Daha evvel yine bu mecrada bahsettiğim, Küresel Yapı ile Ulus Devletler arasındaki o kadim kavga, bugün insanlık tarihinin en sinsi ve en kapsamlı işgal girişimiyle yeni bir safhaya evriliyor. Bir yanda Avrupa Birliği’nin Hindistan ile, İngiltere’nin ise Çin ile kurduğu "yeni dünya düzeni" münasebetleri; diğer yanda bu kuşatmaya karşı birleşen ABD-Türkiye-Rusya hattının derin stratejisi...
Bu bir "teknolojik ilerleme" masalı değil; insanoğluna biçilmek istenen son deli gömleğinin finansal provasıdır.
Cüzdanınızdaki "Gardiyan": Programlanabilir Para
Küreselciler bu kez tankla, tüfekle değil; cebimizdeki akıllı telefonlarla, "hız ve pratiklik" ambalajına sarılmış Dijital Kölelik Düzeni (CBDC) ile geliyorlar. Çin’in test ettiği, Almanya’nın "stratejik" kılıfıyla ilan ettiği bu "Programlanabilir Para", aslında paranızın artık size ait olmaması, devletin elindeki bir "elektronik kupona" dönüşmesidir.
Halkımızın bu can alıcı tehlikeyi anlaması şart; zira devlet bir tuşla şunları yapabilecek:
-
"Biriktiremezsin!" (Tasarruf hakkın elinden alınacak, harcamaya zorlanacaksın.)
-
"Sadece Gıda Alabilirsin!" (Paranı nereye harcayacağına algoritma karar verecek.)
-
"30 Günlük Ömrü Var!" (Harca yoksa sileriz; yani emeğin buharlaşacak.)
-
"Sosyal Puanın Düştü, Paran Kısıtlandı!" (Muhalifsen aç kalacak, sokağa bile çıkamayacaksın.)
-
"Otomatik Kesinti!" (Vergi borcun mu var? Savunma hakkın olmadan cüzdanın boşaltılacak.)
Bu bir ticaret aracı değil, tarihin gördüğü en kusursuz "elektronik prangadır." 1800'lerdeki köle kaçabilirdi; ancak 2030’un finansal kölesinin kaçacak yeri olmayacak, çünkü para olmadan nefes bile alınamaz.
Küresel Faşizme Karşı Üçlü İttifak
İşte bu karanlık senaryonun tam ortasında, küreselcilerin "insansız ve devletsiz dünya" hayalini yerle bir edecek bir müttefiklik kuruldu ve her geçen gün büyüyor. Bu ittifakın en hayati aktörü ise coğrafi durumu, askeri gücü ve hamilik nüfuzunun ulaştığı gönül coğrafyalarıyla TÜRKİYE’dir.
Suud, Mısır, Somali ve Sudan ile son dönemde yapılan stratejik ortaklıklar, bu "Milli Eksen"in koruma kalkanıdır. Küreselci elitlerin "sürgün" ettiği Trump, Türkiye’yi "stratejik ortak" Erdoğan'ı ise "güvenilir dost" ilan ederek dönerken; Erdoğan liderliğindeki Türkiye, Akdeniz’deki enerji yatakları, Afrika'daki açılımları ve savunma sanayiindeki devrimiyle bu dijital prangayı parçalayacak "reel gücün" kalbi olmuştur.
Dünya Beşten, İnsan Algoritmadan Büyüktür!
Küreselciler "sanal parayla" dünyayı dondurmak isterken; ABD-Türkiye-Rusya hattı; petrol, doğalgaz, nükleer enerji ve devasa altyapı projeleriyle dünyayı yeniden "somut ve milli" bir zemine oturtuyor. Yani dijitalin karşısında gerçek emtia ve gerçek ruh var.
İnsanı bir "kod" yığınına indirgeyen dijital faşistlerle bir geleceğimiz yok. Gelecek; hürriyetini nakitinde, gücünü yerli üretiminde ve hür iradesinde görenlerin olacaktır.
Recep Tayyip Erdoğan’ın doğum gününde gördüğümüz bu tarihi tablo, sadece bir liderin başarısı değil; küresel dijital hapishanenin duvarlarını yıkan o büyük "itirazın" adıdır. 23 yıldır Türkiye'yi vesayet sarmalından kurtarmaya çalışan Başkan Erdoğan'ın, "Dünya 5'ten büyüktür" sloganı, "insan algoritmadan büyüktür" diye büyüyerek devam ediyor.
Burada parti, ideoloji, mezhep yahut din söz konusu değildir. Zira küresel sistem için tek din, tek millet, tek mezhep vardır. Bu sebeple ulus devlet örf ve adetlerini, başta ailenin kadın ve erkekten oluştuğunu savunan fıtri yapımızı korumamız en büyük savaşımızdır. Sonrasında biz yine kendi içimizde, farklı düşünce ve görüşlerle sahip olduğumuz kimliklerin kavgasını yapalım, lakin bu savaşı kaybedersek kavgasını yapacağımız bir davamız da kalmayacaktır dostlar.