Rakamların Ötesindeki Gerçek: Diyanet Üzerinden Yürütülen Algı Operasyonu

Davut KARAAĞAÇ

Son günlerde sosyal medyada "Diyanet’in personel sayısı 4 ilin nüfusunu geçti" başlığıyla servis edilen bir görsel, dijital dünyanın hızıyla her yere yayıldı. İlk bakışta sadece bir "istatistik" gibi duran bu paylaşım, aslında verilerin nasıl bağlamından koparılarak birer silaha dönüştürülebileceğinin derslik bir örneği.

Veriler mi, Niyetler mi Konuşuyor?

Sayılar doğası gereği tarafsızdır; ancak onları nasıl sunduğunuz niyetinizi ele verir. Diyanet İşleri Başkanlığı'nı sadece "masa başı çalışanlar ordusu" gibi göstermeye çalışan bu yaklaşım, Türkiye'nin en ücra köylerinden deprem bölgesindeki enkaz başlarına kadar uzanan devasa bir hizmet ağını görmezden geliyor.

Mesele sadece personel sayısı değil; bu personelin nerede ve neden olduğudur. Bir kurumu personel sayısı üzerinden yıpratmaya çalışmak, verilen hizmetin niteliğini ve toplumsal karşılığını kasten ıskalamaktır.

Sahadaki Görünmez Kahramanlar

Peki, "yük" olarak nitelendirilmeye çalışılan o din görevlileri gerçekte nerede?

  • Acının Olduğu Her Yerde: Deprem felaketlerinde enkaz başında manevi destek veren de onlardı.

  • Hastanelerde ve Cezaevlerinde: Bir hastanın başucundaki duada, bir mahkûmun tutunmaya çalıştığı umutta yine o personelin emeği var.

  • Sosyal Dokunun Korunmasında: Cenazeden düğüne, doğumdan taziye sürecine kadar toplumun en hassas anlarında rehberlik eden din görevlilerini "rakamlardan ibaret" görmek, en hafif tabiriyle emeğe saygısızlıktır.

Neden Sadece Diyanet?

Dikkat çekici olan şudur: Benzer personel yoğunluğuna sahip diğer kamu kurumları söz konusu olduğunda sessiz kalanların, konu Diyanet olunca "operasyonel" bir dile bürünmesi tesadüf olamaz. Bu, bir cehalet göstergesi değil; toplumsal değerleri ve inanç dünyasını hedef alan organize bir algı yönetimidir.

Bilgi kirliliğinin bu kadar yoğun olduğu bir çağda, servis edilen her görselin ve her manşetin ardındaki niyeti sorgulamak zorundayız. Diyanet’i yıpratmak adına yürütülen bu dil, aslında toplumun ortak manevi değerlerine saldırı niteliği taşımaktadır. Kamuoyunu yanıltmaya yönelik bu "rakam oyunlarına" karşı sağduyuyu elden bırakmamak, hakikati savunmak her sorumlu vatandaşın görevidir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.