Bir "Vazife" Beklentisinden Mahkeme Kürsüsüne: Hakkı Söylemekten Geri Durmayacağız!

Kıymetli dostlarım, gönül dostlarım... Senelerdir iki büyük davetin hasretiyle gözlerim yollarda, kulaklarım kirişteydi. Bu bekleyişlerden ilki, devletimizin o kutlu "Asker, vazife başına!" emrini vermesiydi. Şanlı Türk Silahlı Kuvvetleri’mizin üniformasını yeniden kuşanmak, gerekirse ay yıldızlı bayrağa sarılı bir tabutla dönmek en büyük muradımdı. CİMER üzerinden ve hususi mektuplarla yaptığım onca başvuruya rağmen, o "gel" emri henüz vakıf olmadı. Ancak ümidim baki; bir gün o davet gelecek.

5816 Sayılı Kanun ve Mahkeme Tebligatı

Hasretle beklediğim ikinci davet ise bugün kapımı çaldı. Kamuoyunda "Atatürk’ü Koruma Kanunu" olarak bilinen 5816 Sayılı Kanun’a muhalefet suçlamasıyla mahkemeye celp edildim. 28 Eylül 2025 tarihinde hakkımda yapılan bir ihbar neticesinde, Mersin ve Kayseri Emniyet Müdürlüklerimizin titiz çalışmalarıyla süreç tamamlandı.

Nihayet, 17 Haziran 2026 tarihinde Kayseri 22. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacağım. Dosyayı incelediğimde gördüm ki; savcılık iddianamesi bir hayli kapsamlı hazırlanmış. Paylaşımlarımda kullandığım ifadeler, tarihe düştüğüm notlar tek tek sıralanmış.

Hakikati Haykırmak Hakaret Değil, Tespittir

Bizler, Fransızların meşhur "Kediye kedi deriz" sözünü kendine şiar edinmiş bir medeniyetin evlatlarıyız. Bir Osmanlı torunu olarak ben de tarihin tozlu raflarında gizlenen, üzeri örtülmeye çalışılan gerçekleri dile getirmekten çekinmedim.

1912 Bolayır’dan 1915 Çanakkale’ye, 1918 Nablus bozgunundan Lozan’daki o "teslimiyet" ruhuna kadar; Ali Şükrü Bey’den Deli Halit Paşa’ya kadar yaşanan her hadiseyi kendi zaviyemizden, belgeleriyle konuştuk. Şapka inkılabı adı altında yaşananları, harf inkılabıyla bir gecede cahil bırakılan bir milleti ve Ayasofya’nın vakfiyesine aykırı şekilde müzeye çevrilmesini dile getirmek bir "hakaret" değil, tarihin acı bir "tespitidir".

Ne Avukat Tutacağım Ne de Pişmanlık Dileyeceğim!

Buradan açıkça ilan ediyorum:

  • Zerre kadar geri adım atmayacağım.

  • Asla "pişmanlık" ifadesi kullanmayacağım.

  • Beraat talep etmeyeceğim ve avukat tutmayacağım.

Milyonlarca fedai gibi ben de bu davanın izzetini omuzlarımda taşıyorum. Bu paylaşımların neticesinde mahkumiyet kararı çıksa dahi, cezaevi hayatı benim için yabancı bir yer değildir; bu uğurda ödenmesi gereken her bedele razıyım.

Dostlarıma Üç Önemli Vasiyet

Duruşma günü olan 17 Haziran’a kadar yapacağım her paylaşımı birer veda ve vasiyet olarak görün. Sizlerden ricam şudur:

  1. Reisimize Destek Olun: Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yanından bir an bile ayrılmayın. Düşmana karşı birliğimizi diri tutun.

  2. Sabırlı Olun: 5816 Sayılı Kanun canımızı yakıyor olabilir, ancak önceliğimiz devletin bekasıdır. Ayasofya nasıl 86 yıl sonra açıldıysa, bu zulüm kanunu da bir gün elbet kalkacaktır. Sabırla o günü bekleyelim.

  3. Devleti Zaafa Uğratmayın: Yorumlarınızda ve tepkilerinizde hükümetimizi ve devletimizi zor durumda bırakacak ifadelerden kaçının.

Hakkınızı helal edin. Biz bildiğimiz yolda, dosdoğru yürümeye devam edeceğiz.

Selâm ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.