Rüya Yüz Yıl Bile Sürmedi: Coni İçin Yolun Sonu mu?

Murat İLKTER

İkinci Cihan Harbi’nin ardından, Pirus Zaferi ile bitkin düşen İngilizlerden "dünya saltanatını" devralanların hikayesi, beklediklerinden çok daha kısa süreceğe benziyor. Yıllarca 7/24 bastıkları yeşil dolarlar ile dünyayı adeta haraca bağlayan, önüne gelene "posta koyan" o devasa güç, bugünlerde fena halde tökezliyor. Sırada İran vardı ama evdeki hesap bu kez çarşıya uymadı.

Müzakere Masasında Kalleşlik ve Ters Tepmiş Strateji

"Devletsen sözüne güvenilir" ilkesinden yola çıkarak, hiçbir emniyet tedbiri alma gereği duymadan masaya oturanları kalleşçe vurduklarında erkenden zafer ilan etmişlerdi. Ancak unuttukları bir şey vardı: Karşılarında köklü bir devlet geleneği duruyordu. Komuta hiyerarşisi anında devreye girdi ve o "korkusuz" dev, bir anda dünya kamuoyunun gözünde rezil bir duruma düştü. Şimdi ise tek bir dertleri var: Bu bataklıktan en az hasarla nasıl sıyrılırız?

Sarı Pinokyo’nun Boşa Çıkan Vaatleri

Savaş öncesinde "Sarı Pinokyo" edasıyla parmak sallayarak şartlarını sıralıyorlardı:

  • İran nükleer bir güç olmayacak!

  • Füze sınırlamasını kabul edip teslim olacak!

  • Başlarında bizim onaylayacağımız bir lider duracak!

  • Petrol, Amerika’nın müsaade ettiği şartlarda satılacak!

Sonuç? Koca bir sıfır. 38 günde bu maddelerin tek birini bile gerçekleştiremediler. Üstelik durum daha da kötüye gitti. Savaş öncesinde trafiğe açık olan Hürmüz Boğazı, şimdi İran’ın ironik "Anahtarı kaybettik" esprileriyle kapalı duruyor.

"Dikiş Tutmaz Sabri" Dönemi Başlıyor

ABD yönetiminden gelen "Halkımız artık eve dönmemizi istiyor" açıklamaları, aslında tası tarağı toplama hazırlığının diplomatik kılıfıdır. Ancak gitmeden önce son bir kez "vurduk, kırdık" şovu yapacaklarını da bir kenara not etmek lazım. Muhtemelen yakında şu klişeleri duyacağız:

"Nükleer depolarını vurduk, artık silah yapamazlar; onları Taş Devri'ne döndürdük, otuz yıl bellerini doğrultamazlar; rejimi değiştirdik, artık bölge güven içinde..."

Ama gerçekler rakamlarda ve sahada gizli. Nasıl ki Osmanlı için Viyana bir kırılma noktası olduysa, Coni için de bu süreç benzer bir sondur. Tarih kitapları bundan sonrasını muhtemelen şöyle yazacak: "Dikiş Tutmaz Sabri" dönemi resmen başlamıştır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.