Yeni Dünya Düzeni Kurulurken: Savaşın Gerçek Galibi İran mı?

Prof. Dr. Seyit Mehmet ŞEN

Ortadoğu’nun toz duman içindeki coğrafyasında herkesin sorduğu o kritik soru: Bu kavgadan kim sağ çıkacak? Bugün görünen tablo ne kadar karmaşık olursa olsun, tarihin tekerrürden ibaret olan o soğuk yüzü bize bir şeyi fısıldıyor: Savaş ne kadar uzarsa uzasın, stratejik dengeler İran’ın galibiyetine işaret ediyor.

Amerika’nın "Yenilmezlik" Efsanesi Çöküyor mu?

Aslında mesele sadece bir bölge savaşı değil; mesele, Amerika’nın dünya üzerindeki o sarsılmaz sanılan hegemonyasının akıbetidir. Şunu net bir şekilde kabul etmek gerekir ki; Türkiye Cumhuriyeti’nin kadim "Cihan Devleti" vizyonu, bölgede dış güçlerin, özellikle de Amerika’nın varlığını bir yük olarak görür. Amerika’nın bölgeden çekilmesi, ancak dünya hakimiyetini kaybetmesiyle mümkündür. Bunun yolu da, ironik bir şekilde, girdiği bu bilek güreşinden yenik ayrılmasından geçiyor.

Tarih hafızası bizi yanıltmaz. Amerika’nın askeri sicili, sanıldığı kadar parlak zaferlerle dolu değil. Kore’de onları biz kurtardık; Vietnam’da ormanın derinliklerinde, Afganistan’da ise sarp dağların arasında tam bir hezimet yaşadılar. Görünen o ki, Washington yönetimi; direnen, köklü bir devlet geleneği olan milletlere karşı zafer kazanacak ne o derin stratejik akla ne de o psikolojik güce sahip.

Korku Duvarı Yıkılıyor

İran, bugün attığı adımlarla sadece bir savunma yapmıyor; aslında Amerika’nın küresel karizmasına telafisi güç bir çizik atıyor. Dünya halklarının yüreğindeki o devasa "Amerikan korkusu" birer birer siliniyor. Bu korku duvarı yıkıldığında, yerini yeni bir dünya düzeni alacaktır.

Elbette bu sürecin İran için bedeli hafif olmayacaktır. Her büyük dönüşüm gibi, bu savaş da beraberinde ağır kayıplar getirecektir. Ancak beklentimiz ve umudumuz odur ki; İran bu süreçten büyük bir ders çıkararak çıkacaktır.

Vekil Güçlerden Kardeşlik Köprülerine

Savaşın toz bulutu dağıldığında, İran’ın artık enerjisini vekil güçler üzerinden İslam dünyasının içini karıştırmaya değil, kendi iç ihyasına harcaması gerekir. Maddi ve manevi bir imar süreciyle, kendi muhteşem coğrafyasının potansiyelini keşfetmiş, komşularıyla ve İslam ülkeleriyle "kardeşlik" hukukunu önceleyen bir aktör olarak sahneye çıkması, bölgenin kaderini değiştirecektir.

Sonuç olarak; Amerikan hegemonyasının sonu, bölgenin kendi evlatlarının elinden olacaktır. Ve bu satranç tahtasında şah-mat hamlesi, beklenenden çok daha yakın olabilir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.