok daha fazla zayiât verdirme kapasitesine sahip oluyoruz inşallah.

Kıymetli dostlarım, fırsat buldukça "küheylanımızdan" (Savunma Sanayimiz'den) bahsedeceğim inşallah.

Bütün bu mürüvvetleri bize nasip eden Cenâb-ı ALLAH(C.C.)'a sonsuz hâmd, senâ ve şükürler olsun.

Rabbimizin bu mürüvvetlere vesile kıldığı, başta "baş tâcımız" kahraman Cumhurbaşkanımız / Reisimiz / Başkomutanımız Recep Tâyyip Erdoğan olmak üzere, onun bütün "sâdık yol ve dava arkadaşlarına" ve bu güzel eserlerde dâhli, imzâsı, emeği olan bütün bürokratlarımıza, mühendislerimize, teknisyenlerimize, memurlarımıza, işçilerimize, şoförlerimize, güvenlikçilerimize, çaycılarımıza kadar her kim var ise,... en kalbî şükranlarımı, hürmetlerimi, muhabbetlerimi, tebriklerimi, teşekkürlerimi, takdirlerimi, minnetlerimi, dualarımı ve selâmlarımı gönderiyorum. Rabbim hepsinden, ebeden razı olsun, amin.

DURMAK YOK YOLA DEVAM..

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.