SUSUZ KALDIĞIMIZI NASIL ANLARIZ!...

Mesut ŞİMŞEK

SUSUZ KALDIĞINIZI NASIL ANLARSINIZ?

Vücudunuzun Sessiz Uyarılarını Görmezden Gelmeyin

Değerli okuyucularım,

Günlük hayatın yoğunluğu içerisinde çoğumuz su içmeyi ihmal ediyoruz. Özellikle sıcak yaz günlerinde, yoğun çalışanlarda, fiziksel aktivite yapanlarda ve terleme nedeniyle sıvı kaybedenlerde yeterli sıvı tüketimi çok daha önemli hale geliyor.

Peki vücudumuzun yeterince su almadığını nasıl anlayabiliriz?

Aslında vücudumuz bize birçok küçük sinyal gönderiyor. Önemli olan bu sinyalleri fark edebilmek.

İlk işaret: Susama hissi

Susamak, vücudumuzun sıvıya ihtiyaç duyduğunu gösteren en bilinen işaretlerden biridir. Ancak yalnızca susamayı beklemek her zaman yeterli olmayabilir.

Ağız kuruluğu, halsizlik, baş ağrısı, baş dönmesi, dikkat ve odaklanma güçlüğü, daha seyrek idrara çıkma ve koyu renkli idrar da sıvı eksikliğinin işaretleri arasında olabilir.

Özellikle gün içerisinde yoğun çalışan kişiler bazen susadıklarını bile fark etmeden saatler geçiriyor.

Benim tavsiyem, su içmeyi susama hissine bırakmamak ve bunu günlük bir alışkanlık haline getirmektir.

İdrar renginiz size önemli bir ipucu verebilir

Vücudunuzun sıvı durumunu takip etmenin pratik yollarından biri de idrar rengine bakmaktır.

Genellikle açık sarı, saman veya açık limonata rengindeki idrar yeterli sıvı alımının bir işareti olabilir.

İdrarın belirgin şekilde koyulaşması ise daha fazla sıvıya ihtiyaç duyulduğunu düşündürebilir.

Ancak burada önemli bir nokta var:

İdrar rengini değerlendirirken kullanılan bazı vitaminler, ilaçlar ve besinler de rengi değiştirebilir. Bu nedenle tek başına idrar rengi kesin bir tıbbi ölçüm değildir.

Suyu bir anda değil, gün boyunca yudum yudum için

Burada özellikle üzerinde durmak istediğim bir konu var.

Su tüketimini bir anda bardak bardak yüklenerek yapmak yerine, gün içerisine yayarak ve yudum yudum içmek daha düzenli bir alışkanlık oluşturabilir.

Örneğin saatlerce hiç su içmeyip bir anda litrelerce su tüketmek yerine, gün boyunca yanınızda su bulundurup düzenli aralıklarla birkaç yudum içmek daha doğru bir yaklaşım olabilir.

Çünkü amaç sadece bir anda çok miktarda su içmek değil, gün boyunca vücudun sıvı ihtiyacını dengeli şekilde karşılamaktır.

Elbette herkesin sıvı ihtiyacı aynı değildir. Yaş, hava sıcaklığı, fiziksel aktivite, beslenme, terleme ve kişinin sağlık durumu bu ihtiyacı değiştirebilir.

Özellikle kalp, böbrek veya başka kronik hastalığı bulunan kişilerin sıvı tüketimi konusunda doktorlarının önerilerini dikkate almaları gerekir.

Hafif susuzluğun belirtileri nelerdir?

Vücudunuzda sıvı eksikliği başladığında şu belirtiler görülebilir:

✓ Aşırı susama

✓ Ağız kuruluğu veya ağızda yapışkanlık hissi

✓ Yorgunluk ve halsizlik

✓ Baş ağrısı

✓ Baş dönmesi

✓ Odaklanma güçlüğü

✓ Daha seyrek idrara çıkma

✓ Koyu renkli idrar

Bu belirtiler özellikle sıcak havalarda daha fazla önem kazanır.

Çünkü terleme yoluyla yalnızca su değil, bazı elektrolitler de kaybedilebilir.

Elektrolitler neden önemlidir?

Vücudumuzun sıvı dengesinde sodyum, potasyum ve diğer elektrolitlerin önemli görevleri vardır.

Uzun süreli ve yoğun terleme, ağır fiziksel aktivite veya aşırı sıcak hava koşullarında elektrolit kaybı da söz konusu olabilir.

Ancak burada da bilinçli olmak gerekiyor.

Her insanın günlük olarak elektrolit takviyesi kullanması gerektiği anlamına gelmez. Özellikle böbrek, kalp veya tansiyon problemi olan kişilerin elektrolit ürünlerini doktor veya sağlık profesyoneline danışmadan kullanmaması daha güvenlidir.

Su sadece bardaktan gelmez

Günlük sıvı alımımızın tamamı yalnızca içtiğimiz sudan oluşmaz.

Sebze ve meyveler de önemli miktarda su içerir.

Özellikle;

✓ Salatalık

✓ Marul

✓ Domates

✓ Turp

✓ Karpuz

✓ Kavun

✓ Çilek

gibi su oranı yüksek besinleri öğünlerimize dahil etmek sıvı alımımıza katkı sağlayabilir.

Örneğin salatalık yüksek oranda su içerir ve aynı zamanda çeşitli vitamin ve mineralleri de bünyesinde barındırır.

