ŞİİR NEDİR?

Hüdaverdi ÖZ

Şiir on cilt kitabın anlatmak istediğini bir kaç mısra ile anlatma sanatının adıdır.

Yunus Emre hazretleri birgün Mevlana Celaleddini Rumi hazretlerini ziyaret eder

Mevlana, Yunus'a yazdığı o muhteşem eseri Mesnevi yi gösterir.

Yunus esere baktıktan sonra der ki..

Buna ne gerek vardı...ben olsam,

Etle kemiğe büründüm,

Yunus gibi göründüm, yeterdi der.

Diğer taraftan hem müşriklerin hemde Peygamber [sav] efendimizinde şairleri vardı.

Hassân b. Sâbit, Kâ'b b. Mâlik ve Abdullah b. Revâha efendimizin şairleriydi.

Müşriklerin en ünlü şairi de Kab bin Eşreftir.

Şiir bir söz sanatıdır.

Öyle ki...

Bir söz yeri geldiğinde kurşundan, kılıçtan, bombadan daha tesirli olabilir.

Küsleri barıştırır, düşmanları dost edebilir. Topun, tankın, feth edemediği kalpleri, kaleleri iki güzel kelime ile feth etmek mümkündür.

Onun için Türkçe de...

Tatlı söz, yılanı deliğinden çıkartır denmiştir.

Yunus bu konuda...

"Söz ola kese savaşı

Söz ola kestire başı

Söz ola ağulu aşı

Bal ile yağ ede bir söz" der.

Dikkat edilirse, özellikle doğu toplumlarını hep şairler, ozanlar, aşıkları peşinden sürüklemiştir.

İsterseniz inceleyin...

Cumhuriyet kuruldu kurulalı 100 küsür yıl olmuş bu zaman dilimi içerisinde binlerce general, binlerce profesör, binlerce doçent, binlerce siyasetçi gelip geçmiştir ama bunların bir kaçı hariç, hiç birisini kimse ne hatırlar nede bilir.

Ama...

İlk okula dahi gitmemiş, dünyayı doya doya temaşa etmemiş olan Aşık Veyseli herkes hatırlar. Pir Sultanı bilir, Üstad Necip Fazılı, M. Akif'i, Nazım Hikmet'i herkes bilir hatırlar.

Bir mesele oldumu...bu konuda istiklal şairimiz Akif şöyle der, diye misal getirir.

Yada islami kesimin moralini yüksek tutması için üstad Necip Fazıl beyin...

Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte!

Ölsek de sevinin, eve dönsek de!

Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!

Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!

Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!

dizeleri hâlâ dillerde dolaşır durur.

Yada; ülkesi tarumar olmuş Akif'in

Gitme ey yolcu, beraber oturup ağlaşalım:

Elemim bir yüreğin kârı değil paylaşalım:

Ne yapıp ye'simi kahreyleyeyim bilmem ki?

Öyle dehşetli muhitimde dönen mâtem ki!

Âh! Karşımda vatan nâmına bir kabristan

Yatıyor şimdi Nasıl yerlere geçmez insan?

Şu mezarlar ki, uzanmış gidiyor, ey yolcu,

Nereden başladı yükselmeye, bak, nerede ucu! dizeleriyle elemini anlatır.

Yunus'un şu iki mısrası, saatlarca edilen vaaazu nasihattan daha tesirli değil mi?

"Mal sahibi mülk sahibi

Hani bunun ilk sahibi

Malda yalan mülkte yalan

Var birazda sen oyalan"

Acaba hangi vaizin iki saatlık vaazı bu mısralardan daha tesirlidir?

Ya da Akif'in şu sözleri ciltler dolusu kitabın anlatamadığını iki mısra ile anlatır bizlere.

Ya okur geçeriz bir ölünün toprağına

Ya açar bakarız nazm-ı celilin yaprağına

İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin

Ne mezarlıkta okunmak, ne fal bakmak için.

Şu sözler saatlarca verilen konferans yada seminerlerden daha tesirlidir.

İşte şiir böyle keskin bir sözcükler kümesidir.

"Şiir sessiz kalplerin dilidir"

İbni Sina der ki...

Şairler, söz sultanlarıdır; hekimler saltanatlarını vücut üzerinde kurarlar; şairlerin dil güzelliği de ruha zevk verirler.

Volter de şiir hakkında şöyle der.

Şiirin düz yazıdan farkı şudur.

Şiir az kelimeyle çok şey söyleme sanatıdır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.