Teknolojinin hayatımızın merkezine yerleştiği, iletişimin hızlandığı ancak samimiyetin azaldığı bir çağda yaşıyoruz. Artık ucu yanık mektuplar, gül kokulu kâğıtlar veya özenle seçilmiş bayram kartpostalları tarih oldu. Bunların yerini soğuk, ruhsuz, kopyala-yapıştır yöntemiyle çoğaltılan dijital mesajlar aldı.
Ancak mesele sadece iletişimin şekil değiştirmesi değil. Mesele, bu dijitalleşmenin ibadet hayatımıza, dualarımıza ve inanç dünyamıza "zincir mesajlar" adı altında soktuğu hurafelerdir.
Sayılarla İbadet ve Samimiyet Sorunu
Zaman zaman okurlarımdan ve çevremden şu soruları duyuyorum: "Hocam, Peygamberimiz (s.a.v) için salavat zinciri oluşturuyoruz. 3 bin sen, 5 bin ben okuyalım. Bu doğru bir uygulama mıdır?"
Açıkça söylemek gerekir ki; ibadet samimiyet işidir, matematik hesabı değil. İnsanların aklında başka işler varken, sırf bir kotayı doldurmak için, dil ucuyla ve zoraki yapılan zikirlerin ruha ne kadar faydası olabilir? Sahabe-i Kiram efendilerimizin hayatında böyle "rakamlı, kotalı, zincirleme" uygulamalar göremezsiniz. Bu tür dayatmalar, kişiyi samimi bir yakarıştan uzaklaştırıp, işi mekanik bir göreve dönüştürme riskini taşır. Abdest alırken, yürürken, akla geldikçe muhabbetle söylenen bir "Allahümme salli ala Muhammed" sözü, zoraki çekilen binlerce sayıdan daha kıymetlidir.
Benzer bir israf ve gösteriş durumu, "Kutlu Doğum" vb. etkinlikler adı altında yapılan harcamalarda da görülüyor. Konferans salonlarına dökülen ciddi paralar, lüks organizasyonlar... Oysa o paralar yetimlere, yoksullara, gerçekten ihtiyacı olanlara harcansa, Efendimiz (s.a.v)'in ruhu daha çok şad olmaz mı? İnsanları bir araya getirmek elbette güzeldir ama bunu israf boyutuna, "reklam ve avuntu" boyutuna taşımak bereketi kaçırır.
"10 Kişiye Gönder Yoksa..." Tehdidi
Beni ve aklıselim her mümini en çok rahatsız eden konu ise, duygusal sömürü ve batıl inanç kokan o meşhur zincir mesajlardır.
Telefonunuza veya e-postanıza düşen o metinleri bilirsiniz: "Bu dua Hac'dan geldi", "1251 yılında birine nasip oldu, dağıttı zengin oldu, dağıtmayan öldü..." gibi akıl ve mantık dışı hikayelerle süslenir. Mesajın sonunda ise o korkunç dayatma gelir: "Bu mesajı 10 kişiye gönderirsen bu akşam bir sürprizle karşılaşacaksın, göndermezsen başına felaket gelecek!"
Bu Bir İslami Davet Değil, Dijital Bir Hurafedir
Bu tür mesajlar, İslam'ın özüyle taban tabana zıttır.
-
Allah ile Pazarlık Olmaz: "Şu kadar kişiye gönderirsen dileğin olur" demek, haşa Allah'ın takdirini bir SMS zincirine bağlamaktır.
-
Korku İmparatorluğu: İnsanları "Çocuğun ölür, evin yanar, kısmetin kapanır" diyerek tehdit etmek, falcılıktan, büyücülükten farksızdır. Müslümanı korkuyla değil, sevgiyle ve şuurla ibadete yönlendirmek gerekir.
-
Ayetlerle Oynamak: Allah’ın ayetlerini, Peygamberin hadislerini "zincirleme e-posta" malzemesi yapmak, o kutsal değerlere saygısızlıktır.
Asıl Amaç Ne?
Bilişim uzmanlarının da sıkça uyardığı gibi; "Bana bile geri gönder" ibaresiyle yayılan bu mesajların çoğu masum değildir. Bu bir veri madenciliğidir. Sizin ve rehberinizdeki insanların telefon numaralarını, e-posta adreslerini toplayıp, "aktif kullanıcı listeleri" oluşturarak reklam şirketlerine veya dolandırıcılara satmayı amaçlayan bir "saadet zinciri" tuzağıdır.
Duygularınızı, inancınızı, zayıf anınızı, umudunuzu veya korkunuzu kullanan bu "iki ayaklı şeytanlara" prim vermeyin.
Mümin Uyanık Olmalıdır
Müslüman; feraset sahibidir, uyanıktır. Bir dileğiniz, bir sıkıntınız mı var? Aracıya, tefeciye, zincire, 7777 kişiye göndermeye ihtiyacınız yok. Rabbiniz size şah damarınızdan daha yakındır. Elinizi açın ve O'ndan isteyin. Allah (c.c), "Bana dua edin, icabet edeyim" buyuruyor. Eğer vermeyi istemeseydi, istemeyi vermezdi.
Duanızı Allah ile aranıza kimseyi sokmadan yapın. E-postaların, WhatsApp gruplarının, zincir mesajların esiri olmayın. Dinde reform arayanlara, dini hurafeye boğanlara fırsat vermeyin.
Unutmayın; İslam'da "zincir mesaj" yoktur, "samimi dua" vardır.
Selam ve dua ile...