Maskelerin Çağı: Darul Fesat’ta İnsan Kalabilmek

Murat PADAK

Modern zamanların en büyük trajedisi, vitrinimizle iç dünyamız arasındaki o uçurumda saklı. Bugün, adına "medeniyet" dediğimiz ama özünde bir "Darul Fesat" (bozgunculuk yurdu) iklimine dönüşen garip bir çağın tanıklarıyız. Görüntüde her şey mükemmel; sloganlar gür, ibadetler formunda ama ya karakterler? İşte orada büyük bir çatlak var.

İbadet Adetleşti, Vicdanlar Köreldi

Günümüz insanı, Gazze için meydanlara çıkıp en gür sesiyle feryat ederken, yıllardır borçlu olduğu dostunun telefonuna bakmamayı bir "strateji" sanıyor. Sünnet diye sofrasına hurma koyanlar, kul hakkı söz konusu olduğunda yalanı mubah görüyor. Tekbir sesleriyle yeri göğü inletenlerin, ticaret masasında yalanı kazanç kapısı yapması hangi kitaba sığar?

Müşteri mal beklerken, alacaklı ödeme yolu gözlerken; sorumluluklarından kaçıp umreye "turist" edasıyla gitmek, Allah’ın hakkıyla kulun hakkını takas edebileceğini sanan trajik bir yanılgıdan ibaret.

Dostluğun Pususu ve "Darul Gadr"

Sadece ticarette değil, vefada da iflasın eşiğindeyiz. En yakınlarımız, bazen en uzağımızdaki yabancıdan daha yabancı hale geldi. Beraber büyüdüğün, ekmeğini paylaştığın kişinin seni en korunmasız anında vurmak için bir timsah gibi pusuda beklemesi; işte bu "Darul Gadr" (ihanet yurdu) çağının en acı meyvesidir.

Sizin imkanlarınızla sefa sürenlerin, size cefa çektirmesi artık bir istisna değil, neredeyse bir kural haline geldi. Ne yazık ki bu çağ, iyilerin değil, maske takanların çağı oldu.

İyiler Hangi "Atlara" Binip Gitti?

Her çağ mı böyleydi bilinmez ama bu çağın "iyi" tanımı oldukça pamuk ipliğine bağlı. İnsanlar; para, makam, şöhret veya şehvetle sınanmadıkları sürece iyiler. Oysa gerçek karakter, bu sınavların tam ortasında belirir.

Eskilerin deyimiyle; o sahici iyiler atlara, develere, hatta eski model arabalara binip gittiler. Geriye ise sadece insanlardan geçinen, başkalarının sırtına binen, kalıbı kalbinden daha dindar görünen asalak ruhlar kaldı.

Sonuç: Sahura Uyanmak mı, Hakikate Uyanmak mı?

Bu çağın insanı, kalabalıklar içinde yalnız ve samimiyetten uzak. Sabahtan akşama kadar midesini boş tutup aç kalan ama kazandığı tüm manevi birikimi, gıybetle, yalanla ve kul hakkıyla başkasına devredenlerin hali ne acı...

Aç kalmanın "ibadet", dürüstlüğün ise "en büyük keramet" olduğunu hatırlayacağımız günlere uyanmak dileğiyle. Kazandığı sevabı bir günlük ticarete kurban etmeyenlere selam olsun.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.