Adnan ONAY
Barışın Tek Yolu: Topyekün Savunma ve Caydırıcılık
“Hazır ol cenge eğer ister isen sulh-ü salâh.” Bundan tam 150 yıl önce hekim ve şair Abdülhak Molla, coğrafyamızın değişmez kaderini bu sözle özetlemişti. Eğer huzur ve barış istiyorsanız, her an savaşa girecekmiş gibi donanımlı ve hazır olmalısınız. Bugün dünya siyasetinde ABD destekli İsrail’in saldırganlığına karşı durabilen devletlerin tek bir ortak özelliği var: Yüksek caydırıcılık gücü.
Teknoloji ve İstihbarat: Güvenliğin Yeni Cephesi
Savunma stratejileri artık sadece cephede değil; yazılımlarda, uydularda ve istihbarat ağlarında belirleniyor. Teknolojik dönüşüme ayak uyduramayan, siber alanda zayıf kalan ve iç cephesini sağlam tutamayan ülkelerin bağımsızlığı her zaman tehdit altındadır.
Bunun en somut örneği yanı başımızdaki İran’dır. Nükleer güç olma yolunda adımlar atan ancak güvenliğini sadece bir mezhep çemberi (Şii hilali) üzerine kurgulayan İran, hem ağır ambargolarla boğuştu hem de iç sızmaların kurbanı oldu. CIA ve MOSSAD’ın içeride devşirdiği ajanlar, teknolojik tesislerin bilgilerini sızdırarak nükleer çalışmaları akamete uğrattı. Bu durum bize gösteriyor ki; sadece silah yetmez, milli bir istihbarat kalkanı hayati önemdedir.
İsrail’in Bölgesel Hedefleri ve Türkiye
İsrail, "vadedilmiş topraklar" sanrısıyla bölgeye yerleştiği günden beri, Sünni veya Şii ayrımı gözetmeksizin tüm İslam ülkelerinin gücünü kırma görevini üstlenmiş durumda. Gazze’de yaşanan soykırım ve bölgedeki nokta atışı suikastlar, İsrail’in yıllardır sürdürdüğü istihbarat depolama faaliyetlerinin bir sonucudur.
Aynı karanlık planların Türkiye üzerinde de uygulandığı bir sır değil. FETÖ gibi yapıların devletin kılcal damarlarına sızdırılması, savunma sanayinden hane bilgilerine kadar her verinin MOSSAD ve CIA ile paylaşılması bu büyük planın bir parçasıydı. Bugün MİT’in peş peşe çökerttiği casusluk şebekeleri, tehdidin hala sıcak olduğunun en net kanıtıdır.
Olası Bir Savaşta Türkiye’nin Konumu
Türkiye, İsrail ile karşı karşıya geldiğinde sadece bir devletle değil, ABD ve Batı blokunun tamamıyla mücadele etmek zorunda kalacağının bilincindedir. Yunanistan’ın Ege’deki kışkırtmaları ve ABD’nin bölgeye yığdığı askeri kapasite, bu kuşatmanın parçalarıdır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tecrübesiyle "en kötü senaryoya hazırız" mesajı vermesi yüreklere su serpse de, hazırlık sadece devlet nezdinde kalmamalıdır. Topyekün savunma bilinciyle;
-
Savunma sanayimizi zirveye taşımalı,
-
Yerel yönetimler bazında sığınak ve lojistik hazırlıklarımızı tamamlamalı,
-
Milli mücadele ruhunu diri tutmalıyız.
Sonuç: Birlik Olma Vakti
Milli mücadele dönemindeki o sarsılmaz ruhu yeniden kuşanmalıyız. Bu noktada yerel basının ve kalemlerin sorumluluğu büyüktür. Ancak ne yazık ki bugün bu duyarlılığı her kesimde göremiyoruz. Unutulmamalıdır ki; içeride birliğimizi bozmadığımız sürece hiçbir dış güç bu necip milleti diz çöktüremez.
Allah bu milleti düşman şerrinden korusun ve her daim muzaffer kılsın.