18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nin yıl dönümünde, vatan topraklarını canı pahasına savunan aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz. Çanakkale, sadece askeri bir başarı değil; bir milletin topyekûn ayağa kalkışı, imanın teknik imkanlara galebe çaldığı tarihi bir dönüm noktasıdır.
Zaferin Anahtarı: Sarsılmaz Bir İman
Merhum Esad Coşan hocamızın veciz ifadesiyle; "Zafer, silahın değil, Allah yolunda canını feda edenlerin imanıyla gelir." Çanakkale siperlerinde açlık, hastalık ve cephane sıkıntısıyla mücadele eden Mehmetçik, düşmanın sayıca üstünlüğüne karşı göğsündeki imanla set çekmiştir. Hatıratlarda geçen "aç ve yorgun ama dimdik" duruş, bu toprakların nasıl vatan kılındığının en somut belgesidir.
Şehadet: Bir Ruhun Yücelişi
Şehitlik, sıradan bir ölüm değil, bir ruhun Allah katında en yüce mertebeye erişmesidir. Çanakkale’de toprağa düşen her bir kahraman, vatanın ebedi muhafızı olarak kalplerimize kazınmıştır. Bu büyük miras, genç nesillere sadece bir hatıra olarak değil, bir sorumluluk bilinci olarak aktarılmalıdır.
Gençliğe Emanet: Vatan Sevgisi ve İnovasyon
Ecdadımızın kanıyla sulanan bu topraklar, bugün bizlere emanettir. Günümüzde vatan savunması sadece cephede değil; bilim, teknoloji, eğitim ve inovasyonla devam etmektedir. Çanakkale ruhunu yaşatmak demek;
-
Milli birlik ve beraberliği korumak,
-
Zorluklar karşısında sabır ve tevekkülle hareket etmek,
-
Teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek güçlü bir savunma hattı oluşturmaktır.
Sonuç: Geleceğin Rehberi Çanakkale Ruhudur
Çanakkale, dün kazanılmış bir zafer olduğu kadar, yarınlarımızı inşa edecek olan rehberdir. Her Müslüman gencin borcu; bu fedakarlığı unutmamak, ahlak ve bilgiyle donanarak ecdadın mirasına sahip çıkmaktır. 18 Mart vesilesiyle tüm şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyor, onların aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz.