İstanbul’un kalbi Galata Köprüsü’nü bilirsiniz; Haliç’in suları üzerinde yükselen o devasa dubalar, aslında sadece bir yolu değil, koca bir tarihi ve o tarihin içinden süzülüp gelen raconları taşır. Bugünlerde dünya siyasetinin okyanus ötesindeki aktörlerine bakınca, insanın aklına ister istemez eski bir İstanbul hikayesi düşüyor.
"Hep Ben" Diyenlerin Hazin Sonu
Eskilerin anlattığına göre, Galata Köprüsü’nde yürüyen bir kabadayı, yanından geçtiği bir başka kabadayının tespih tanelerini çekerken fısıldadığını duyar: “Hep ben, hep ben, hep ben...”
Kibrin zirvesinde, dünyayı kendi etrafında dönüyor sanan bu kabadayının göğsüne, aniden okkalı bir şaplak iner. Kendisinden daha "dişli" bir kabadayının karşısında durduğunu gören şaşkın zorba, yediği darbenin şiddetiyle ayılır ve ister istemez hakkı teslim eder: “Bir de sen!”
Trump, Tarih Bilgisizliği ve Orta Doğu Çıkmazı
Bugün ABD Başkanı Trump’ın (ve peşinden sürüklediği politikaların) durumu, tam da o köprüdeki kibirli kabadayıya benziyor. Türkiye’nin Suriye ile bin yıllık bir problemi olduğunu iddia edecek kadar tarih cahili olan bir liderden bahsediyoruz. Eğer Trump, ideolojik gözlüklerini çıkarıp gerçek bir Orta Doğu uzmanından 15-20 dakikalık bir özet alsaydı, karşısındaki coğrafyanın derinliğini anlayabilirdi.
İran’ın beş bin yıldır aynı coğrafyada bir "devlet geleneği" ile yaşadığını bilseydi, nevzuhur (yeni yetme) yapıların peşine takılıp bölgeyi ateşe atmazdı. Ancak kibir, her zaman sağduyunun önüne geçer.
Amerika Tökezlerse Ne Olur?
Şu anki tablo net: Amerika paçayı kaptırdı ve bu beladan nasıl sıyrılacağını bilmiyor. Yıllardır müttefiki sandığı Avrupa bile Hürmüz Boğazı davetini reddederek sırtını döndü. Daha önce de vurguladığım gibi: “Amerika tökezlerse” o düşüşün yankısı çok büyük olur.
Dünyanın en çok nefret edilen, en çok düşman biriktiren ülkesi konumuna gelen ABD için çanlar çalıyor. Eğer Trump, o müflis kumarbaz psikolojisinden çıkıp Galata kabadayısının gösterdiği erdemi (zorunlu da olsa) gösteremezse; yani bölgenin gerçek aktörlerine “bir de sen” diyerek geri adım atmazsa, sadece kendi sonunu değil, Amerika’nın sonunu da hazırlayacak.
Aslında bakarsanız, bu "kabadayılık" oyununun bitmesi ve adaletin yerini bulması, belki de tüm insanlığın beklediği o **"mutlu son"**un ta kendisidir.