İdris BİLGİ
Dualarımız Neden Kabul Olmuyor? İbrahim bin Edhem’den Yüzyılları Aşan Öğüt
Hepimiz zaman zaman ellerimizi semaya açıp, Yaradan'dan yürekten taleplerde bulunuruz. Bazen bu yakarışlarımızın karşılıksız kaldığını hisseder, "Acaba nerede eksik yapıyorum?" diye derin bir sorgulamaya gireriz. Aslında bu manevi daralmanın ve cevapsız kaldığını düşündüğümüz duaların sırrı, yüzyıllar öncesinden, tasavvuf kaynaklarında yankılanan sarsıcı bir hakikatte gizli.
İbrahim bin Edhem’e nispet edilen ve Şakik el-Belhî'nin günümüze taşıdığı o meşhur öğüt, bugünün insanına adeta bir ayna tutuyor.
"Bana Dua Edin, Size Cevap Vereyim" Ayetinin Sırrı
Rivayete göre Basra halkı da tıpkı bizim gibi bir arayış içindeydi ve büyük mutasavvıf İbrahim bin Edhem'e gelerek şu can alıcı soruyu sordular:
"Allah Teâlâ 'Bana dua edin, size cevap vereyim.' buyuruyor. Buna rağmen neden dualarımız kabul olmuyor?"
İbrahim bin Edhem’in bu soruya verdiği cevap, iğneyi kendisine batırmayı unutan insanoğlu için sarsıcı bir uyanış çağrısıdır:
"Kalpleriniz on şey sebebiyle ölmüştür."
Ardından, manevi hayatımızı hissizleştiren ve dualarımızla aramıza perde çeken bu on maddeyi şöyle sıralar:
Allah'ı tanıdığınızı söylediniz, fakat O'nun emirlerini yerine getirmediniz.
Kur'an'ı okudunuz, fakat onunla amel etmediniz.
Peygamber Efendimizi sevdiğinizi söylediniz, fakat sünnetine uymadınız.
Şeytana düşman olduğunuzu söylediniz, fakat ona uymaktan vazgeçmediniz.
Cenneti istediğinizi söylediniz, fakat onun için çalışmadınız.
Cehennemden korktuğunuzu söylediniz, fakat sizi cehenneme götüren günahları terk etmediniz.
Ölümün hak olduğunu bildiniz, fakat ona hazırlık yapmadınız.
Başkalarının ayıplarıyla meşgul oldunuz, kendi kusurlarınızı unuttunuz.
Allah'ın nimetlerini yediniz, fakat O'na şükretmediniz.
Ölülerinizi defnettiniz, fakat bundan ibret almadınız.
Dua ve Amel Birlikteliği
Bu eşsiz öğüt, dua ile amelin ayrılmaz bir bütün olması gerektiğini çok net bir şekilde yüzümüze çarpıyor. Kulun, sadece dille istemesinin yetmeyeceğini; ellerini açmadan önce kalbini ve davranışlarını düzeltmesinin ne denli önemli olduğunu vurguluyor.
Nitekim bu sözler, Kur'an-ı Kerim'deki "Bana dua edin, size cevap vereyim." (Mü'min, 40/60) ayetinin salt bir sözlü eylemden ibaret olmadığını bizlere hatırlatır. İslam kültüründe geniş yer bulan bu hikmetli nasihat, duaların samimiyet, ihlas ve salih amelle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini anlatan kusursuz bir rehberdir.
Unutmayalım ki; eylemle desteklenmeyen, şükürle taçlanmayan ve kendi kusurlarıyla yüzleşmeyen bir kalbin duası eksik kalmaya mahkumdur. Dualarımızın kabulü için önce ölmüş kalplerimizi diriltmemiz dileğiyle...