Uluslararası siyasetin koridorlarında bugünlerde tek bir soru yankılanıyor: Amerikan İmparatorluğu, kendi kurduğu ve tıkır tıkır işleyen o karlı düzeni neden kendi elleriyle bozdu?
Yıllarca süregelen statüko aslında oldukça basitti. ABD ve İran arasındaki o meşhur "düşmanlık", her iki tarafın da işine gelen politik bir tiyatrodan ibaretti. Amerika, Körfez ülkelerine İran korkusu pompalıyor; korku kıskacındaki bu ülkeler ise kendilerini korumak adına milyarlarca dolarlık silah siparişleri veriyordu. Yani korku, Amerika için nakde dönüşüyordu.
Ancak Amerika’nın İran üzerindeki baskıyı kontrolsüz bir çatışma zeminine çekmesi, bu karlı denklemi altüst etti. Peki, rasyonel bir devlet neden kendi çıkarına aykırı hareket eder?
Kaosun Kazananları: Rusya ve Çin
Bu sorunun cevabını bulmak için basit bir kuralı takip etmeliyiz: "Bu işten kim kazançlı çıktı?" Tabloya baktığımızda karşımıza Amerika’nın en büyük rakipleri çıkıyor.
-
Rusya: Ambargo kıskacından sıyrıldı, enerji piyasasında elini güçlendirdi ve petrolünü satarak kasasını doldurmaya devam ediyor.
-
Çin: ABD’nin yarattığı bu jeopolitik boşlukta Çin parası Yuan, küresel bir rezerv para birimi hüviyeti kazanmaya başladı. Artık Çin, sadece üreterek değil, parasıyla para kazanıyor.
Kendi düşmanlarına alan açan, rakibini besleyen bu politika, klasik strateji ve akıl ile bağdaşmıyor. İşte tam bu noktada, tarihin tozlu sayfalarından bir bilge bize sesleniyor.
Sokrat ve Gemi Benzetmesi: Demogogların Yükselişi
Bundan tam 2400 yıl önce Sokrat, devleti bir gemiye benzetmişti. Sokrat’a göre bir gemi, usta bir kaptan yerine iş bilmeyen birine teslim edilirse, gemidekilerin felaketi kaçınılmazdır. Filozofun demokrasiye dair en büyük endişesi şuydu: "İş bilmez, ancak ağzı laf yapan demogoglar iktidarı ele geçirir ve devleti batırır."
Görünen o ki, Sokrat bir kez daha haklı çıktı. Medeniyetimiz teknolojik olarak devasa adımlar atsa da, tıp her hastalığa çare bulsa da, enerji sorunları çözülse de "yönetim" krizi baki kalıyor.
Vasatın İktidarı ve Kaçınılmaz Sonuç
Toplumların genel zekâ seviyesi ve beklentileri maalesef "vasat" bir çizgide seyreder. Bu durum, yalanı gerçekmiş gibi sunabilen, kitleleri manipüle eden demogogların önünü açar.
Bugün Amerikan halkı, vasatın altındaki siyasilere iktidarı teslim etmenin bedelini ödüyor. Stratejik derinlikten yoksun, günü kurtaran ve rakiplerine hizmet eden bu yönetim anlayışı, sadece Amerika’yı değil, küresel dengeyi de bir belirsizliğe sürüklüyor. Bilimin ilerlemesi bizi modernleştiriyor olabilir ama Sokrat’ın uyardığı o "usta kaptan" eksikliği, modern dünyayı karaya oturtmak üzere.