Günümüz dünyasında "kölelik" denildiğinde, zihnimizde hemen geçmişin karanlık tabloları canlanıyor. Son iki yüz yıldır ithal kavramlarla şekillenen hayat felsefemiz, bu müesseseyi doğru anlamamıza engel oluyor. Sanki geçmişin tüm günahı bizim omuzlarımızdaymış gibi bir suçluluk psikolojisiyle, konuya hep Batı eksenli bir pencereden bakıyoruz. Oysa kölelik, sadece bedensel bir esaret değil, aynı zamanda derin bir zihniyet meselesidir.
İslam Hukuku ve Köleliğin Mahiyeti
İslam hukukunda kölelik, faiz gibi bir anda bıçakla kesilir gibi kaldırılmamış; aksine tedricen (zaman yayılarak) yok edilmesi hedeflenmiş bir sistemdir. Bir köleyi azat etmek, İslam’da en büyük sevaplardan biri sayılmış; kefaretlerde ilk seçenek olarak sunulmuştur. Ruhuna Batı medeniyeti kaçmış olanlar, İslam’ın bu müesseseyi savunduğunu sanır. Oysa mesele bir teslimiyet ve "Nakil" meselesidir.
Efendimiz’in (sav) kölesine davranış biçimine baktığımızda, bugün "insan hakları" diye pazarlanan kavramların çok ötesinde bir hukuk görürüz. Buradaki "kul-köle" tabiri, sadece Allah’a eğilen bir başın izzetini taşır. İblis aklına güvenip isyan ederken, Hz. İsmail teslimiyetiyle makbul kul olmuştur. Kölelik meselesine de bu teslimiyet ve hikmet penceresinden bakmak gerekir.
Batı’nın Maskeli Köleliği ve Modern Sömürgecilik
Peki, İslam köleliği kaldırmadı da Batı mı kaldırdı? Bugün Afrika’nın yer altı kaynaklarını sömüren, milyonlarca insanı asgari ücrete mahkûm eden sistem kimin eseridir? Kâğıt üzerinde herkesin eşit olduğu iddia edilen modern dünyada, bir işçi ile patron arasındaki uçurum, aslında antik çağdaki statü farkından çok da uzak değildir. Karın tokluğuna çalışan, borç sarmalına hapsedilmiş kitleler, modern zamanın "bordrolu köleleri" değil de nedir?
Fransa’nın hala sömürdüğü Afrika ülkeleri veya küresel güçlerin "haraca bağladığı" Körfez ülkeleri, köleliğin sadece isim değiştirdiğinin en somut kanıtıdır. Klasik kölelik bitmiş gibi görünse de, devletler düzeyinde devam eden bu bağımlılık ilişkileri, aslında büyük bir "zihni esaretin" sonucudur.
Zihinlerin Özgürleşmesi: En Zor Mücadele
Bugün kölelik bedensel olmaktan ziyade ruhsal bir haldir. Zihni ele geçirilmiş, "besleme" haline getirilmiş yapılar (FETÖ gibi örnekler), modern köleliğin en tehlikeli versiyonlarıdır. İkna edilmiş bir zihni özgürleştirmek, zorla köleleştirilmiş bir bedeni kurtarmaktan çok daha güçtür.
Hakikati görenlerin üzerindeki baskı da tam bu noktada başlar. Bir zenci özgürlük savaşçısına sorulduğunda; "Sizi en çok ne yordu?" sorusuna verdiği cevap manidardır. En büyük zorluk, köle olduğuna inanmış ve bu durumdan memnun olanları ikna etmektir.
Sonuç olarak; mesele geçmişin kavramlarına takılmak değil, bugün ruhumuza ve zihnimize vurulan prangaları fark etmektir. Gerçek özgürlük, sadece Allah’a kul olup, beşerin kurduğu sömürü düzenine "hayır" diyebilmekte gizlidir.