Son günlerde ekonomi kulislerinin en sıcak başlığı: Uluslararası sermaye akımları. Dünya genelinde ülkeler, bu akımları kendi limanlarına çekmek için adeta bir yarış içinde. Neden mi? Çünkü sermaye, ayak bastığı toprakta üretimi şahlandırıyor, istihdamı artırıyor ve verimlilikte sıçrama yaratıyor.
Ancak ekonomi biliminin temelindeki o dört unsuru (Emek, Toprak, Sermaye, Müteşebbis) incelediğimizde, en nazlı olanın sermaye olduğunu görüyoruz. Toprak yerinden kıpırdamaz, müteşebbis her toplumda bir şekilde filizlenir, emek ise nüfusa bağlıdır. Fakat sanayi üretimi ve teknolojik büyüme için olmazsa olmaz olan sermaye, adeta ürkek bir kuş gibidir.
Sermaye Birikimi: Zenginliğin Anahtarı
Sermayenin girdiği ülke zenginleşir; sermayeyi kaçıran ülke ise yerinde saymaya, hatta fakirleşmeye mahkûmdur. Ekonomik büyümenin yakıtı olan sermaye birikiminin arkasında ise tasarruflar yatar. Tasarruf yatırıma dönüşür, yatırım ise sanayiyi var eder.
Türkiye gibi tasarruf darboğazını aşamayan ülkeler için dış sermaye bir can suyudur. Peki, bu "nakit kuşunu" ürkütmeden kafeste (yani ülke sınırları içinde) tutmak için ne yapmalı? Sermaye neden kaçar?
Sermayeyi Ürkütüp Kaçıran 4 Kritik Hata
Sermayeye güven vermeyen toplumların kalkınma hayalleri hep yarım kalır. İşte sermayenin "kırmızı çizgileri":
-
Aşırı Vergileme Baskısı: Servet ve sermayeyi doğrudan hedef alan vergi politikaları, yatırımcıyı kapıdan döndürür. Vergilemede "kolaycı" davranıp sermayeyi kırbaçlamak, günü kurtarsa da geleceği yok eder.
-
Tasarrufun Cezalandırılması: Kendi vatandaşının tasarrufunu (örneğin Eurobondları) ağır vergilere boğan bir maliye yapısı, yerli sermayeyi bile ülkede tutamaz. Kendi sermayesini tutamayan bir yapının, dışarıdan medet umması ise ironiktir.
-
Sermaye Karşıtı Kültürel İklim: Sermayedarı "düşman" veya "sömürücü" gören bir toplumsal algı, paranın en büyük düşmanıdır. Siyasi ideolojilerin sermaye düşmanlığı üzerine kurulduğu yerlerde (Küba örneğinde olduğu gibi) refah bir hayalden ibaret kalır.
-
Düşük Faiz ve Getiri Kaygısı: Sermaye, tıpkı bileşik kaplar kanunu gibi, verimin ve getirinin yüksek olduğu yöne akar. Faiz oranlarının piyasa gerçeklerinden kopuk şekilde düşük tutulması, sermayenin başka limanlara yelken açmasına neden olur.
Sonuç: Fırsat Kapıda mı?
Ortadoğu’daki gerilimler ve bölgesel savaş senaryoları, Körfez sermayesini huzursuz ediyor. Bu sermaye şu an kendine güvenli bir liman arıyor ve hedeflerinde Türkiye var. Ancak bu fırsatı değerlendirmek için sadece "beklemek" yetmez.
Sermayeyi çekebilmek için hukukta, maliyede ve kültürel iklimde güven veren bir sistemi acilen organize etmeliyiz. Unutmayalım; güvenin olmadığı yere para sadece uğrar, ama asla yerleşmez.