Tabutu kadınlar taşıdı; suskunluğu kim taşıyacak

Ahmet Şükrü KILIÇ

Bir toplumun en ağır imtihanı suç değildir. Suç karşısında alınan tavırdır. Çünkü suç bireysel olabilir. Suskunluk ise toplumsaldır.

Türkiye son günlerde ağır bir dosyanın vicdan yüküyle karşı karşıya kaldı. Kur’an’a Hizmet Vakfı yöneticilerinden Ayhan Şengüler hakkında, kızını cinsel istismara maruz bıraktığı suçlamasıyla açılan dava sürerken anne H.Ş. ile kızı İkra’nın ölü bulunması kamuoyunda büyük bir sarsıntı oluşturdu.

Davanın yargı süreci devam etmektedir. Bu nedenle hüküm vermek hukukun alanıdır. Fakat suçlamanın mahiyeti ve olayın ağırlığı toplumun vicdanını ilgilendiren bir meseledir.

Bir çocuk hakkında cinsel istismar suçlaması söz konusuysa, bu yalnızca bir ailenin meselesi değildir. Bu mesele doğrudan toplumun ahlâk sınavıdır.

Bu dosyada dikkat çeken bir başka husus da cenazede yaşanan sahnedir.

Anne ile kızının cenazesinde kadınlar tabutun erkekler tarafından taşınmasına izin vermedi. Tabutu kendileri omuzladı.

Bu görüntü bir geleneğin ihlali değil, bir vicdanın isyanıydı.

Çünkü toplum bazen kelimelerle anlatamadığı öfkeyi sembollerle anlatır.

O tabut yalnızca iki insanın tabutu değildi.

O tabut geciken soruların ağırlığını taşıyordu.

O tabut duyulmayan çığlıkların ağırlığını taşıyordu.

O tabut suskunlukların ağırlığını taşıyordu.

Bu olayın ardından dikkat çekici bir tablo ortaya çıktı. Türkiye’de bazı medya organları dosyayı gündemde tutarken, kendisini muhafazakâr olarak tanımlayan medyanın önemli bir bölümü konuyu oldukça sınırlı biçimde ele aldı.

Bu tavır üzerinde düşünmek zorundayız.

Muhafazakârlık kötülüğü görmezden gelme hakkı değildir. Tam tersine kötülüğe karşı daha yüksek bir hassasiyet iddiasıdır.

İslam ahlâkı bize açık bir ölçü verir. Bir kötülük gördüğünde onu düzelt. Gücün yetmiyorsa sözünle karşı çık. Ona da gücün yetmiyorsa kalben buğz et.

Bugün Türkiye’de kadın cinayetleri ve çocuk istismarları toplumun vicdanını yaralayan iki büyük mesele hâline gelmiştir. Bu meseleler ideolojik tartışmaların konusu değildir. Bunlar doğrudan insanlık meselesidir.

Bir çocuğun hayatı hiçbir siyasi hesapla tartılamaz.

Bir kadının onuru hiçbir ideolojik kampın parçası olamaz.

Ne yazık ki çağımız yalnızca savaşların değil, aynı zamanda ahlâkın da yaralandığı bir çağdır. Dünyanın en güçlü ülkelerinde bile çocuk istismarı suçlamalarının nasıl karanlık ağlar içinde kaybolduğunu gördük.

Jeffrey Epstein dosyası bunun en çarpıcı örneklerinden biridir. Yıllarca çocuk istismarı suçlamalarıyla gündeme gelen bu dosya, dünyanın en güçlü çevreleriyle bağlantılı karanlık bir ağın varlığını ortaya koymuş fakat hakikatin tamamı hiçbir zaman açıklığa kavuşmamıştır.

Bu tablo bize şunu gösterir.

Ahlâk çöktüğünde güç sahipleri çoğu zaman birbirlerini korur.

İşte bu yüzden toplumların üç savunma hattı vardır. Hukuk. Vicdan. Kamuoyu.

Hukuk işlemiyorsa vicdan konuşur. Vicdan susturulursa kamuoyu ayağa kalkar.

Yıllar önce meslek dersleri öğretmeni olan bir okul müdürü hakkında kız öğrencilerine yönelik taciz suçlamaları gündeme gelmişti. O günlerde yazdığım bir yazıda Milli Eğitim Bakanlığı’nın idari soruşturmayı hızlandırması gerektiğini belirtmiştim. Yazı yayımlandıktan sonra dosya kısa süre içinde yargıya taşınmıştı.

Konuyu gündeme taşıdığım gün bir milletvekili aradı; “Keşke yazmasaydın, takip ettiğim bir konu, gerekeni yapıyoruz zaten” demişti. Cevabım; “Araman gereken kişi ben değilim bakanlık. Bu zamana kadar neden sonuçlanmadığının hesabını sormak. Daha iyi anlaman için ‘o çocuklardan biri senin çocuğun olsaydı’ diye bir cümle mi kurmam gerekiyor.

Bir dosyanın konuşulması adalete zarar vermez. Çoğu zaman adaletin önünü açar.

Bugün de aynı ilkeyi savunmak zorundayız.

Bir vakıf, bir cemaat, bir siyasi çevre veya bir ideolojik yapı; cinsel istismar suçlamasının üzerini örtme gerekçesi olamaz.

Suçlama varsa araştırılır. Hakikat ortaya çıkar.

Ahlâkın korunması ahlâksızlığın örtülmesiyle sağlanmaz.

Bir çocuğun çığlığı hiçbir ideolojiden küçük değildir.

Bugün asıl soru şudur.

Tabutu kadınlar taşıdı.

Peki suskunluğu kim taşıyacak.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.