Doç. Dr. Cahit KARAALP
Tarihin En Eski Algı Operasyonu: Firavunlar ve Günümüzün "Büyücüleri"
İnsanlık tarihi, sadece toprak kazanan orduların değil, kitlelerin zihnini yönetmek isteyen güç odaklarının da tarihidir. Binlerce yıl öncesinden bugüne uzanan ve kutsal metinlerde bize aktarılan Hz. Musa ve Firavun’un mücadelesi, aslında sadece geçmişte yaşanıp bitmiş bir kıssa değildir. Aksine bu mücadele; bugünün medyasını, sosyal medya algı operasyonlarını, manipülasyon araçlarını ve güç dengelerini anlamamızı sağlayan evrensel bir manifestodur.
Peki, bu kadim kıssanın kahramanları günümüzde kimlere karşılık geliyor? Gelin, zamansız bir aynadan bugünün dünyasına birlikte bakalım.
Kıssanın Kodları: Kim Kimdir?
-
Firavun: Sadece tahtta oturan bir kral değil; entrikacı, baskıcı, zalim, gücü tekelleştiren ve kendi çıkarları için kitleleri ezen her türlü zorba sistemin adıdır.
-
İsrailoğulları: Hakları ellerinden alınmış, ötekileştirilmiş, "ayak takımı" muamelesi gören, köleleştirilmiş tüm mazlum ve mağdur halkları simgeler.
-
Hz. Musa: Statükoya, haksızlığa ve zulme karşı tek başına da olsa meydan okuyan; adaletin, hakkın ve özgürlüğün sesini yükselten o cesur mücadele eridir.
Ve belki de en dikkat çekici unsur: Büyü ve Büyücüler...
Firavun’un sarayında el üstünde tutulan o büyücüler, aslında haksızlık üzerine kurulu sistemin algı operasyonlarını, halkı yönlendirme ve propaganda gücünü temsil ediyordu.
Göz Boyama Sanatı: Sihirbazlardan Sosyal Medyaya
Bugün Firavun’un büyücülerinin yerini kimler aldı dersiniz? Halkı sürüleştirmek, algıları yönetmek ve kitleleri uyutmak için devasa paralarla, önemli mevkilerle satın alınan bazı yazarlar, çizerler, fonlanan medya organları ve "uzman" sıfatlı figürler...
Dün asalarıyla halkın gözünü boyayanların yerini, bugün sosyal medya algıları, manipülatif haberler ve organize troll ağları almış durumda. Güç odakları, kendi zayıflıklarını gizlemek ve halkı sindirmek için korku iklimi yaratıyor; medyayı bir büyü aracı gibi kullanarak güçlerini olduğundan çok daha büyük gösteriyor.
Hakikatin Kaçınılmaz Sonu
Ancak bu kıssanın bize fısıldadığı ve tarihin defalarca kanıtladığı çok net bir mesaj var:
Hak, hukuk ve adaleti bir kişinin veya bir zümrenin iki dudağı arasına mahkum eden, hukuku değil sadece kaba gücü meşrulaştıran, hakikate kulaklarını tıkayan her zalim sistem, ne kadar büyük bir illüzyon yaratırsa yaratsın çökmeye mahkumdur.
Kendi yarattığı güç zehirlenmesiyle halkını sindirmeye çalışan, hakkın sözcülerini haksız ve hukuksuz şekilde susturan her sistem, tıpkı Firavun gibi, kendi elleriyle büyüttüğü o azgınlık ve tuğyan denizinde boğulacaktır.
Çünkü asıl güç algılarda değil, hakikatin ta kendisindedir. Ve hakikat, eninde sonunda tüm büyüleri bozacaktır.