MÜSLÜMANLAR NEDEN KIBLE OLARAK KABE’YE DÖNMÜŞLERDİR!

Mehmet KAÇAR

Müslümanlar daha önce Kâbe’yi kıble olarak bilmezken ve Kudüs’ü namazda kıble olarak bilirken daha sonra neden Kâbe’ye namazda döndürüldüler? Bunun siyasi veya toplumsal bir amacı var mıdır?

İslam dini tüm insanlığa hitap ettiği için bir toplum dinidir ve hiçbir görüşü, hiçbir siyasi birliği, hiçbir batıl dini kabul etmez ve kendi kıstaslarını ortaya koyar.

Böylece kendi ölçütleri ile dünyaya bir düzen ve sistem sunar.

Bu sistemde de insanların Allah’a kul olmasını, insanlara insanca bakmasını ve tüm yaratılmışlara (cemaadat, nebatat ve hayavanat) saygılı olmasını, adalet ile hüküm edilmesini ister. Bunun içinde kendi kurallarını ortaya koyar. Kıble meselesi de böyle bir şeydir.

Yahudiler; Peygamberimize, eğer o hak peygamber olsa idi ve getirdiği ve İslam adını verdiği din hak din olmuş olsa idi bir kıbleniz olurdu. Bakınız hala bizim kıblemiz olan Kudüs’e doğru dönerek namaz kılıyorsunuz diyorlardı. Bu duruma Resulüllah (S.A.V) çok üzülüyordu. Allah(C.C)' den bu konuya bir çözüm göndermesini bekliyordu ki, bir namaz vakti namaz kılarken namazın içinde Kâbe’ye döndürüldü ve tam bağımsız bir dinin böylece temellerinin birini daha atmış oldu.

Müslüman neden Kâbe’ye doğru dönerek namaz kılarlar? Ve Kâbe İslam’da neden yeryüzünün merkezi ve kutsal kabul edilir?

İnsanların akıllarını karıştıran ve kafa karışıklığına neden olmasına rağmen kayıtsız şartsız itaat eden Müslümanlara bu durumu açıklamaya çalışalım.

Müslümanların namazlarını eda edecekleri zaman Kâbe’ye yönlerini dönmeleri (İstikbal-i Kıble) sadece ibadet amaçlı bir dönüş değildir. Bu binaya, bu taş duvarlara, ya da bu yöne veyahut bu mevkiye ibadet etmek için değildir. O halde neden burası yön ve kıble olarak Rabbi-l Âlemin tarafından Müslümanlar için yön olarak seçildi?

Buranın seçilmesinin en önemli sebeplerinden birisi burasının birlik ve beraberliğe sebep olacağı içindi. Çünkü burası geçmiş dinler ve peygamberler içinde merkez olarak görüldüğü için birliğe sebep olabilecek en önemli yerdir. İşte Allah (C.C) bu ve benzer sebeplerden dolayı Kâbe’ye yönelmemizi emreyledi. Bu emri bizlerin yani Müslümanların tek bir ümmet olması ve davaları için yek vücut olmaları, livagın altında kaynaşarak bir ve beraber olmaları için emreylemiştir. Yani Allah bu yönelişle Müslümanlar ile birlikte diğer insanlarında bir ve beraber olarak adalet içerisinde ve barış ortamında yaşamalarını hedeflenmiştir.

Allah’a kul olmak, ona secde edebilmek ve onun rızası için ona ibadet etmek için Kâbe çok uygun ve çok mükemmel bir kavramdır. Dünyanın dört bir yanında ki Müslümanların dünyanın kalbi, merkezi olan Kâbe’ye yönelmeleri, tek ve eşsiz olan bir ilâha ibadet etmeleri, O’na secde etmeleri için Kâbe kıble seçilmiştir.

Kâbe’ye doğru dönmek, Allah’ın sadece o yönde olduğu anlamına gelmez. Yahut da Kâbe’nin içerisinde veyahut sadece o bölgede olduğunu anlamına hiç gelmez.

Allah; ne sağda, ne solda, ne yerde, ne gökte, ne arkada, ne önde, nerede anarsan orada ve en önemlisi de O’nun yarattığı kalbin içerisinde hükümran olmuştur ve o hükümleri Kabe'de canlı hisetmektir. İşte Kâbe kalbin dışa vurmuş bir şekli ve arzın merkezidir. Buraya doğru dönülmesi halinde Müslümanlar tek bir safta olduğunu anlamış olurlar. Kabe'ye karşı olanlara gövde gösterisi yapmaktır. Buranın diğer peygamberlerin ümmetleri tarafından da kutsal kabul edilmesi ve yaratılıştan kutsal olmasının tek bir sebebi ise Kâbe’nin Allah’a ibadet etmek için inşa edilen ilk ev olmasıdır.

Tüm Müslümanların ekonomik ve diğer sebeplerini halledip burasını ziyaret etmeleri, -belirli günlerde yapılan bu ziyaretin adına da Hac ismi verilmiştir- bir zarurettir(farzdır). Bu ziyaret insanların egosunu azalttığı gibi kendinin bir hiç olduğunu da gösterir. Bu ziyarette bir hiçliğin, Allah’a karşı bir yaratılmışlığın ve bir kurban olmanın da tadına varılır.

Çünkü Hac ve Umre’de tüm Müslümanlar aynı kıyafeti giyerek, sınıfsal farkları da ortadan kaldırır ve kardeşliğin en güzel örneğini yaşamaya başlarlar. Böylece, dünya sevgisi, makamını, mevkiini, yatını, katını, parasını, arabasını, kadınını, erkeğini elinin tersi ile iter hale gelir. Mal mülk, evlat imtihanından burada sıyrılır.

Her şeyi elinin tersi ile iter hale gelir ve arkasında bırakarak kabir elbisesi içerisinde tavafa girer.

Yani burada bir kral, bir devlet başkanı ile o ülkede yaşayan sıradan bir vatandaş aynı statüde olurlar, Çünkü burada statüler, unvanlar, makamlar bir elbise gibi çıkarılıp atılır. Mallar, mülkler, paralar, kibirler burada suya atılır ve orada boğularak temizlenilir. İşte ruh dinliği budur.

Müslümanlar, oraya sadece Allah’ı hatırlamak, O’nun kulu olduğu bilincine varmak ve sadece O’nu ilâh kabul etmek ve O’na kul olmak için ibadet etmek için canını, malını, sevdiklerini geride bırakarak ve hiçe sayarak giderler. Orada temizlenerek Peygamber huzuruna çıkılır. İşte Kâbe bunun için kıblemizdir ve bizde onun için oraya en özel anımızda, ibadetimizde dönüveririz.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.