Cem MURAT
Celladın Dansı ve Bir Medeniyetin Hafıza Kaybı
Bugün tarih, bir kez daha hafızasını yitirmiş kitlelerin omuzlarında ağır bir imtihan veriyor. Hamaney’in ölümüyle birlikte önümüze serilen tablo, yalnızca bir siyasi liderin sahneden çekilmesi değil; koca bir coğrafyanın kimlik ve hafıza iflasıdır. Ortadoğu'nun kadim toprakları, bugün iki uçtaki körlüğün pençesinde can çekişiyor. Bir yanda, kendi halkına uyguladığı baskıyı ve vekalet savaşlarıyla bölgeyi istikrarsızlaştıran politikaları, sırf "Batı karşıtlığı" maskesi altında "kutsallaştıranlar" var. Diğer yanda ise, tepesine bomba yağdıran işgalci bayraklarıyla sokaklarda dans eden, bu yıkımı bir "özgürlük baharı" sanan trajik bir kitle...
Sömürgeci Siyasetin "Sivrisinek" Taktiği
Bu manzara bize yabancı değil; biz bu filmi Venezuela’da da izledik. Bakınız, doğa bize büyük dersler verir: Sivrisinek, kanını emeceği canlıyı ısırdığı an, oraya kanın pıhtılaşmasını engelleyen bir sıvı bırakır. Küresel sömürgeci güçler de tam olarak bunu yapar. Kan emdikleri her coğrafyada, kendi köklerine yabancılaşmış, celladına aşık ve sömürgeciye hayran bir azınlık inşa ederler.
Unutulmamalıdır ki; Netanyahu’nun bombalarıyla gelen sözde "bahar", aslında çok daha sert bir kışın habercisidir. Celladın değişmesi, idam hükmünü ortadan kaldırmaz; sadece ipi tutan eli değiştirir.
2500 Yıllık Mirasın Tasfiyesi
Pers İmparatorluğu’ndan Safevilere uzanan o devasa 2500 yıllık medeniyet mirası, bugün trajik bir ironiyle karşı karşıya. Bu kadim birikim; 350 yıllık bir "kovboy devleti" ile 80 yıllık bir "terör şebekesinin" stratejik hamleleri arasında hırpalanıyor. İran halkının kendi tarihine, devlet geleneğine ve gücüne bu denli yabancılaşması, modern tarihin en büyük trajedilerinden biridir.
"Kendi tarihinin büyüklüğünü unutan bir millet, başkalarının yazdığı senaryolarda figüran olmaya mahkumdur."
Egemenlik ve "Cenge Hazır Olma" Zorunluluğu
Bugün bir yanda kutsallaştırılan bir tiranlık, diğer yanda alkışlanan bir işgal var. Bu iki değirmen taşının arasında ezilen ise her zamanki gibi masum halk ve yok edilen kadim tarih mirası oluyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şu tespiti, bölgenin bugünkü durumuna ışık tutuyor:
"Eğer bağımsızlık istiyorsan, şerefinle, namusunla bu topraklarda yaşamak istiyorsan; ekonomik refah ve huzur istiyorsan cenge her zaman hazır olacaksın."
Acı olan gerçek şudur: İran halkı, kendi geleceği hakkında karar alma hakkını —en azından ikinci bir emre kadar— kaybetmiştir. Kendi kaderleri artık başkalarının stratejik hamlelerine ve iki dudağının arasına terk edilmiştir.
Sözün özü; ilahi adalet her zaman tecelli eder. Şüphesiz ki Allah; zalimi bir başka zalimle cezalandırır, sonra da her ikisinden intikamını alır.