Siyonist Kibir, Anadolu Kalkanına Çarpacak; 80 Yıllık Parantez Kapanıyor.

Cem MURAT

Tarih, iki farklı masa ve iki farklı dünya düzeni arasında devasa bir sarkaç gibi gidip geliyor. Bir yanda 1943 yılında dünyayı fiilen bölüşen devler, diğer yanda ise 2026 yılında ayaklarının altındaki zemin kayarken hayali bir mirası kanla tamamlamaya çalışan bir "kibir" masası var.

Resim 1: 1943 Tahran: Gerçek Gücün Paylaşımı

Stalin, Roosevelt ve Churchill masaya oturduğunda, arkalarında on milyonlarca kişilik ordular ve devasa bir sanayi üretimi vardı. Onlar kesinleşen askeri üstünlükleriyle pastayı nasıl bölüşeceklerini konuştular. Haritayı değiştirecek fiziksel güce sahiptiler; bu masadan BM, NATO ve Varşova Paktı ile şekillenen yeni bir dünya düzeni çıktı.

Reism 2: 2026 Kudüs: Kibrin ve "Yarım Kalan İllüzyonun" Masası

Netanyahu, Kushner ve Witkoff’un Theodor Herzl portresi önündeki pozu, rasyonel bir güçten ziyade bir meydan okumadır. Herzl’in rüşvet tekliflerine karşı Abdülhamid Han’ın koyduğu çelik irade, bugün Netanyahu’nun "yarım kalan işi (Arz-ı Mev'ud) tamamlayacağız" sözüyle tekrar hedeftedir. Ancak 1943 ekibi yükselen bir güçle harita çizerken; 2026 ekibi çöken bir hegemonya (Petro-Dolar’ın bitişi, ABD’nin iç bölünmesi) ve patlayan borç balonları içinde hayatta kalmaya çalışıyor. Gerçeklikle alakaları yok, battıklarını, bittiklerini görmeyecek kadar körler.


Arz-ı Mev'ud’un Kanlı Yol Haritası

  • Temel Atma (1900-1948): Herzl, Sultan Abdülhamid’den toprak alamayınca 31 Mart Vakası ile Sultan devre dışı bırakıldı. Osmanlı parçalandı, Balfour Deklarasyonu ile Yahudi vatanı vadedildi. Holokost trajedisi ve Oppenheimer’ın atom bombası, yeni İsrail devletinin vicdani ve askeri zırhı oldu.
  • Alan Açma (1948-1980): İsrail'in nükleer programına karşı çıkan Kennedy tasfiye edildi. Kissinger ile "Petro-Dolar" sistemi kurularak İsrail bölgeye askeri üstünlükle yerleşti.
  • Kuşatma ve Kaos (1980-2020): Reagan ile Siyonizm-Evanjelizm nikahı kıyıldı. Türkiye’yi oyalama amacıyla PKK sahaya sürüldü. Irak’ın işgali ve Arap Baharı ile İsrail’in etrafındaki "direnç kuşağı" (Suriye, Libya) yok edildi.

Bugünkü mücadeleyi anlamak için 1943’teki İnönü yönetiminin stratejik hatalarına (ihanetlerine) bakmak gerekir. Abdülhamid Han "Zerre toprak vermem" diyerek onuru korurken; İnönü, "Devleti yaşatmak için sessiz kalmalıyız" mantığıyla Türkiye’yi 50 yıl sürecek bir Batı vesayeti altına soktu.

  • 12 Ada Fırsatının Reddi: Almanlar çekilirken 12 Ada'yı Türkiye'ye devretmeyi teklif etti. İnönü, "savaş dışı kalma" bahanesiyle bu tarihi fırsatı geri çevirdi. Bugün Mavi Vatan’da yaşadığımız sorunların kökü o günkü iradesizlikte yatar.
  • Savunma Sanayiinin İnfazı: Silah yardımı (Lend-Lease) şartıyla Türkiye dışa bağımlı hale getirildi; Nuri Demirağ ve Vecihi Hürkuş gibi yerli dehâların önü kesildi.
  • Kültürel ve Ekonomik Teslimiyet: Marshall Planı ve Fullbright Anlaşması ile Türkiye ABD’nin pazarı haline getirildi, eğitim sistemi millilikten uzaklaştırıldı.
  • Boraltan Köprüsü Faciası: 195 Türk asıllı sığınmacının Stalin’e iade edilerek kurşuna dizilmesi, Türkiye’nin bölgesel "liderlik" ve "soydaş kalkanı" imajına vurulan en büyük darbeydi.

1943’te figüran olan Türkiye, bugün savunma sanayi ve müthiş siyasi hamleleri ile o haritaları yırtıp atan güç konumunda.

Eğer İnönü o gün 12 Ada’yı alsa ve yerli sanayicileri destekleseydi, Türkiye bugün ki haline 80 yıl önce gelirdi. Ne motor derdimiz vardı ne uçak, ne de bölgede bir savaş yahut ihtilaf olurdu.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.