Ümmetin Hâl-i Pür Melâli: 28 Şubat’ın Gölgesinden Gazze’nin Direnişine

Mehmet KAÇAR

İnsanlık tarihi, ilk insandan bu yana bitmek bilmeyen bir hak ile batıl mücadelesine sahne olmuştur. Hz. Adem ile başlayan bu kadim kavga, bugün de tüm hızıyla, farklı maskeler ve yöntemlerle devam ediyor. Kimi zaman bir tarafın baskın geldiği, kimi zaman diğerinin geri çekildiği bu süreç, adeta bir tahterevalli gibi yer değiştirse de asıl mesele bizim bu dengenin neresinde durduğumuzdur.

Zıtlıkların Estetiği ve Mücadele Fıtratı

İyi ile kötü, doğru ile yanlış, zalim ile mazlum... Bu kavramlar birbirinin zıddı gibi görünse de aslında birbirini tamamlayan unsurlardır. Necip Fazıl’ın o meşhur dizesinde belirttiği gibi: “Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın / Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın.” Düşman, inananın azmini bileyen bir bileği taşıdır. Batılın varlığı, hakkın değerini ve duruşunu berraklaştırır.

Ancak bugün İslam dünyasının içine düştüğü durum, Allâme Muhammed İkbal’in deyimiyle bir “benlik ölümü” sorunudur. İkbal’in "Arap’ın ruhu cansız, İran ve Irak’ın bedeni kansız kaldı" tespiti, ne yazık ki modern çağın Müslüman portresini de özetliyor. Ciğerimiz yanıyor ama bu yanış bizi bir küle mi dönüştürüyor yoksa yeniden doğuşun ateşine mi?

Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar: Osmanlı’dan Epstein Skandalına

Osmanlı’nın tarih sahnesinden çekilişiyle başlayan "başsızlık" dönemi, İslam coğrafyasının en büyük sızısıdır. Fakat Anadolu irfanında bir söz vardır: “Yiğit düştüğü yerden kalkar.” Bugün batılın ve küresel hegemonyanın zirve yaptığı, en güçlü göründüğü anlarda aslında ne kadar çürüdüğünü görüyoruz.

Son dönemde patlak veren Epstein skandalı, Batı medeniyetinin parıltılı vitrininin ardındaki karanlığı ve ahlaki çöküşü tüm çıplaklığıyla ortaya koymuştur. Kur’an-ı Kerim’in Ankebût Suresi’nde buyurduğu gibi; onlar örümcek ağına sığınıyorlar ama yuvaların en çürüğü örümceğin yuvasıdır. Unutmayalım ki o zayıf görünen örümcek ağı, yeri geldiğinde Peygamber Efendimizi (s.a.v) koca bir ordudan koruyacak kadar güçlü bir kalkana dönüşebilir.

Gazze: İnsanlığın ve Hakkın Turnusol Kâğıdı

Bugün Gazze, tüm dünyanın imtihan edildiği bir merkez üssüdür. Şehir yakıldı, taş üstünde taş bırakılmadı; fakat dünya gördü ki insanlık ölmedi. Gazze direnişi, sahte özgürlük ve demokrasi masallarını yırtıp atmıştır. Epstein olayındaki ahlaki sefalet ile Gazze’deki onurlu direniş, dünyanın gidişatını değiştirecek iki büyük kırılma noktasıdır.

Hırpalanıyoruz, aşağılanıyoruz; ancak hakka yönelenlerin sayısındaki artışı görmezden gelemeyiz. Müslümanlar olarak bizler, acılarımızdan süzülerek geleceği inşa etmek zorundayız.

Çağa İslam’ın Gözüyle Bakmak

Büyük kafalar fikirleri konuşur. Göklere giden yolu arayanlar, Allah’ın Resulü’nün ayak izlerini takip etmekten başka bir kurtuluş reçetesi bulamazlar. Rasim Özdenören’in o muazzam tespitiyle bitirelim:

“Müslüman, çağın gözüyle İslam’a bakmaz; İslam’ın gözüyle çağa bakar.”

Çağ bizi yutmaya çalışırken, biz çağı İslam’ın adaleti ve merhametiyle yeniden yorumlamalıyız. Ümmetin bu melâli, inşallah şanlı bir uyanışın doğum sancısıdır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.