Mehmet KAÇAR
Hastalıklar Günahlara Kefaret midir? İslam'da Hastalık, Sabır ve Mükafat İlişkisi
İslam inancına göre hastalıklar ve musibetler sadece birer acı kaynağı mı, yoksa manevi bir arınma fırsatı mı? Mehmet Kaçar, Hadis-i Şerifler ışığında hastalıkların günahlara nasıl kefaret olduğunu ve "menfi ibadet" kavramını kaleme aldı.
Müslümanların hayat yolculuğunda karşılaştıkları hastalıklar, üzüntüler ve sıkıntılar, İslam alimlerine ve Hadis-i Şeriflere göre derin hikmetler barındırıyor. Özellikle zor zamanlarda gösterilen sabrın, kulun manevi derecesini yükselttiği ve günahlarına kefaret olduğu belirtiliyor. Peki, çekilen acılar ahiret hayatını nasıl etkiliyor?
"Hastalık, Sabun Gibi Günahları Yıkar"
Dini kaynaklardan ve Hadis-i Şeriflerden edinilen bilgilere göre; Yüce Allah, bir kulunu sevip onu Cennetine koymak istediğinde, dünyada çektiği hastalıkları ve acıları onun günahlarına kefaret saymaktadır. Bu kefaret süreci o kadar kapsayıcıdır ki, kul hakları dahil olmak üzere, ölüm anındaki acılar, kabir sorgusu ve hatta Sırat köprüsündeki son günahlar bile bu dünyadaki sıkıntılar vesilesiyle silinebilir.
Konuyla ilgili en çarpıcı benzetme ise şöyledir: "Sabun nasıl vücudumuzdaki maddi kirleri temizliyorsa, hastalıklar da aynı şekilde manevi kirlerimizi ve günahlarımızı temizler."
Peygamber Efendimiz (S.A.V.) Ne Buyuruyor?
Hastalık ve sıkıntıların birer arınma vesilesi olduğu, sahih hadis kaynaklarında açıkça ifade edilmiştir. Buhari ve Müslim’de geçen bir Hadis-i Şerif şöyledir:
"Bir Müslüman'a herhangi bir üzüntü, bir musibet, bir sıkıntı, bir keder, bir eziyet, bir gam dokunursa, hatta kendisine bir diken bile batarsa, mutlaka Allah bunları onun günahlarına keffaret kılar." (Buhari, Mard'a, 1; Müslim, Birr, 52)
Bu müjde, Allah’ın sonsuz merhametinin bir tecellisi olarak, kulların çektiği sıkıntılara bedel olarak onları affetmesine bir vesile kılınmıştır.
İbadetin İki Yüzü: Müsbet ve Menfi İbadet
Mehmet Kaçar'ın yazısında dikkat çektiği bir diğer önemli husus ise ibadetlerin sınıflandırılmasıdır. İslam’da ibadetler iki kısımda değerlendirilir:
-
Müsbet (Olumlu) İbadetler: Namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek gibi herkesin bildiği ve fiili olarak yerine getirilen ibadetlerdir.
-
Menfi (Olumsuz/Pasif) İbadetler: Hastalıklar, dertler ve musibetler karşısında sergilenen duruştur.
Musibete uğrayan bir mümin, Rabbi'ne sığınıp, O'na yürekten dua eder ve isyan etmeden sabrederse, bu durum "halis bir kulluk" olarak kabul edilir. Çünkü hastalık ve musibet anında yapılan duaya ve sabra; riya, gösteriş veya kibir karışmaz. Bu, en samimi ibadet hallerinden biridir.
Bir Dakikalık Sabır, Bir Günlük İbadet Sevabı Kazandırabilir
Musibetler karşısında isyan etmemek, şükretmek ve tefekkür etmek (düşünmek), kulun manevi kazancını katbekat artırır. Öyle ki; musibetle geçirilen bir dakikaya sabredip şükreden bir kul, o bir dakikaya bedel olarak bir günlük ibadet sevabı kazanabilir.
Bu bilinçle yaşayan ve acılarına sabreden bir mümin, kısacık ömründe sanki çok uzun yıllar ibadet etmiş gibi büyük bir sevap denizine ulaşır. Ahirette Mahkeme-i Kübra'da sorgusunu kolayca verenlerden olması ve Cennet ile müjdelenmesi umulur.