Müslümanlarla Türkler Arasında Yapılan Îlk Savaş

İbni Kesir tarih kitabında Müslümanlarla Türklerin ilk karşılaşmasını şöyle anlatır: 
Peygamber Efendimiz'in Ebu Hüreyre ve Amr b. Tağlib tarafin-dan rivayet edilen şu sahih hadisinin bir nevi tasdiki oluyordu. Çünkü Rasûlullah (s.a.v.), şöyle buyurmuştur: "Geniş yüzlü, iri burunlu, kırmızı yüzlü, yüzleri deri üstüne deri kaplanmış kalkanlar gibi kalın etli bir kavimle savaşmadıkça kıyamet kopmayacaktır." Başka bir rivayette ise Peygamber Efendimiz, onların kıldan yapıl­ma ayakkabı giydiklerini ifade buyurmuştur.

Hz. Ömer'in Abdurrahman b. Rebia'ya gelen mektubunda kendisi­nin Türklerle savaşması emrediliyordu. Hz. Ömer'in emri doğrultusun­da Bab'a yönelerek yola çıktı. Şehr Beraz (Ermenilerin lideridir. Kafkaslarda Ermenistan Müslümanların hakimiyetine girince o da Müslüman ordusuna katılmıştır) , ona sordu:

- Nereye gidiyorsun?

- Belencer'e ve Türk illerinin fethine gidiyorum.

- Biz onlarla ateşkes yapmak isteriz. Biz Bab'ın gerisindeyiz.

- Cenâb-ı Allah, bize bir peygamber gönderdi. Onun diliyle bize za­fer ve yardım sözü verdi. Biz de hep muzaffer olmaktayız.

Abdurranman b. Rebia gidip Türklerle savaştı ve Belencer beldele­rinden 200 fersah içerilere doğru gitti. Bir kaç savaş daha yaptı. Hz. Os­man'ın zamanında Türklerle dehşetli çarpışmaları oldu.

Seyf b. Ömer, Selman b. Rebia'nın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Abdurrahman, Türk illerine girdiğinde Cenâb-ı Allah, Türklerin ona karşı direnmelerine imkan vermedi. Ona karşı çıkamadılar ve şöyle dediler: "Bu adam bize hücum etmeye cüret edemezdi. Ancak bunun be­raberinde melekler vardır. Bunu ve askerlerini ölümden koruyorlar."

Böyle dedikten sonra Abdurrahman'm ve askerlerinin önünden kaçıp kalelere sığındılar. Abdurrahman ve askerleri de muzaffer olup gani­met elde ettiler. Sonra Hz. Osman'ın zamanında da Türkler üzerine bir­ kaç kez hücum edip gazalar yaptı. Başkalarına karşı da gazalar yapıp zaferler elde etti.

Türkler de birbirlerini kışkırtarak savaşa giriş­tiler. Ancak Türkler, Müslümanların ölümsüz olduklarını sanıyorlardı. Sonra: "Bakalım da görelim" deyip meşeliklere saklandılar. Türklerden biri, Müslümanlardan birine ansızın bir ok atıp bir Müslümanı öldürdü. Katil de arkadaşlarıyla birlikte kaçtı. Bundan sonra Müslümanlara hü­cuma geçtiler. Müslümanların Ölümsüz olmadıklarını anladıktan son­ra şiddetü bir çarpışmaya giriştiler. Müslümanlara gaipten bir ses: "Ey Abdurrahman taraftarları! Sabredin. Size Cennet vardır." diye seslen­di. Abdurrahman, şehid edilinceye kadar savaştı. İnsanlar geri çekildi­ler. Bu defa bayrağı Selman b. Rebia aldı. Bayrak elde savaştı.

Bu defa gaipten bir ses: "Ey Selman b. Rebia taraftarları, sabredin." diye seslendi. Selman da şiddetli bir şekilde savaştı, sonra o ve Ebu Hü­reyre birlikte Müslümanları geriye çektiler.

Türklerin çokluğundan ve isabetli olarak aynı zamanda şiddetli ok atmalarından ötürü Cilan ta­raflarına kaçtılar. Orayı geçip Cürcan'a vardılar. Bundan sonra Türk­ler dahâda cüretli oldular.

Bununla beraber Türkler, Abdurrahman b. Rebia'nın cesedini alıp kendi beldelerine defnettiler. Onun mezarını vesile edine­rek bu güne kadar yağmur duasına çıkıp Allah'tan yağmur isterler."

İbn Kesîr, El Bıdaye Ve'n-Nihaye, Çağrı Yayınları: 7/204-205.