Dünya yine o ağır imtihanlardan birinden geçiyor. Rahmetin, bereketin ve huzurun müjdecisi olan Ramazan ayı, ne yazık ki modern dünyanın "medeni" maskeli zalimleri tarafından bir kez daha kana bulanmak isteniyor. Mazlum coğrafyalardan yükselen feryatlar gökyüzünü titretirken, vicdan sahibi her yürek aynı yakarışta buluşuyor: "Zulmün artsın ki zevalin çabuk gelsin!"
Küresel Vicdanın Sınavı
Bugün yeryüzünde fesat çıkaran, masum çocukların ve savunmasız sivillerin kanı üzerinden siyaset yürüten terör devletleri, kendi sonlarını kendi elleriyle hazırlıyor. Başta İsrail ve onun hamisi konumundaki güçler olmak üzere, barışı sabote eden her odak, aslında insanlığın ortak mirasına saldırıyor. Unutulmamalıdır ki; kan ve gözyaşı üzerine inşa edilen hiçbir saadet, ebedi olmamıştır.

"Küfür Tek Millet" İken Biz Neredeyiz?
Metinde de ifade edildiği gibi; küfür, kendi menfaatleri söz konusu olduğunda hızla tek bir millet haline gelebiliyor. Oysa hak yolunda olduklarını iddia edenlerin, şahsi menfaatlerini bir kenara bırakıp adaleti ikame etmek için bir araya gelmeleri bugün her zamankinden daha hayati bir zorunluluktur.
İlahi Adalete Güven
Bizler biliyoruz ki; her firavunun bir Musa’sı, her nemrudun bir ateşi vardır. Hakîm olan Allah, zulmü sonsuza dek sürecek bir hüküm olarak bırakmayacaktır. Adaletin tecellisi gecikse de asla ihmal edilmez. Mazlumun ahı, zalimin saraylarını sarsacak en büyük güçtür.
"Dünya mazlumların feryadıyla inlerken, kalplerimizi teselli edecek olan tek şey; mülkün gerçek sahibinin Allah olduğu gerçeğidir."
Dualarımız; orduları ile böbürlenenlerin hüsrana uğraması, tuzak kuranların kendi tuzaklarına düşmesi ve yeryüzünde adaletin yeniden hakim olması içindir. Rabbimiz, mübarek günler hürmetine mazlumun gözyaşını dindirsin, bizlere de hakiki bir vahdet nasip eylesin.