HEGEMONUN ÇÖKÜŞÜ: SİSTEMİN EL FRENİ VE "SON ÇALKALAMA"

Henry Kissinger, o meşhur Diplomacy kitabında şöyle yazmıştı:

"ABD, Ortadoğu’da hegemon güçlerin oluşmasına müsaade etmemeli."

Peki, nedir bu Hegemon? Enerjide ve savunmada kimseye muhtaç olmayan, tam bağımsızlık karakterini hücrelerine kazımış ülkedir.

Bugün Trump’a hatırlatılan gerçek şudur: Sen herhangi bir ülkenin değil, bir "Hegemon"un başına geçtin ve bu sistemin bir bekçisi var: İsrail.

ABD savaş bakanı Pete Heghseth: "İster Sünni olsun ister Şia. Bizim düşmanımız İslam'dır." Dünki bu itirafta yukarıdaki cümlenin teyididir.

Seçim kampanyasında "Savaşları bitireceğiz, Ortadoğu’dan çıkacağız" diyen Trump, bugün kendi vaatlerinin enkazı altında çırpınıyor. Yüz milyarlarca dolar haraç aldığı Körfez ülkelerini koruyamayan, üsleri çatır çatır vurulan bir liderin itibarı ne kadar kalabilir?

Trump, bir şantajla başladığı bu savaşın artık başrol oyuncusu değil, küresel güç ağlarının elinde bir kukla konumuna düşürülmüştür. Onu "canlı canlı gömecekleri" o pis işleri yaptırıp, sonunda azil veya başka bir yolla tasfiye edecekleri bir sürece giriyoruz.

Dünyaya yeni bir şekil vermeden önce sistemi kuvvetli bir biçimde çalkalamak gerekiyor. Siyonizme verilen görev tam olarak budur: Bir "santrifüj" etkisi yaratmak. Belki de bu son hesaplaşmadan sonra, İsrail odaklı Siyonizm bile kullanım ömrünü tamamladığı için tasfiye edilecek. Ancak o güne kadar, taş üstünde taş bırakmamaya yeminli bir mekanizma işliyor.

Jeffrey Sachs’ın o acı tespiti, bugünkü "küresel sessizliğin" kodlarını veriyor: "İran'ı kınayan her ülke, topraklarında bir Amerikan askeri üssüne ev sahipliği yapıyor."

Danimarka’dan Yunanistan’a, Fransa’dan Letonya’ya kadar bu ülkeler egemen değil, birer askeri antrepodur. Orwell bile bu kadar trajik bir tiyatroyu hayal edemezdi. 80 ülkede askeri varlığı olan bir imparatorluk, dürüst bir diyalog değil, mutlak bir biat istiyor.

Hakkını teslim edelim; Trump bir ulus-devletin yapması gereken ne varsa yapmaya çalıştı. DSÖ’den ayrıldı, L*BT dayatmasına karşı aileyi savundu, Gazze konusunda ayak diredi en azından bir müzakareye razı etti siyonistleri.

Ancak sistemin dışına çıkmaya çalışmanın bedeli ağırdır. 4 ABD başkanının neden öldürüldüğü sır değil; Trump’a yapılan suikast girişimi de son uyarıydı. Şimdi ise halk desteği eriyor. Queens’teki o garson öğrencinin sorusu, sistemin asıl krizidir: "Benim vergilerim neden dünyanın öbür ucundaki savaşları fonluyor?"

Petro-Dolar sistemi kontrollü bir şekilde yıkılırken, ufukta Petro-Yuan görünüyor. Bütçe fazlası olan Çin, tek kurşun atmadan kazanan taraf olma yolunda ilerliyor. Üstelik Çin’in elinde sadece ekonomik güç değil, "Epstein Belgeleri" gibi ahlaki bir atom bombası da var. Vakti geldiğinde bu belgeleri açıklama tehdidi, Trump ve ekibini köeye sıkıştırmış durumda.

Erdoğan’ın dediği gibi: "İsrail yaptıklarının bedelini ödeyecek." Bölge aşiretleri ve bilinmeyen yapılar vaktini bekliyor. Siyonistler Mehdi için tarih verip Arz-ı Mev’ud rüyası görseler de, bu devasa çalkalanma sonucunda onlarda tersyüz olacaklar.

Yine Sayın Fidan, bu savaşın tek müsebbibi İsrail demiştir. ABD'nin ise ancak İSrail'e mukavemet gösterdiği oranda bir barış ihtimali vardır. Gerisi hayalciliktir.

Trump’ın kaybettiği, İran’ın söz sahibi olduğu, Rusya’nın petrolle sevindiği bu yeni dünyada; ABD bile aslında hanedanların sömürgesi olan bir yapıdan ibaret. Yıllardır trilyonlarca faiz ödeyen, 40 trilyon dolar kamu borcu olan ABD... Sömürgeci olduğu kadar sömürülendir, maşadır, kukladır. Şuan en avantajlı konumda olan Çin'de farklı değildir. Kukla değişiyor, kuklacı aynı kalıyor bu sistemde.

Bizim dileğimiz ise kuklanın da kuklacının da yok olması. Perdelerin açılıp şeffaf bir şekilde, adil ve hakkaniyetli bir sistemin kurulmasıdır.

Zarlar atıldı, santrifüj dönüyor. Bakalım durduğunda masada kimler kalacak?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.