Geçenlerde bir TV dizisi gözüme ilişti. Ne konusunu biliyorum ne de oyuncularının kim olduğunu. Bir dakikalık bir kesitte şu diyalog dikkatimi çekti: Kadın, karşısındaki erkeğe diyor ki:
“Peki, karnımdaki çocuğun babası sensen ne yapacaksın?”
Hemen akabinde, sanırım bu kadının annesi geliyor ve diyor ki: “Çocuğun onun olduğunu söylesene.” Kadın da “Yüzde yüz emin olmadıktan sonra böyle bir şey yapamam.” diye cevap veriyor.
Toplumun yüzde kaçını temsil ediyor bu durum? Ya da tanıdığınız, eşiniz dostunuz, yakın çevrenizde ne kadar sıkça karşılaşıyorsunuz böyle durumlarla? Muhtemelen hiç.
Peki neden sürekli böyle gayriahlaki; yöremizde, örfümüzde, dinimizde olmayan şeyler bizlerin özüymüş gibi TV’lerde lanse ediliyor?
Nedeni gayet basit: Toplumun ahlakını ve aile yapısını bozmak. TV ekranlarında buna benzer olayların birçok örneği var; anlatmakla bitmez. Rusya’da bir TV kanalında bir hanımefendinin Türk dizileriyle ilgili söylediği sözler durumu aslında izah ediyor:
“Türk dizilerini Rusya’da yasaklamamız lazım, toplumumuzun ahlakını bozuyor.”
Diziler için bir ıslah hareketi başlamak zorunda. Yoksa ne din kalacak, ne ahlak, ne aile… Gelecek nesiller her açıdan yok oluşa sürüklenecek. Tepki göstermek lazım; çünkü bu tip gayriahlaki programlara müsaade etmek, beraberinde normalleşmeyi de getirecektir.
Zaman – sessizlik – normalleşme… İşte süreç aynen böyle devam eder. Nasıl ki bundan 20–30 yıl önce sapkınlığın zirvesi olarak görülen LGBT gibi oluşumları şu an sıklıkla görüyorsak, bunun sebebi sürecin tamamlanmış olmasıdır. Yolda, sokakta, çarşıda, pazarda bu sapkın zihniyeti görüyor ve yadırgamıyoruz. Çünkü artık LGBT’li olmak normal bir şey olarak görülüyor.
Dizilerin etkisi de aynen bunun gibi olacaktır. 20–30 yıl sonra süreç tamamlandığında (zaman, sessizlik-normalleşme), aile yapısı ve ahlakı bozuk bir nesil ortaya çıkacaktır.