ASELSAN’ı Satmak İhanettir: Stratejik Bir Uyarı

Tarih, ders almasını bilenler için bir pusula, ders almayanlar için ise bir felaket zinciridir. Bugün Türkiye’nin savunma sanayiindeki göz bebeği, milli gururumuz ASELSAN üzerinden yürütülen tartışmalar, hafızasızlığın getirdiği tehlikeyi gözler önüne seriyor. “Özelleştirme” adı altında dile getirilen bu fikirler, sadece bir şirket satışı değil, aynı zamanda ülkenin savunma reflekslerinin yabancı bir iradeye teslim edilmesi anlamına gelir.

Kıbrıs’ın Acı Dersi: Neden ASELSAN?

ASELSAN’ın kuruluş hikayesini anlamadan bugünü yorumlayamayız. Sene 1974. Kıbrıs Barış Harekatı sırasında, NATO’nun sağladığı istihbaratın eksikliği ve ambargolar nedeniyle kendi gemimizi kendi uçaklarımızla vurma acısını yaşadık. O gün anlaşıldı ki; "el silahıyla" savaş kazanılmaz. ASELSAN, bu acı tecrübenin bir meyvesi olarak 1975’te Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı öncülüğünde, tam bağımsızlık idealiyle kuruldu.

Özelleştirme Sınırı: Kırmızı Çizgilerimiz

Devletin bazı kurumları, bir işletmeden ziyade bir "beka aracıdır". Bu kurumlar özelleştirilemez, yabancı sermayeye devredilemez:

Merkez Bankası

Piyasa yapıcı bankalar (Ziraat, Vakıflar ve Halk Bankası)

Askeri teknoloji üreten şirketler

Yıllar önce, piyasa yapıcı bankaların özelleştirilmesi gündeme geldiğinde, "Eğer bu bankalar yabancılara satılırsa, ülke finansal bağımsızlığını kaybeder" diyerek yüksek sesle itiraz etmiştim. O günkü uyarılarımız sonucunda Ziraat ve Vakıflar Bankası bu süreçten çıkarılmıştı. Bugün aynı uyarıyı ASELSAN için yapıyoruz: ASELSAN'ın satışı, ülkenin askeri teknoloji bakımından elinin kolunun bağlanmasıdır.

Tarih Tekerrür Eder: Yabancı Sermaye ve Milli Çıkar

1974’te Gümrük Bakanlığı Müfettişi olarak Mersin’de görev yaparken, yabancı bir rafineri şirketinin harekat sırasında uçak yakıtı vermediğine bizzat şahit oldum. Depolar doluydu ama "benzin yok" diyorlardı. O gün Libya’dan Kaddafi’nin gönderdiği yakıt olmasaydı, harekat ne kadar zora girerdi? Bu, yabancı sermayenin kriz anında "milli duygularla" değil, kendi merkezlerinin çıkarlarıyla hareket ettiğinin en somut kanıtıdır.

Küresel Bir Tehdit: Black Rock Kapıda

Bugün ASELSAN gibi teknoloji odaklı şirketleri "özelleştirme" iştahıyla bekleyen Black Rock gibi devasa yapılar, küresel bir strateji izliyor. Dünyanın her yerinde kritik teknolojileri satın alarak, üretim süreçlerini kontrol altına almayı ve "dünya egemenliğini" perçinlemeyi hedefliyorlar. ABD sermaye piyasasında büyük bir hisse gücüne sahip olan bu tür devlerin, ülkemizin savunma sanayii üzerindeki hakimiyeti, operasyonel bağımsızlığımızı tamamen yok edebilir.

Sonuç Yerine

Savaş anında elimizin kolumuzun bağlı kalmaması, teknolojik egemenliğimizi yitirmemek adına ASELSAN tartışmasına bir son verilmelidir. Geçmişte yaşanan acı tecrübeler, ders almamız için yeterlidir. Bir ülkenin beka meselesi olan askeri teknolojisini, kısa vadeli finansal kazançlara kurban etmek; sadece bir ekonomi politikası hatası değil, aynı zamanda gelecek nesillere karşı yapılmış büyük bir ihanettir.

Vatanın göz bebeği, satılık değildir.

Bu yazı, savunma sanayiimizin stratejik önemi ve milli bağımsızlığımız üzerindeki riskleri hatırlatmak amacıyla kaleme alınmıştır.

Savunma sanayiinde yerli ve milli üretimin sürekliliğini sağlamak adına, ASELSAN’ın özelleştirme kapsamına alınmaması gerektiği konusundaki görüşlerinize katılıyor musunuz?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.