Dostluğun da Fiyatı VAr Artık...

İnternet bize "daha bağlantılı bir dünya" vaat etmişti. Bugün o dünyanın içindeyiz ve insanlar, hastane kuyruğunda yanlarında oturacak biri için yahut tek başına yemek yememek için saatlik ücret ödüyor.

Bu bir filmi sahnesi değil. Bu gerçek ve adı var: Kiralık İnsan Dönemi.

Çin'de milyarlarca dolara ulaşan "yalnızlık ekonomisi", artık sadece yaşlıları değil, şehrin çarkları arasında sıkışmış gençleri de kapsıyor. Dağa tırmanmak için, akşam yemeğinde karşılıklı oturacak biri için, sadece dertleşmek için saatlik ya da günlük ücretlerle insan kiralıyorlar.

Dostluğun fiyatı var artık. Ve bu fiyatı belirleyen piyasa, vicdanla değil arz-talep dengesiyle çalışıyor.

Japonya, "Hikikomori" kavramını dünyaya tanıttı: milyonlarca insanın toplumdan tamamen koparak odasına kapandığı sosyal izolasyon krizi. Bu krizin yarattığı boşluğu doldurmak için ortaya çıkan şey ise son derece çarpıcı: akraba kiralama şirketleri.

Düğününe çağıracak akrabası olmayan biri, profesyonel bir şirketten "amca" kiralar. Çocuğuna baba figürü göstermek isteyen bir anne, saatlik "baba" satın alır. Cenazesinde yalnız görünmek istemeyen biri, yas tutan yüzler sipariş eder.

Yani cenazelere ağlama ekibi bile kiralanabiliyor.

İngiltere 2018'de, Japonya ise akabinde "Yalnızlık Bakanlığı" kurdu. Devletlerin bu hamlesinin anlamı açık: Yalnızlık artık bireysel bir dert değil, kamu sağlığı krizi. Ama bakanlık kurmak, kaybedilen aile bağlarını geri getirmiyor.

YZ yaygınlaştıktan sonra tablo daha da karanlıklaşıyor. Yapay zekâ "işimizi çalıyor" tartışması hâlâ sürerken, daha sinsi bir süreç yaşanıyor: Yapay zekâ artık işi organize eden, planlayan ve sahadaki işler için insanı geçici olarak kiralayan konuma geçiyor.

Bir yapay zekâ uygulaması iş alıyor. Müşteriyle görüşüyor. Su tesisatçısı gerektiğinde insanı buluyor, işi tamamlatıyor, ücretini belirliyor. İnsan, sistemin efendisi değil onun geçici ve kiralık bir parçası haline geliyor.

Sermaye artık insanın elinde değil. Karar mekanizması algoritmalarda. İnsan ise o mekanizmanın sahadaki koşucusu.

Cıvıl cıvıl ekranlar, sonsuz içerik akışı, algoritmik "arkadaş önerileri"... Bunların arkasında, parayla sahte bağ satın alan, gerçek aidiyet duygusunu unutmuş milyarlarca insan var.

Devletlerin kağıt üzerindeki çözümleri yetmez. Asıl mesele şu: Sen kendi gündemine sahip çıkabiliyor musun? Dijital sosyalleşmenin illüzyonundan sıyrılabiliyor musun? Ayağını toprakta, elini insanda tutabiliyor musun?

Her şeyin kiralık olduğu bu dünyada, kendi varlığını koruyabilmek belki de bugünün en devrimci eylemi. Devrimler bazen TEK kişilik olabiliyormuş demek ki!

Hiçbir şeyin değerinin olmadığı, lakin fiyatının olduğu bir çağda; dostluklarda artık parayla! Şaşıracak bir şey kalmadı ama ağlayacak, başımızı duvara vuracak çok şeyimiz oldu

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.