Küresel Vicdanın Sesi: Amerika’nın Yalnızlığı ve Haksız Savaşın Bedeli

Şinasi KARA

Diplomasi koridorlarında ve uluslararası arenada bugünlerde tek bir soru yankılanıyor: Bir savaşı "haklı" kılan nedir? Tarih boyunca güç odakları, kendi çıkarlarını "meşruiyet" kılıfına uydurmaya çalışsa da, günümüz dünyasında artık mızrak çuvala sığmıyor. Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’a yönelik saldırgan tutumu, tam da bu noktada dev bir duvara çarptı: Uluslararası toplumun vicdanı.

Haklı Neden Yoksa, Destek de Yok

Uluslararası hukuk ve toplum vicdanı her zaman bir "haklı neden" (casus belli) arar. Ancak Washington’un İran hamlelerine baktığımızda, bu meşruiyet zemininden eser yok. Ortada haklı bir gerekçe olmayınca, saldırganın sahadaki en büyük kaybı mühimmat değil, müttefikleridir. Nitekim bugün ABD, tarihinin en derin diplomatik yalnızlıklarından birini yaşıyor.

Müttefikler Birer Birer Sırt Çeviriyor

Amerika’nın "yanı başındaki dostu" Kanada dahi bu haksız girişime açıkça karşı çıkarken, geleneksel ortağı İngiltere ise "hayır" demese de süreci oyalayarak saf dışı kalmayı tercih ediyor. Avrupa’nın kalbinde; İspanya, İtalya ve İskandinav dünyasının temsilcileri Baltık ülkeleri (İsveç, Norveç, Danimarka) savaşın bir parçası olmayacaklarını yüksek sesle haykırıyor.

Hatta Trump’ın yalnızlığını gidermek için kapısını çaldığı Rusya lideri Putin’den bile beklediği cevabı alamaması, tablonun vahametini ortaya koyuyor. "Hayır" cevabı, sadece bir ret değil, jeopolitik bir izolasyonun tescilidir.

NATO: "Bu Bizim Savaşımız Değil"

ABD, liderliğini yürüttüğü NATO’yu bu kirli savaşa dahil etmek için her yolu denese de ittifakın duruşu net: "Bu bizim savaşımız değil." NATO’nun bu mesafeli tavrı, bir devrin kapandığının da işaretçisi. Güçlü olmak, artık her istediğini yaptırabilmek anlamına gelmiyor.

Sonuç: Haksız Savaşın Kazananı Olmaz

Bu süreç, Amerika ve dünya için büyük bir ders niteliğinde. Uluslararası toplum artık haksız savaşlara, "ben yaptım oldu" mantığına prim vermiyor. En yakın müttefikler dahi olsa, adaletin olmadığı bir yerde kimse elini taşın altına koymak istemiyor.

Amerika, askeri gücüyle değil, bu derin yalnızlığıyla tarihe geçiyor. Çünkü biliyoruz ki; haksızlığın karşısında susmayan bir dünya, zorbalığın önündeki en büyük engeldir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.