Cem MURAT
Barbaros, Fransız Kralı ve Eze’in Tarihi
Akdeniz’in turkuaz sularına tepeden bakan, sarp kayalıklar üzerine kurulu Eze köyü, bugün sadece turistlerin ve Nietzsche tutkunlarının uğrak noktası değil; aynı zamanda 16. yüzyılın en şaşırtıcı askeri ittifaklarından birinin sessiz tanığıdır. Nice ve Monako arasındaki "Kartal Yuvası"nın girişindeki kitabede yer alan Osmanlı’ya teşekkür o günlerin canlı tanığıdır.
16. yüzyıl Avrupası, Kutsal Roma Cermen İmparatoru Şarlken’in (V. Karl) mutlak hakimiyeti altındaydı. Fransız Kralı I. François, bu kuşatılmışlığı kırmak için dönemin süper gücü Kanuni Sultan Süleyman’a elçi göndererek yardım istedi.
Tarihe "Hilal ve Zambak İttifakı" olarak geçen bu iş birliği, Hristiyan dünyasında büyük bir yankı uyandırsa da Fransa için bir varoluş mücadelesiydi.
Kanuni’nin cevabı netti: Efsanevi denizci Barbaros Hayreddin Paşa komutasındaki 110 kadırgalık dev donanma, Fransız Rivierası’na doğru yola çıktı.
1543 yazında Osmanlı ve Fransız donanmaları birleşerek, Şarlken’in müttefiki olan Savoy Dükalığı’na ait Nice şehrini kuşattı. Bu harekat sırasında Eze gibi stratejik noktalar, bölgenin güvenliğini sağlamak için leventlerin denetimine girdi. Bugün Eze sokaklarındaki tabelalarda rastladığımız "Poterne" (Gizli Kapı) gibi savunma hatları, Osmanlı askerlerinin bu kayalık patikalarda Fransız müttefikleriyle omuz omuza verdiği günlerin mirasıdır.
Kuşatmanın ardından kış mevsimi yaklaşırken, Fransız Kralı radikal bir karar alarak Toulon şehrini tamamen boşaltıp Osmanlı donanmasına tahsis etti. Altı ay boyunca Toulon, bir Osmanlı şehri gibi yönetildi:
Katedral camiye çevrildi ve beş vakit ezan sesleri Fransız Rivierası’nda yankılandı.
Şehirde ticaret Osmanlı akçesi ile yapıldı.
Barbaros’un sıkı disiplini sayesinde halkla leventler arasında, beklenenin aksine, barışçıl ve kültürel bir etkileşim kuruldu.
Fransız aristokrasisinin o dönemde Türk kıyafetlerine ve sarıklarına ilgi duymaya başladığı, "Turquerie" akımının ilk tohumlarının bu askeri ittifakla atıldığı söylenir. Nitekim 19. yüzyılın sonlarına kadar Avrupa'da kılık kıyafet Osmanlı devletinin izlerini taşımaktadır.
Dönemin Fransız kaynakları, Türk denizcilerin şehirde kaldıkları süre boyunca kadınlara ve yerel halkın mahremiyetine gösterdikleri saygıdan şaşkınlıkla bahseder.
Barbaros’un, Fransız donanmasının barutu bitince kurduğu o meşhur cümle tarihe geçti:
"Siz nasıl askerlersiniz ki gemilerinizin ambarlarını şarapla doldurup barutu unutuyorsunuz?"
Bugün Eze’den sahile inen ve Friedrich Nietzsche’nin "Böyle Buyurdu Zerdüşt" eserini kurguladığı o meşhur patika, aslında yüzyıllar önce leventlerin Akdeniz’i gözetlediği yoldur.
Sonuç olarak, Côte d'Azur sadece lüksün ve sanatın merkezi değil; aynı zamanda Türk denizcilik tarihinin Avrupa’nın göbeğinde bıraktığı derin ve saygın bir izin adresidir.