İslam tarihinin en sarsıcı hadiselerinden biri olan Mescid-i Dırar, bize şeklin değil, özün esas olduğunu öğreten ilahi bir ikazdır. Kur’an-ı Kerim’in beyanıyla; ibadet için değil; zarar vermek, müminleri bölmek ve fitneye zemin hazırlamak amacıyla inşa edilen bu yapı, bizzat Resûlullah tarafından yıktırılmıştır. Buradaki mesaj nettir: Adı mescit olsa da işlevi ihanet olanın İslam katında hükmü yoktur.
Bugün İslam dünyası, modern "Mescid-i Dırar" mantığıyla inşa edilmiş rejimlerin ve yapıların tasfiye edildiği tarihi bir eşikten geçiyor. Sloganları "direniş" veya "ümmet" olan ancak sahada sadece kan, mezhep savaşı ve yıkım üreten yapıların meşruiyeti artık derin bir sorgulama altındadır.
İran Rejimi: Ümmeti İçeriden Felç Eden Hat
Yıllardır izlediği mezhep eksenli yayılmacı politika ile İslam coğrafyasını içeriden yoran İran rejimi, ne yazık ki birleştirici bir siyaset üretememiştir. Dili İslami, neticeleri ise yıkıcı olan bu çizgi; devletleri içeriden çürüten ve toplumları birbirine kırdıran bir karakter sergilemiştir.
Tıpkı PKK örneğinde olduğu gibi; bir yapının belirli bir kimlikten çıkmış olması onu meşru kılmaz. Mesele kimlik değil, işlenen suçtur. PKK’nın faturasını en çok bölge halkı ödediği gibi, İran rejiminin sebep olduğu bölgesel yıkımın bedeli de nihayetinde kendi halkına ve coğrafyamıza dönmektedir. Başkalarının evini ateşe veren bir siyasetin, günün sonunda kendi evini de yakması kaçınılmaz bir hakikattir.
Tasfiye Süreci Bir "Darbe" Değil, Bir "Tahliyedir"
Şu an tanık olduğumuz bölgesel hareketliliği, "İslam’a karşı bir operasyon" olarak nitelendirmek büyük bir stratejik ve zihni hatadır. Bu bakış açısı, İslam dünyasına zarar veren yapılara din üzerinden bir "koruma kalkanı" sağlar.
-
PKK’ya yapılan operasyon nasıl "Kürtlüğe karşı" değilse;
-
İran rejiminin ve terör aparatlarının tasfiyesi de "İslam’a karşı" değildir.
Burada hedef alınan din değil; İslam dünyasını felç eden, gelişimini engelleyen ve ümmeti birbirine düşüren tehdit merkezleridir. İslam dünyasının bu ağır yükten, daha büyük iç savaşlara mahal vermeden kurtulması, bölgenin geleceği adına bir zarurettir.
Sonuç: Slogan Değil, Hakikat Esastır
Mescid-i Dırar’ın çağlar üstü dersi bugün her zamankinden daha güncel: Kutsal etiketler ihaneti temizlemez. Eğer bir yapının ürettiği sonuç parçalanma ve fitne ise; kullandığı sloganın veya taşıdığı sembolün hiçbir kıymeti yoktur.
İslam dünyası, bu fitne merkezlerinin tasfiyesiyle birlikte, kendi küresel aktörlük perspektifini yeniden inşa etme fırsatını yakalayacaktır.