YAHUDİ TAKTİĞİ - I

Prof. Dr. Önder KUTLU

Suçlunun, suçunu bastırmak ve dikkatleri başka yöne çekerek fiillerini örtbas etmek için sağa – sola itham ve iddialarda bulunması çok ilkel, ama 'kaşarlanmış' suçluların kullandığı yaygın bir yöntemdir. Etrafa sürekli olarak saldıran ve sürekli olarak gerginlik üreterek oluşacak tansiyondan medet uman tiplerdir bunlar.
Siyonist Yahudilerin kullandığı bu taktikten Siyonist-sever Fetöcüler de bolca yararlanıyorlar. Amaçları açık; cürümlerini gizlemek, suçlarını örtmek ve karşı taraf suçlamadan karşı tarafı töhmet altına almak.
 

Bunlara kalsan Filistinli saldırgan; Filistinli suçlu; Filistinli katil…
 

Fetö, İsrail’li çocuklar için üzüldüğünü, onlar için dua ettiğin söylemedi mi?
Mavi Marmara için ‘otoriteden izin almadan gidilmesi doğru değil, demedi mi?’. Siyaset biliminde ‘otorite’ meşru iktidar demektir. İsrail meşru oluyor; Filistin ve Filistin’e destek verenlerse gayri meşru.
Kişisel olarak, bunları 800 yıl önce gören Hz. Pir’in şu sözlerini şiar edinmemiz gerektiğini düşünürüm: "Suskunluğum asaletimdendir. Her lafa verilecek bir cevabım var. Lakin bir lafa bakarım laf mı diye. Bir de adama bakarım adam mı diye".

 

Ancak, bu kez durum biraz farklı: 28 Şubat artığı zihniyetten, ‘Fetö şüphelisi’ kendini bilmez biri çıkıyor ve hakkında yürütülen soruşturmayı etkilemeye dönük, muhtemel şahit ve müştekiler haklarında soru işaretleri oluşturmaya yönelik açıklamalar yapıyor.
 

Ayrıca soruşturmayı yürütmesi istenen kişiler ve görevlendirecek kurumu da etkileme çabası göze çarpıyor.
Soruşturmacılar konusu ayrı bir mevzu. Belki ileride detay verebilirim ama şimdi değil.
Şahıs ismimi vermeden, ‘bu iddiaların arkasında NEU Rektör Yardımcısı var’ diyebiliyor.
Maalesef medya da buna çanak tutuyor…
Medya konusunu bilahare değerlendireceğim…
Bu arkadaşlar herkesi biliyor olmaları gerekirken gerekli titizliği göstermiyorlar.
‘Kendini bilmez’ tarafından gündeme taşınan tezviratları kastediyorum. Mızrak çuvala sığmayıp, cürümleri kamuoyu ile paylaşılan biri çağırmış bir muhabiri, saçma-sapan iddiasını ortaya atmış.
Biliyor ki soruşturmacılar konuyla alakalı olarak bilgi sahibi olanlara müracaat edecekler. Sağlıklı bir sonuca ulaşmak için hakkındaki iddiaları didik didik eleyecekler.
Hakkındaki bütün bu iddialara doğrudan doğruya cevap vermek yerine şahitleri ve soruşturmayı yürütecek olanları töhmet altında bırakarak itibarsızlaştırmak ve vereceği şahit ifadelerini değersizleştirerek çürütmek istiyor.
Bunların tamamına verilecek cevaplarımız mevcut.
Aslında bütün bu cümleleri kaleme almazdım. Zira Hz. Mevlana’nın ölçülerine aykırı bir durum olduğu için. Laf, ‘laf’ değil, söyleyen de ‘adam’.
Ama mademki mesele kamuya açıldı…
Biz de kamuoyunun sağlıklı bilgilendirilmesi adına konuşalım istedik…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.