Sömürgecilere Daha Fazla İnanmayalım, Boyun Eğmeyelim!

Aldatmacalara, Oyalamalara, Sömürgecilere Daha Fazla İnanmayalım, Kanmayalım!

Yıllardır süregelen bir "enerji üssü, enerjide dağıtım merkezi " olma masallarıyla oyalanıyoruz. Hatırlayalım; 2022 yılında Ukrayna'yı işgal ederek küresel bir enerji krizinin fitilini ateşleyen Putin Rusyası da bize benzer vaatlerde bulunmuştu.

Bizi sözde bir enerji merkezi yapacakları yalanıyla sırtımız sıvazlanırken; petrolü, gazı ve kömürü fahiş fiyatlardan ithal etmek zorunda kaldık. Son dört yılda belimizi büken, elimizde avucumuzda ne varsa alıp götüren enflasyon ve hayat pahalılığının en büyük müsebbiplerinden biri, işte bu Rusya, ABD vb.ne bağımlı fosil yakıt politikaları oldu.

Bugün ise tarih tekerrür ediyor; sahne aynı, sadece başroldeki aktörler farklı. Sömürgeci zihniyetin bir diğer temsilcisi olan ABD, Ortadoğu'da sivillerin ve masum çocukların hayatına mal olan politikalarıyla, Siyonistlerin yönlendirmesiyle İran'a yönelik savaş ve gerilim stratejilerini devreye sokarak yeni bir küresel enerji krizi çıkardı. Sonuç?

Başta ülkemiz olmak üzere tüm dünya yeniden çok yüksek petrol, LNG ve kömür fiyatlarıyla sömürülüyor. Şimdi de tıpkı Putin-vari yalanlarda olduğu gibi, "sizi enerjide dağıtım merkezi yapacağız" kisvesi altında bizi sadece bir eyalet, bir transit geçiş noktası olarak gören yeni aldatmacalar sunuluyor.

Bu kirli pazarlıklar ve sömürü düzeni sadece kapalı kapılar ardında yürütülmüyor; medyamızda da sahte kaynaklar ve kasıtlı algı operasyonlarıyla propaganda ediliyor. Buna en somut örneklerden biri, son günlerde bazı yayın organlarında yer alan ve ABD Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Türkiye ve Suriye’nin enerji dağıtım merkezi olacağını söylediği iddia edilen haberdir. Buradaki yalanı ve algı operasyonunu görmek için haberin temel taşlarını incelemek yeterlidir.

Öncelikle, haberde "ABD Ankara Büyükelçisi" olarak adı geçen Tom Barrack, aslında gerçek bir diplomat değil, Donald Trump’ın eski bir danışmanı ve iş adamıdır. Haber, Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’deki krizleri bahane ederek, Türkiye’yi sanki "dünyanın güvenli limanı" ve "kurtarıcısı" gibi sunmaya çalışıyor. Bu, tıpkı Putin’in vaadi gibi, "dağıtım merkezi" olmanın sanki büyük bir kazanım ve prestij kaynağı olduğu algısını yaratmak için kurgulanmış bir oyundur.

Oysa gerçek çok farklıdır. "Üretim yerine boru hatları inşa etmek, Enerji dağıtım merkezi" olmak, bizi küresel güçlerin savaş ve krizlerine daha fazla bağımlı hale getirmekten başka bir işe yaramaz. Bu durum, Türkiye’nin enerji güvenliğini sağlamak yerine, onu uluslararası enerji hatlarının kesişme noktası yaparak dış müdahalelere ve şantajlara da açık hale getirir. Bu haber, sömürgecilerin bizi kendi çıkarları için nasıl manipüle etmeye çalıştıklarının en somut kanıtlarından biridir. İsim yanlış, kaynak yanlış, vaat yanlış... Bu tür aldatmacalarla sırtımızı sıvazlayıp, bizi kendi fosil yakıt sömürü düzenlerinin bir parçası yapmaya çalışanların yalanlarına artık karnımız tok.

Tam da bu küresel enerji ve sömürü sarmalının ortasında, 28 Mart 2026 tarihinde İstanbul'da dikkat çekici bir zirve gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Türkiye Ülke Stratejisi Toplantısı kapsamında, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde dünyanın en büyük varlık yöneticisi BlackRock'ın CEO'su Laurence D. Fink ile bir araya geldi. Görüşme masasında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar da vardı.

Bu görüşmenin ve masadaki gücün çapını iyi anlamak gerekiyor:
• BlackRock'un Boyutu: 1988'de kurulan BlackRock, yaklaşık 14 trilyon dolarlık varlığı yöneten, 145 milyar doların üzerinde piyasa değerine sahip devasa bir küresel güç.

• Larry Fink'in Etkisi: CEO Larry Fink, küresel finansın en etkili isimlerinden biri ve Forbes'un 2026 listesine göre milyar dolarlık kişisel servetiyle dünyanın en zenginleri arasında yer alıyor.

• Masadaki Konular: Toplantıda Bakan Şimşek makroekonomik istikrar ve mali disiplin sunumları yaparken, Bakan Bayraktar enerji güvenliği ve "enerji merkezi olma" hedeflerini anlattı.

Ancak sormamız gereken asıl soru şudur: Trilyonlarca doları yöneten küresel finans devlerinin veya fosil yakıt zengini ülkelerin çizdiği "enerji merkezi" vizyonu, gerçekten bizim bağımsızlığımıza mı hizmet ediyor, yoksa bizi küresel sömürü çarkının sadık bir müşterisi mi yapıyor?

Bizi yabancıların fosil yakıtlarına mahkum eden, temiz ve milli kaynaklarımızdan enerji üretmemizi engellemek için her türlü bürokratik engeli ve mevzuatı dayatan bu sahtekarlıklara artık inanmamalıyız.
Son yıllarda küresel enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmaların ve dışa bağımlılığın faturasını ülke olarak ağır ödediğimiz yadsınamaz bir gerçek.

Bizim dışarıdan ithal edilecek pahalı gaza, petrole veya bizi sadece bir "boru hattı güzergahı" olarak gören yabancı sermaye aklına ihtiyacımız yok. Kendi kaynaklarımız, kendi suyumuz, güneşimiz, kendi rüzgarımız, kendi jeotermalimiz bize yeter.:

Temiz ve milli kaynaklarımızın önündeki engelleyici mevzuatları kaldırıp, kendi potansiyelimizi engellemeyi bırakırsak bu ülkenin gerçek enerji bağımsızlığını sağlayabiliriz. Bu tür aldatmacalara karnımız tok; çözüm dışarıda değil, kendi temiz kaynaklarımızdadır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.