Mehmet Emin PARLAKTÜRK

Mehmet Emin PARLAKTÜRK

İslamî Hükümler Güncellenmeli mi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İslam'ın hükümlerinin güncellenmesi vardır. Siz, İslam'ı 14 asır öncesinin hükümleriyle bugün uygulayamazsınız" dedi ve gürültü koptu.

Reis, daha önce de buna benzer bir konuşma yapmıştı. Kastettiği şey; eğer içtihada taalluk eden fer'î ve fıkhî hükümler ise, bu doğrudur, katılıyorum. Ama bunu belirtmeliydi.

Eski dönemlerde, toplum ihtiyaçlarına göre gerekli ve geçerliliği olan içtihada konu fıkhî hükümlerin bir kısmı, bugün geçerliliğini yitirmiş ve uygulanamaz hâle gelmiştir. Bunların örnekleri vardır. Bir başka yazımızda bunu anlatırız inşaallah. İşte, bu eski içtihat ve hükümler; yeni içtihatlarla güncellenmelidir. Zira, İctihad kapısı kıyamete kadar açıktır.

İslâm kıyamete kadar bâki bir din olduğuna göre, insanların muamelâtını ilgilendiren fıkhî hükümlerin de ictihatlarla Kur'an ve Sünnet esasları doğrultusunda yeniden ele alınması doğaldır, gereklidir, hatta elzemdir.

Burada dikkat edilmesi gereken husus; Allah'ın koyduğu aslî hükümlerin, yani Kur'an'daki şer'î ahkâmın, muhkem farz ve haramların kat'î olduğu ve bunların değişmezliğidir. Bunlar varken değişme, yenileme veya güncelleme olmaz. Çünkü, "mevrid-i nassta içtihada mesa' yoktur."

Ne demek bu? "Kavâid-i külliyye" olarak Mecelle'de de geçen bu genel fıkıh kuralına göre, hakkında kesin bir ayet veya müttefekun aleyh/sahih bir hadis bulunan konularda; içtihada, yorum yapmaya, akıl yürütmeye veya görüş bildirmeye müsaade yoktur, buna cevaz verilmez, buna ihtiyaç da yoktur.

Bu değiştirilemez aslî hükümleri, içtihada konu olan fer'î hükümlerle karıştırmamak lazımdır.

Reis'in bu ince konuyu belirtmesi ve herkesin anlayacağı şekilde açıklaması lâzımdı. Bunu yapmayınca, elbette konuşması tenkit edilecek, kafalar karışacak, pek çok spekülasyonlar yapılacaktır.

Ayrıca, bir siyasetçinin, hele hele laik/lâdini/seküler bir sistemde, icra makamının başındaki en yetkili kişinin -kanaatimce- bu konulara girmemesi gerekir. Ancak, Reis kendisini "Emirü'l-Müminin" görüyorsa o başka!

Eğer böyle görüyorsa, o taktirde "şer'î ahkâm"ın uygulanıp uygulanmadığı konusunda Müslümanların da kendisine başka sorular sorma hakkı doğar! Elbette böyle bir durum söz konusu değildir.

Son sözüm, siyasete akıl-sır ermez. Kim bilir, gündem değiştirmek veya işin muhataplarını ve muhaliflerini meşgul etmek için söylenmiş taktiksel bir hamle de olabilir bu, bilemeyiz.

Ancak bildiğimiz şudur: Bu önemli konunun; İslam âlimleri, akademik unvan sahipleri, sahasında uzman fıkıh otoriteleri ve ilgili diyanet yetkilileri tarafından ele alınıp müzakere edilmesi gerektiğidir.

Bu gerekliliği hatırlattığı ve konuyu gündeme taşıdığı için, konunun tarafı olanlar belki de Reis'e teşekkür etmeliler...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.