Özkan ORUN
İRAN’I ATEŞE ATAN SÜRGÜN PRENS: PEHLEVİ’NİN KİRLİ MİRASI, DIŞ AKIL VE KANLI SENARYO
İran halkının yaşadığı ekonomik sıkıntıları, hayat pahalılığını ve toplumsal gerilimi fırsata çevirmeye çalışan Rıza Pehlevi, bugün bir kez daha kimlerin değirmenine su taşıdığını açıkça göstermiştir. Yıllardır Batı başkentlerinde güven içinde yaşayan, İran halkının sofrasındaki ekmeğin eksikliğini değil yalnızca ekranlardaki manşetleri bilen bu sürgün figür; halkı sokağa çağırarak ülkesini kaosa sürükleme cüretini göstermektedir.
Pehlevi ismi İran halkının hafızasında özgürlükle değil; işkenceyle, baskıyla, SAVAK zindanlarıyla ve emperyalizme peşkeş çekilen bir ülkeyle anılır. Bugün demokrasi nutukları atan Rıza Pehlevi, dün İran’ı ABD ve Batı çıkarlarının arka bahçesi hâline getiren hanedanın devamıdır. Maskeler değişmiş olabilir; ancak hizmet edilen merkez aynıdır.
28 Aralık’ta başlayan protestoların kısa sürede şiddete evrilmesi, kamu binalarının yakılması, güvenlik kaosunun büyümesi ve can kayıplarının yaşanması; halkın haklı ekonomik taleplerinin nasıl küresel bir senaryoya malzeme edildiğini gözler önüne sermiştir. Bu süreç, İran halkına bir zafer değil; kan ve gözyaşı getirmektedir.
Şunu açıkça söylemek gerekir:
ABD ve İsrail’in istediği doğrultuda yönlendirilen hiçbir protesto, hiçbir isyan, hiçbir “renkli devrim” bir millete onur, refah ya da özgürlük getirmemiştir. Aksine; bu iki devletin ayak bastığı, el uzattığı, yön verdiği her coğrafya uzun yıllar boyunca iç savaşla, yıkımla, bölünmeyle ve gözyaşıyla baş başa kalmıştır.
Irak onurunu kaybetti, Libya haritadan silindi, Suriye kana boğuldu, Afganistan harabeye döndü, Filistin insanlık tarihinin en ağır vahşetini yaşıyor. ABD ve İsrail’in girdiği hiçbir ülke güçlü kalmadı. Bu iki devletin eli kimlere değdiyse, o milletler nesiller boyu bedel ödedi. Bugün İran sokaklarında ateşlenen fitil de aynı kirli aklın ürünüdür.
İnternetin kesilmesi, ulaşımın durması, şehirlerin gerilim hattına dönüşmesi; bedeli yine fakir halka ödetilen bir kaos planıdır. Londra’dan, Washington’dan ahkâm kesen Pehlevi için yanan şehirler, ölen gençler yalnızca bir “politik yatırım”dır. O, bu ülkenin acısını değil; yabancı başkentlerin beklentilerini taşımaktadır.
Rıza Pehlevi’nin yaptığı muhalefet değil; ülkesini içeriden çökertmeye yönelik siyasi bir sabotajdır. Meşru talepleri istismar ederek dış müdahalelere zemin hazırlamak, halkı ateşe sürmek ve emperyalist hesaplara taşeronluk yapmaktır.
İran halkı yoksul olabilir, sıkıntı çekiyor olabilir; fakat hafızasız değildir. Pehlevi hanedanının geri dönüşü bir çözüm değil; eski bir esaret düzeninin yeniden dayatılmasıdır. İran’ın geleceği ne sürgün prenslerde ne de Tel Aviv ve Washington’da yazılan senaryolardadır.
Tarih değişmez bir gerçeği defalarca göstermiştir:
Milletini sokağa değil, kaosa ve kana çağıranlar; halkın değil, efendilerinin adamıdır.