Mesut ŞİMŞEK

Mesut ŞİMŞEK

11 Temmuz sadece bir 11 Temmuz değil....

11 Temmuz Srebrenitsa: İnsanlığın Vicdanına Kazınan Acı
Unutmak Değil, Hatırlayarak İnsan Kalabilmek

inshot-20260711-132518566.jpg
Mesut Şimşek
Fitoterapist | Refleksoloji | Wecomm Medikal Wellness | Gazeteci | YÜSİAD Genel Başkan Yardımcısı | Networker
11 Temmuz... Takvim yapraklarında sıradan bir tarih gibi görünse de, insanlık vicdanında asla silinmeyecek kara bir lekedir. Çünkü 11 Temmuz 1995, Avrupa'nın göbeğinde, Birleşmiş Milletler tarafından "güvenli bölge" ilan edilen Srebrenitsa'da binlerce masum insanın sistematik şekilde katledildiği gündür.
Aradan onlarca yıl geçmesine rağmen acılar dinmedi. Çünkü kaybedilen sadece canlar değildi; annelerin evlatları, çocukların babaları, eşlerin umutları ve bir milletin geleceğiydi.
Srebrenitsa, yalnızca Bosna-Hersek'in değil, bütün insanlığın ortak yarasıdır.
O gün yaklaşık sekiz binden fazla Boşnak erkek ve çocuk, yalnızca kimliklerinden ve inançlarından dolayı acımasızca öldürüldü. Geride ise gözyaşı dinmeyen anneler, eşler ve yetim çocuklar kaldı. Her yıl toprağa verilen yeni kimlikleri belirlenen şehitler, bu acının hâlâ devam ettiğini bizlere hatırlatmaktadır.
Bir annenin evladını toprağa vermesi kadar ağır bir imtihan yoktur. Fakat Srebrenitsa Anneleri sadece bir evlat değil; kimi zaman iki, üç, hatta bütün ailesini kaybetti. Yıllarca kemik parçalarını aradılar. Bir mezara sarılabilmek bile onlar için büyük bir umut oldu.
Bugün hâlâ o annelerin gözlerindeki hüzün, dünyanın sessizliğine karşı yükselen en güçlü çığlıktır.
Srebrenitsa bize çok önemli dersler vermektedir.
Adalet geciktiğinde zulüm büyür.
Sessizlik, zalimin en büyük cesaretidir.
İnsan hakları, yalnızca kâğıt üzerinde kaldığında masumlar korunamaz.
Vicdanını kaybeden toplumlar, tarih boyunca aynı acıları tekrar yaşamaya mahkûm olur.
Bizler hangi milletten, hangi inançtan olursak olalım, masum insanların yaşam hakkını savunmak zorundayız. Çünkü insanlık; din, dil, ırk ayrımı yapmadan mazlumun yanında durabildiği ölçüde insan kalabilir.
Bugün Gazze'de, Doğu Türkistan'da, Arakan'da, dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan acılara baktığımızda Srebrenitsa'nın aslında tarihte kalmış bir olay olmadığını görüyoruz. Zulüm farklı coğrafyalarda isim değiştirse de acının dili değişmiyor.
Bu nedenle Srebrenitsa'yı anmak, sadece geçmişi hatırlamak değildir. Aynı zamanda gelecekte benzer acıların yaşanmaması için vicdanlarımızı diri tutmaktır.
Ben bir sağlık alanında çalışan bir fitoterapist olarak, insan bedeninin yaralarını iyileştirmeye çalışıyorum. Ancak biliyorum ki insanlığın vicdanında açılan yaraları hiçbir ilaç tek başına kapatamaz. O yaraları ancak adalet, merhamet, hakikat ve insanlık onuru iyileştirebilir.
Gazetecilik mesleğim gereği de şuna inanıyorum: Kalem, sadece haber yazmak için değil; unutulanları hatırlatmak, sessiz kalan vicdanları uyandırmak ve mazlumun sesi olmak için kullanılmalıdır.
Bugün bizlere düşen görev; nefreti değil sevgiyi, intikamı değil adaleti, ayrımcılığı değil insanlığı büyütmektir.
Srebrenitsa'da hayatını kaybeden bütün masum kardeşlerimizi rahmetle anıyor, geride kalan ailelerine sabır diliyorum.
Allah, insanlığa bir daha böyle acılar yaşatmasın.
Unutmadık... Unutturmayacağız...
"Bir insanı haksız yere öldürmek, bütün insanlığı öldürmek gibidir; bir insanı yaşatmak ise bütün insanlığı yaşatmak gibidir."
Rabbim bütün mazlumların yardımcısı olsun. Rahmetleri üzerlerine olsun. Mekânları cennet olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.