TERAVİH İÇİN ÖNEMLİ UYARI

Mehmet Emin PARLAKTÜRK

Ramazan’ın önemli ibadetlerinden biri de, şüphesiz teravih namazıdır. Yurdumuzda yaygın olan “teravihe gitme” geleneği, elbette sevindiricidir ama üzüntü verici olan şey; bu namazın hakkıyla edâ edilememesidir. Evet, çoğunlukla teravih namazının hakkını veremiyor, gerektiği şekilde edâ edemiyoruz. Nasıl mı? Anlatıyım.

Arapça’da, “dinlendirmek” manasındaki “tervih” kelimesinin çoğulu olan "teravih" namazının esas anlamı; “dinlendiren namaz” demektir. Dolayısıyla bu namazı; hızlıca, aceleyle, koştura koştura, kan ter içinde kalarak ve nefes nefese kılarsak, bunun adı teravih namazı olmaz, olsa olsa bu "yorgunluk namazı" olur. Teravih namazını; adına layık bir şekilde, yavaş yavaş, sindire sindire, âheste âheste, acele etmeden, tadına vara vara, sühûlet ve sükûnet içinde, ağır ağır kılmamız gerekir ki, bu namazı hakkıyla edâ etmiş olalım.

Sadece Konya özelinde söylemiyorum; Ülkemiz genelinde küçük bir araştırma yapın, cemaatin çoğunluğu “hangi hoca teravihi çabuk kıldırıyorsa” veya “en erken hangi cami dağılıyorsa” oraya gitmeyi tercih etmektedir. Özellikle gençler, “hızlı kıldırma rekoru” hangi imamda ise, o camiye gitmektedirler.

Diyeceksiniz ki, cemaatin suçu var da, imamların hiç mi suçu yok? Tabii ki var, hem de suçun büyüğü onlardadır. Çünkü namazda esas olan, cemaatin imama tabi olmasıdır, yoksa imam cemaate uymaz. Namaza dururken ne diyoruz: “Niyet ettim teravih namazı kılmaya, uydum imama…” O halde, İmam nasıl kıldırıyorsa, cemaat de ona tabi olacaktır. Bazı imamlarımız diyor ki: “Efendim, cemaat namazı hızlı kıldırmamızı istiyor, biz de öyle yapıyoruz!” Bu mazeret değil, yukarıda söyledik, cemaat imama uyar. Kıldırdığımız namazın bir erkânı, bir âdâbı var. “Cemaat istedi, ben yaptım oldu” anlayışıyla ibadet yapılmaz.

Tadil-i erkân konusunu biraz daha açalım: Namazın rükünleri dediğimiz; kıyam, kıraat, rükû, secde, oturuş gibi temel hareketleri, acele etmeden, yerli yerince ve sükûnet içinde yerine getirmek gerekir. Buna “tadil-i erkan” diyoruz ki, rükûn geçişlerinde bir müddet durmak, azaların tam yerleşmesini sağlamak demektir. Meselâ, rükûya eğildiğimizde sırtın düz olup bir an sükûnetle durması, rükûdan kalkınca bir müddet beklemek, secdeye vardığımızda tam yerleşip tesbihatı bitirmek, iki secde arasında tam oturup kısa bir süre beklemektir. İmam Azam’a göre tadil-i erkân vaciptir ve bilerek terk edilirse namazın iadesi gerekir. Diğer mezheplere ve Hanefîlerden İmam Ebû Yûsuf’a göre ise, ta’dîl-i erkân farzdır, yapılmazsa namaz geçerli olmaz.

Peygamberimiz aleyhisselam bir gün, aceleyle namaz kılıp tadil-i erkâna riayet etmeyen bir sahabeye üç defa: “Git, namazını yeniden kıl; çünkü sen namaz kılmış olmadın” buyurmuştur. Namaz, duygudan uzak sadece bedensel bir hareket değil, manevi bir arınma eylemidir. Bu sebeple, tefekkürle okunan ayet ve tesbihatın idrak edilmesine, Allah’ın huzurunda olduğunun farkına varılmasına ve böylece kalbin huzur bulmasına vesile olduğu için tadil-i erkân çok önemlidir. Aceleyle kılınan namazda; huzur, dinginlik, derinlik ve manevi lezzet olmaz.

Bu anlattıklarımıza rağmen; “Hocam, Ramazan boyu teravihe gidiyoruz, hızlı da olsa namazımızı kılıyoruz, daha ne istersin?” diyorsanız, ben de size Allah Resulünün şu hadis-i şerifini hatırlatmakla iktifa edip aradan çekileyim: “Nice namaz kılanlar vardır ki, onların kıldıkları namazdan nasipleri, sadece uykusuz kalmaktan ve yorgun düşmekten ibarettir.” (Bkz. İbn Hanbel, 2/373; İbn Mace, Sıyam,21)

Teravih olsun olmasın namazları tadil-i erkâna riayet etmeden, aceleyle hızlı kılan kardeşlerim veya kıldıran imamlarımız, artık kararı siz verin; sevaba değil de yorgunluğa ve uykusuzluğa talipseniz bildiğiniz gibi devam edin, başka ne diyeyim!..
Ramazan-ı Şerifinizi tebrik ederim.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.