Çağdaşlık Maskesi Altındaki Gerçek: Bir "Hıristiyan Kulübü" Dayatması

Günümüzde dillerden düşmeyen, modernleşmenin anahtarı gibi sunulan "çağdaşlaşma" kavramı, aslında göründüğü kadar masum bir ilerleme hamlesi mi? Yoksa bu kavram, Batı’nın kendi değer yargılarını, inançlarını ve sömürü düzenini "evrensel doğru" olarak dikte etme yöntemi mi?

Çağdaşlık mı, Kültürel Bir Kuşatma mı?

Genel kabule göre çağdaşlaşma; insanlığın bozulmuş bir Hıristiyan ahlakını benimsemesi, ilahi sınırları reddetmesi ve Batılı yaşam tarzına ram olması şeklinde önümüze sürülüyor. Ancak bir düşünelim: Bir zaman dilimi neden sadece emperyalist ve Siyonist odakların tekeli altında olsun? İçinde bulunduğumuz yüzyıl, tüm dünya milletlerinin ortak paydasıyken; neden Batılılar "çağdaş", Müslümanlar veya Doğulular "çağ dışı" ilan ediliyor?

Bu yaklaşım, insanlığı sınıflara ayıran, Batılıyı "üstün insan" konumuna yerleştiren suni bir çemberden ibarettir. Bu çemberi kabul etmek, Hıristiyan Batı kulübünün efendiliğini peşinen onaylamaktır.

Sanayileşme ve Sömürü Çarkı

Aslında ortada "çağdaşlaşma" diye bir olgu yok; sadece sanayileşmiş ve silahlanmış ülkeler gerçeği var. Bu "Hıristiyan Kulübü", teknolojinin ve sanayinin getirdiği güçle refah seviyesini yükseltirken, diğer yandan sömürü çarklarını döndürmektedir.

Çağdaşlık nedir?

  • Atom bombası üretip insanlığı yok etmek mi?

  • Kapitalist veya sosyalist çarklar arasında insanı öğütmek mi?

  • Özgürlük adı altında ahlaki değerleri yozlaştırmak ve "uryan" bir yaşamı kutsamak mı?

Eğer çağdaşlığın kriteri sadece daha öldürücü silahlar üretmek ve zengin troller yaratmaksa, bu insanlığın bir ilerlemesi değil, aksine vicdani bir çöküşüdür.

"Gecekondu Aydınları" ve Batı Afyonu

Ülkemizdeki "komprador burjuvazi" ve "gecekondu aydınları", bu içi boşaltılmış çağdaşlık kavramını halkın damarlarına bir afyon gibi zerk etmeye çalışıyor. Oysa gerçek şudur: Bir milletin fakir kalması veya sanayileşememesi, o milletin Allah katında değersiz ya da "gerici" olduğu anlamına gelmez. İnsan, yaratılmışların en şereflisidir.

Gerçek "çağ dışılık", bencilliği, katilliği ve istismarı bir hayat felsefesi haline getiren Batı merkezli zihniyettir. Kendi heva ve heveslerini kutsallaştıran bu yapı, aslında insanlık onurunun çok uzağında yaşamaktadır.

Sonuç: Kendi Sınırlarımıza Dönmek

Batılılaşmayı bir tercih olarak yaşayabilirsiniz; ancak bunu "çağdaşlık" kılıfıyla mutlak bir doğru gibi sunmak büyük bir yanılgıdır. Bizler zaten Allah’ın çizdiği sınırlar ve fıtratın gereği olan ahlakla yaşadığımız sürece "çağın içinde" ve "insanca" kalabiliriz. Maskeleri düşürmenin ve bu dayatılmış terminolojiyi reddetmenin vakti gelmiştir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.