Günümüzde İslam’ın sarsılmaz kalelerini, "modernleşme" veya "reform" adı altında içeriden yıkmaya çalışan akımların hız kazandığına şahit oluyoruz. Özellikle Avrupa merkezli, kilise destekli projenin bir parçası olarak karşımıza çıkan kadınların imamlığı ve karma saf düzeni gibi uygulamalar, sadece dini birer hata değil, doğrudan sünneti ve peygamberlik müessesesini hedef alan birer "fasıklık" tezahürüdür.
Berlin’den Yükselen "Kilise Destekli" İmamlık Safsatası
Berlin’de bir kilisenin himayesinde başlatılan, kadınların erkeklere imamlık yaptığı ve cenaze namazlarında saf düzeninin altüst edildiği bu sözde ibadet biçimi, İslamiyet’in özüne yönelik bir suikasttır. Bu yapıların arkasındaki ekonomik ve sosyal güçler, Müslümanların inanç sistemini yozlaştırarak, dini kişisel hevalara göre şekillenen bir oyuncak haline getirmeyi amaçlamaktadır. Ne yazık ki ülkemizde de bu "aklıevvel" gruplara özenen, peygamber uygulamalarını "çağ dışı" gören bir kitlenin türediğini üzülerek görüyoruz.
Tevbe Suresi 84. Ayet: İlahi Bir Yasak ve Manevi Yaptırım
Peki, İslam inancını ve sünneti hiçe sayan bu gibi grupların, yani fasık ve münafıkların cenaze namazları kılınabilir mi? Bu sorunun cevabı Tevbe Suresi 84. ayetinde çok net bir şekilde verilmiştir:
"Onlardan ölen birinin namazını asla kılma ve kabrinin başında da durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Resulü'nü inkâr ettiler ve fasık olarak öldüler."
Bu ayet-i kerime, Tebük Seferi’ne mazeretsiz katılmayan münafıklara karşı ilahi bir yaptırım olarak inmiştir. Ancak günümüzdeki izdüşümü, sünnet düşmanlığı yaparak dinde reform peşinde koşanlar için de ciddi bir uyarı niteliğindedir.
Münafıklık Alametleri ve Manevi Dışlanma
Diyanet tefsirlerinde de vurgulandığı üzere, bu ayetin getirdiği hükümler sadece tarihsel değil, evrensel birer duruştur:
-
Cenaze Yasağı: Münafıklığı ve fasıklığı sabit olanların cenaze namazı kılınmaz. Bu, Müslüman toplumun o kişiden teberri etmesi (ilişiğini kesmesi) anlamına gelir.
-
Kabrinde Durmama: Bir mümin için yapılan dualar, o kişinin imanına şahitliktir. İnkâr ve fasıklık üzere ölenin başında durmak, bu şahitliği zedeler.
-
Şerefin Yitirilmesi: Münafıklar, nifakları sebebiyle Müslüman toplumdan manevi bir dışlanmaya maruz kalırlar; bu ayet onların şerefini yitirdiğinin bir tescilidir.
Sünnet Düşmanlığı ve Selefi-Mealci Çıkmazı
Berlin’de kilise desteğiyle imamlık yapan kadınlar ile Türkiye’deki "sünnet düşmanı" mealciler aslında aynı yolun yolcusudur. Her iki grup da Peygamber Efendimiz’in (S.A.V) uygulamalarını devre dışı bırakarak kendi akıllarını ilahlaştırmaktadır. Tevbe 80. ayette, Efendimiz’e "onlar için yetmiş defa af dilesen de Allah affetmeyecektir" denilerek verilen serbestlik, 84. ayetle kesin bir yasağa dönüşmüştür.
Netice itibarıyla; nifak lekelerinden sakınmak, Allah yolunda samimiyetle yürümek ve sünnet-i seniyyeye sımsıkı sarılmak her müminin asli vazifesidir. Dini, kiliselerin veya modernizmin laboratuvarlarında değiştirmeye kalkanlara karşı en büyük kalkanımız, ayetlerin ve sahih sünnetin rehberliğidir.