İsrail ile ABD arasındaki ilişkilerde alışılmışın dışında, derin bir çatlağın sinyalleri yükseliyor. Bugüne kadar "güvenlik" maskesi altında ABD siyasetini kendi ajandası doğrultusunda yönlendirmeyi başaran İsrail, görünüşe göre artık kartlarını açık oynuyor. Ancak bu kez oyunun kuralları değişti; İran ile ABD arasındaki gerilimin ortaya çıkardığı gerçek, İsrail’in "küçük ortak" rolünü artık reddettiğini gösteriyor.
Dolar İmparatorluğu ve İsrail’in İnadı
ABD siyasetinin omurgası, Dolar İmparatorluğu’nun bekası üzerine kuruludur. Doların egemenliğine gelecek en ufak bir tehdit, Washington için "kırmızı çizgidir." İsrail’in kendi çıkarı uğruna bölgesel bir yangın çıkarma arzusu, doların küresel gücünü riske atıyor. ABD yönetimi, İran ile arka kapı diplomasisi yürütürken tek bir hedefi var: Doları kurtarmak ve bölgesel istikrarı yeniden tesis etmek.
İsrail ise bambaşka bir noktada; savaşın sürmesi adına Lübnan’ı bombalamaya devam ediyor ve ABD’nin dolara dayalı ekonomik stratejisini adeta hiçe sayıyor.
"Beyaz Sarayı Bir Daha Göremezsin": Krizin Zirvesi
Bu gerilimin ilk somut çatlağı, ABD Başkan Yardımcısı James David Vance’in İsrail’e yönelik uyarılarıyla su yüzüne çıktı. ABD tarihinde bir ilk sayılabilecek bu çıkış, siyaset koridorlarında deprem etkisi yarattı. İsrail’in buna yanıtı ise diplomasi tarihine geçecek bir küstahlık içeriyordu: "Bir daha Beyaz Sarayı göremezsin."
Bu tehdit, ABD iç siyasetinde infial yarattı. ABD’nin entelektüel kesimi ve kamuoyu, "küçük ortak" olarak görülen bir devletin, ABD yönetimini doğrudan tehdit etmesini sindiremiyor.
Ekonomik Bağımlılık ve Değişen Kamuoyu
Gerçek şu ki; İsrail’in ABD desteği olmadan askeri ve siyasi varlığını sürdürmesi imkansız. İstatistikler, İsrail'in askeri envanterinin yüzde 75'inin ABD hibelerinden oluştuğunu ve her yıl ciddi miktarda mali yardım aldığını ortaya koyuyor. Ancak rüzgar tersine dönüyor.
Gazeteci Tucker Carlson gibi isimlerin, "Vergilerimizle İsrail'i finanse edemezsiniz" çıkışı, Amerikan orta sınıfında karşılık bulmaya başladı. Bugün bir senatörün İsrail hakkında gelen soruya cevap vermekten kaçıp başını öne eğmesi, Washington’da "İsrail'i savunacak gerekçe kalmadığının" en somut kanıtı.
Sonun Başlangıcı mı?
ABD’de siyasiler, artık toplumu ikna etmeden uluslararası bir adım atamıyor. İsrail’in ABD’yi zorla kendi savaşlarına çekme stratejisi, bizzat ABD’nin kendi ekonomik çıkarlarıyla çatışıyor.
Bu kavgada kaybeden çoktan belli: İsrail, stratejik müttefikini kaybetmenin eşiğinde. Washington-Tel Aviv hattındaki bu kırılma, belki de Orta Doğu’da yeni bir dönemin, hatta bir dönemin sonunun başlangıcını işaret ediyor.