Yakın Tarihin Prangaları: Cem Gürdeniz’e Bir Cevap

Rasim DUMAN

Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, geçtiğimiz günlerde yayınladığı kapsamlı videosunda teknik ve askerî strateji açısından yine üst düzey bilgiler paylaştı. Ancak stratejik akıl ne kadar parlak olursa olsun, eğer yaslandığı tarihsel zemin "resmî ideolojinin" dar kalıplarıyla sınırlıysa, ortaya çıkan analizler maalesef bir "perişanlık" tablosundan öteye gidemiyor.

Resmî Tarih ve Stratejik Körlük

Sayın Gürdeniz’in askerî dehasına sözümüz yok; lakin mesele yakın tarihe geldiğinde taşlar yerinden oynuyor. Osmanlı’yı yıkan İttihat ve Terakki zihniyetinin, Filistin Cephesi’ndeki o karanlık ihânetlerden Mondros’a uzanan süreci doğru okunmadan bugünkü Ortadoğu tahlil edilemez. Suçu mazlum Padişah Sultan Vahideddin’e atılan Sevr ve sonrasında gelen Lozan süreci, aslında Türkiye’ye giydirilen bir "deli gömleğinin" ilk ilmikleridir.

1922’den itibaren yönetimi ele geçiren seküler-laik zihniyetin "yurtta sulh, cihanda sulh" adı altında izlediği "suya sabuna dokunmayan" dış politika, bugün bölgedeki Batı hegemonyasının ve İsrail’in bir ileri karakol olarak kurulmasının önünü açmıştır. Elinizde sarımsak, acur ve sirke varken, bu malzemelerden helva yapmaya çalışmak beyhude bir çabadır. Yanlış veriyle doğru sentez yapılamaz.

Medya Asparagasları ve Vebal Meselesi

Yazıda düzeltilmesi gereken bir diğer vahim hata ise merhum Turgut Özal’a atfedilen "1 koyup 3 alacağız" şayiasıdır. Yıllardır bir hakikat gibi anlatılan bu sözün ne bir ses kaydı vardır ne de resmî bir belgesi. Bu, dönemin malum medya patronlarının ve sermaye gruplarının (Koç ve Doğan grubu eksenli) ürettiği bir asparagastan ibarettir. On binlerce insanın sizi dinleyerek fikir oluşturduğu bir mecrada, bu tür asılsız iddiaları gerçekmiş gibi sunmak büyük bir vebaldir.

Bugünün Sorumluları Kimler?

Açık konuşalım: Bugün Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Doğu Akdeniz’den Ukrayna’ya kadar yaşanan krizlerin kökeninde; Osmanlı’nın yıkılış süreci ve sonrasında Anadolu insanına zorla dayatılan o köksüz zihniyet yatmaktadır. Sadece şapka giymediği için binlerce insanını İstiklâl Mahkemeleri’nde katleden bir yapının, bugün "cumhuriyet ve adâlet" üzerinden tarih okuması yapması ne kadar tutarlıdır?

Tarih, sadece askerî bir başarı öyküsü değil, aynı zamanda bir ruh ve medeniyet davasıdır. Bu davayı doğru anlamayanlar, strateji üretirken maalesef pusulayı şaşırmaya mahkûmdur.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.