BEDEL DE ÖDERİZ, BEDEL DE ÖDETİRİZ !

Yalova'da DEAŞ (IŞİD) Teröristleri ile girdikleri müsâdemede şehid olan polis kardeşlerime Cenâb-ı ALLAH'dan (CELLE CELÂLÛHU VE CELLE ŞÂNÛHU) râhmet ve mâğfiret ve mekânlarının Cennet ve makamlarının âli ve dileyen herkese de şehâdet nasip ve müyesser eylemesini niyaz ediyorum.

Mükedder âilelerine ve efrâdına da sabr-ı cemil ve başsağlığı diliyorum.

Mecrûh (yaralanmış) kardeşlerime de âcil şifâlar niyâz ediyorum.

Kıymetli dostlarım, eskiden Devletler birbirlerine "ilân-ı harp" ederlerdi ; yani "ben şu devlet ile savaşmaya karar verdim" diye, dosta-düşmana duyururlardı.

1945'te biten İkinci Cihan Harbi'nden sonra başlayan "Soğuk Savaş" döneminde savaşlar artık "vekâleten" ve "ilân edilmeden" yapılıyor..

Hedef ülkenin içinde ve / veya komşularının topraklarında "silahlı asimetrik unsurlar" konuşlandırılıyor. Bunlara "Halk Kurtuluş Ordusu / Bağımsızlık Örgütü" gibi, kulağa hoş gelen isimler veriliyor.

Bu örgütlere eleman temininde de sıkıntı çekilmiyor ; câhil gençlerin bazılarına "size devlet kurduracağız, özgür olacaksınız" deniliyor...,

bazılarına "Günümüzün müslümanları kâmilen mürted oldular, Din'den çıktılar, bunların katli câizdir, İslâm halifeliğini yeniden ihyâ edeceksiniz, biz de size yardım edeceğiz" deniliyor...

Başta ABD (CIA), İngiltere (MI6) ve İtsrail (MOSSAD) olmak üzere Batılı ülkeler, FETÖ, EL KAİDE, DEAŞ (IŞİD), PKK, PYD, YPG, SDG, DHKP-C, EŞ-ŞEBAB, BOKO HARAM... gibi terör örgütlerini kurdular, eğittiler, donattılar, silahlandırdılar ve TÜRKİYE'den Afganistan'a ve Pakistan'a ve Ortadoğu'ya ve Afrika'ya kadar bütün İslam Coğrafyası'nın içine saldılar !

Düşününüz ki, sözde "islâm devleti" kurma iddiâsındaki DEAŞ (IŞİD), Gazze'de hayat-memât mücâdelesi veren HAMAS Mücâhidlerimizi, "mürted" ilan etti ve İtsrail'in emrine girerek, HAMAS'a karşı savaştı !

Kezâ İran'ın Lübnan'da kurduğu Hizbullah, Suriye'de Sünni müslümanlardan onbinlercesini katl'etti !

Yani bu devletler açıkça "toyekün harp ilanı" yapmıyorlar, hatta masa başında yüzümüze gülüyorlar, bizimle tokalaşıyorlar, lakin bir taraftan da, işte bu "asimetrik unsurlarıni" kullanarak, bize hem kan / enerji / zaman kaybettiriyorlar, hem de askerî ve siyâsî emellerini dikte etmeye (diz çöktürmeye / kabul ettirmeye) çalışıyorlar !

Binâenaleyh kıymetli dostlarım, şunu hiçbir zaman hatırımızdan çıkarmayalım ki, ilan edilmemiş bir savaşın içindeyiz !

Daha önce de defââtle arzettim ; stratejik olarak Dünyanın en kıymetli coğrafyasındayız. Bu coğrafyaya geldiğimiz 1000 seneden beri rahat bırakılmadık, bundan sonra da rahat bırakılmayacağız..

Bu sebeple "güçlü-kuvvetli" olmak mecburiyetindeyiz. Bunun yolu da, "bir ve berâber olmak"tan geçiyor.

Bugün şehidler verdik, elbette derinden üzüldük..

Fakat kimse ye'se ve infiâle ve zinhar ümitsizliğe kapılmasın. Başımızdaki kıymetli insanlar da, adâlet cihâzımız da, ordumuz da, jandarmamız da, polisimiz de, bu "şer mihraklarına" karşı "şerbetlidir" ve onların topunu hüsrâna uğratacak irâdeye de kuvvete de mâliktir.

İçerde ve dışarda (Bosna-Hersek, Kosova, Suriye, Libya, Katar, Somali, Sudan) pozisyonlarımız gayet kuvvetli ve sağlamdır, elhamdülillah.

Düşmanlarımızın en büyük karın ağrıları da, bizim bu pozisyonlarımızdır !

Çok çok daha farklı "üstünlüklerimiz" de var..

Bize yapılan bu sinsi ve kalleş hücumların bedelleri "misli ile tâhsil ediliyor", bundan da kimsenin şüphesi olmasın..

Bu son hâdise ile alâkalı olarak sosyal medyada yapılan bazı paylaşımlar, hem dezenformasyon ve hem de, Devletimize ve Hükümetimize karşı "kışkırtma" maksatlıdır ; kimse bunlara itibar etmesin.

Devletimiz bu hâdiseyi adli yönden tâhkik için beş savcımızı vazifelendirmiştir.

Ayrıca idâri tâhkikat ta yapılacak ve herşey enine boyuna değerlendirilecek ve incelenecektir ve icâbı yapılacaktır, herkes emin müsterih olsun.

Şimdi ve bundan sonra ve "her zaman" bize düşen şey, gayet soğukkanlı olmak, fâsıkların sözlerine kanmamak, sadece resmi makamlarca yapılan ve yapılacak olan açıklamalara itibâr etmek ve Devletimize ve Hükümetimize sahip çıkmak ve "Okçular Tepesi"ndeki mevzilerimizde gayet kavi bir şekilde durmaktır.

Bu güzel vatanımızı bizlere emânet eden ve bu yolda fedâ-yı can eyleyen baş tâclarımız şehidlerimizin emânetlerine sahip çıkmanın en doğru ve en güzel yolu da, budur..

Selâm ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.