Devletin Onuru: Bir Lideri Korumak Neyi İfade Eder?

Uluslararası arenada son dönemde yaşanan sarsıcı olaylar, devlet mekanizmasının en temel görevini tekrar tartışmaya açtı: Lideri korumak. Önümüzde Venezuela ve İran gibi somut, bir o kadar da düşündürücü örnekler var. Biri konutundan kaçırılan, diğeri ise en mahrem alanında, yanında 14 aylık torunu varken suikasta kurban giden lider profilleri...

Burada mesele "hırsızı bırakıp ev sahibini dövmek" değil, bir devletin varoluşsal reflekslerini sorgulamaktır. Bir devlet, başkanını gözünden sakınmak zorundadır. Çünkü lider, sadece bir birey değil; devletin aklı, milletin iradesi ve bekasının sembolüdür.

Zaafiyetin Bahanesi Olmaz

Başkanını koruyamayan bir devlette, en başta o makamda oturan kişi sorumludur. Eğer siz bir lider olarak gerekli güvenlik önlemlerini aldırmamış, denetim mekanizmalarını çalıştırmamış ve ihmali olanları cezalandırmamışsanız, yaşanan facianın ardından gelen "ah vahlar" bir anlam ifade etmez.

Bir lider kendi hayatını hiçe sayabilir, ancak halkına ve ülkesine karşı olan sorumluluğunu hiçe sayamaz. "Cesurum" diyerek tedbiri elden bırakmak, geride kalan milyonları ve devletin itibarını ateşe atmaktır.

İran örneğinde gördüğümüz üzere, liderlerin yataklarında veya en güvenli sandıkları konutlarında etkisiz hale getirilmesi, aklın yerini gafletin aldığının kanıtıdır. Hele ki bu durum bir devletin başına üçüncü kez geliyorsa, burada bağışlanamaz bir yönetim zafiyeti var demektir. Hayat, ne yazık ki ihmal kaldırmaz.

Türkiye'nin Lider Koruma Refleksi

Bu vahim tablolara baktığımızda, ülkemizin atlattığı badirelerin önemi daha net anlaşılıyor. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bugüne kadar kaç suikast girişiminden, kaç kirli kumpastan kurtulduğunu belki tam sayısıyla bilmiyoruz; ancak 15 Temmuz hıyaneti hafızalarımızda taptaze.

O gece Marmaris’te niyetini edip, her şeyi göze alarak yola çıkan bir liderlik duruşu gördük. O dönemde S-400 savunma sistemleri alınırken "kendini korumak için alıyor" diyenlerin ne kadar sığ ve art niyetli bir yaklaşım içinde oldukları, bugün komşu coğrafyalardaki zafiyetlerle tescillenmiş oldu. Şunu unutmamalıyız: Lideri korumak, devleti korumaktır.

Sonuç: Zayıf Devlet mi, Güçlü İrade mi?

Yahya Sinvar gibi cephede, askerinin başında savaşırken şehit düşenler her türlü eleştiriden muaftır; çünkü o bir savaş meydanı tercihidir. Ancak devletin kalbinde, güvenlik bürokrasisinin kucağında verilen fireler ders niteliğindedir.

Altını çizmek gerekir ki; bir devlet başkanını koruyamıyorsa o devlet "zayıf" damgasını yer. Bir başkan da kendi güvenliğini ciddiye almıyorsa, halkına karşı en büyük görevini ihmal ediyor demektir. Kendi güvenliğimizden ve geçmişimizden ders çıkararak; güçlü devletin, korunan lider ve uyanık bürokrasiyle mümkün olduğunu görmeliyiz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.