Ben her zaman şunu söylüyorum:

Sağlıklı beslenme sadece ne kadar yediğimizle değil, ne yediğimiz ve gün boyunca vücudumuza ne kadar sıvı sağladığımızla da ilgilidir.

Kahve ve çay suyun yerini tamamen tutar mı?

Kahve ve çay da toplam sıvı alımına katkıda bulunabilir. Ancak özellikle yüksek miktarlarda kafein tüketmek yerine dengeli bir tüketim tercih edilmelidir.

Bir bardak çay = 2 Bardak suyu vücudumuzdan götürür...

Benim önerim, kahve ve çayı suyun alternatifi gibi görmek yerine günlük sıvı tüketiminizin yanında değerlendirmektir.

Suyun tadını sevmeyenler ise içerisine birkaç dilim limon, salatalık, nane veya fesleğen ekleyerek daha keyifli hale getirebilir.

Özellikle yaz aylarında soğuk aromalı su güzel bir alternatif olabilir.

Peki Ortopatch bu konunun neresinde?

Burada kendi kullandığım ve danışanlarımdan da sıkça soru aldığım Ortopatch ürününden de bahsetmek istiyorum.

Ortopatch, transdermal patch yaklaşımıyla kullanılan bir medikal wellness ürünüdür. İçeriğinde kırmızı Kore ginsengi, siyah ginseng, magnezyum, glukozamin ve kolajen gibi bileşenler bulunur.

Benim özellikle vurgulamak istediğim nokta şu:

Ortopatch suyun yerine geçmez ve susuzluğu gideren bir ürün değildir.

Yani patch kullanan bir kişinin “Artık su içmeme gerek yok” şeklinde düşünmesi kesinlikle doğru değildir.

Tam tersine, günlük yaşamda yeterli ve dengeli sıvı tüketimi her zaman önemlidir.

Ortopatch’i ise kişisel wellness rutinimin bir parçası olarak değerlendiriyorum. Ürün kullanımında da ambalaj üzerindeki talimatlara uyulmasını ve özel sağlık durumu olan kişilerin sağlık profesyoneline danışmasını öneriyorum.

Unutmayalım:

Bir patch, dengeli beslenmenin, yeterli sıvı tüketiminin, kaliteli uykunun ve düzenli hareketin yerini tutmaz.

Çok fazla su içmek de doğru değil

Burada önemli bir başka yanlış anlaşılmayı da düzeltmek gerekiyor.

“Ne kadar çok su içersen o kadar sağlıklısın” düşüncesi doğru değildir.

Aşırı miktarda ve özellikle kısa sürede çok fazla su tüketmek, kandaki sodyum düzeyinin tehlikeli şekilde düşmesine neden olabilir.

Bu nedenle hedefimiz litrelerce suyu kısa sürede tüketmek değil;

ihtiyacımız kadar suyu gün içerisine dengeli şekilde yaymaktır.

Yani yine aynı noktaya geliyoruz:

Dikerek değil, yudum yudum.

Ciddi susuzluk belirtilerini hafife almayın

Bazı durumlarda susuzluk ciddi boyutlara ulaşabilir.

Şiddetli baş dönmesi, belirgin bilinç bulanıklığı, bayılma, çok az idrar yapma veya hiç idrar yapamama, aşırı halsizlik, çok hızlı kalp atışı, düşük tansiyon, çökmüş gözler veya özellikle sıcak ortamda terleyememe gibi ciddi belirtiler ortaya çıkarsa durum acil değerlendirme gerektirebilir.

Böyle bir durumda evde yalnızca su içerek geçmesini beklemek doğru değildir.

Acil tıbbi yardım alınmalıdır.

Kendinize küçük bir su rutini oluşturun

Benim sizlere önerim çok basit:

Sabah uyandığınızda güne su ile başlayın.

Çalışırken masanızda veya yanınızda su bulundurun.

Susamayı beklemeden gün boyunca düzenli aralıklarla birkaç yudum su için.

Sıcak havalarda ve fiziksel aktivite sırasında sıvı ihtiyacınıza daha fazla dikkat edin.

Öğünlerinize su oranı yüksek sebze ve meyveler ekleyin.

Çok terlediğiniz dönemlerde yalnızca suya değil, elektrolit kaybına da dikkat edin.

Ve en önemlisi…

Vücudunuzun verdiği sinyalleri dinleyin.

Baş ağrısını, halsizliği, ağız kuruluğunu veya koyu renkli idrarı sürekli olarak “Yorgunluktandır” diyerek geçiştirmeyin.

Çünkü bazen vücudumuzun ihtiyacı olan şey çok basit olabilir:

Bir bardak su… ama acele etmeden, yudum yudum.

Sağlıklı bir yaşam büyük değişikliklerle değil, her gün tekrarladığımız küçük ve doğru alışkanlıklarla başlar.

Unutmayalım;

Su yaşamdır.

Ama önemli olan sadece su içmek değil, suyu doğru zamanda, dengeli ve vücudumuzun ihtiyacına uygun şekilde tüketmektir.

Sağlıkla, huzurla ve bilinçle kalın.

Mesut Şimşek

Fitoterapist

Refleksoloji Uzmanı

Gazeteci & Köşe Yazarı

Networker

Wecommstore Medikal Wellness

YÜSİAD Genel Başkan Yardımcısı

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.