Hakikat Ölmez, Hakikati Yazanlar Da Asla Unutulmaz
Kamerayı bir silah gibi değil, bir hakikat emanetçisi olarak taşıyanlar…
Zulmü dünyaya duyurmak için daha yola çıkmadan vasiyetini yazan, ailesini, çocuklarını geride bırakacağını bilerek ölümün üzerine yürüyen onurlu insanlar var.
Başta Filistin’de, dünyanın gözleri önünde, bilerek ve hedef alınarak şehit edilen gazeteciler olmak üzere; hakikati susturmak isteyenlere karşı canını siper eden tüm basın emekçileri tarihin alnına kazınmıştır. Onlar maaş bordrolarına değil, vicdanlarına bağlı kaldılar. Güce, paraya, tehditlere ve kirli pazarlıklara boyun eğmediler. Kalemlerini satmadılar, kameralarını kiraya vermediler, gerçeği eğip bükmediler.
Bugün ise gazetecilik kisvesi altında; menfaat için, ücret için, makam ve reklam uğruna hangi taraf ağır basıyorsa oraya savrulanlar, zulmü meşrulaştıranlar, katilleri aklayanlar ve hakikati sansürleyenler vardır. Bunlar gazeteci değil, propagandisttir; basın mensubu değil, güç odaklarının tetikçisidir.
Gerçek gazeteci; bombaların altında yayın yapan, kurşun sesleri arasında gerçeği kayda alan, ölüm tehdidi karşısında susmayan, hakikatin bedeli ne olursa olsun ödemeyi göze alandır. Gazetecilik; konforlu stüdyolarda yalanı süslemek değil, ateş hattında gerçeği haykırmaktır.
Bu vesileyle; başta Filistin’de şehit edilen gazeteciler olmak üzere, kalemini onurundan, vicdanını çıkarından üstün tutan, zulme karşı susmayan, bedel ödeyen tüm gerçek ve onurlu gazetecilerin günü kutlu olsun.
Cemil MERİÇ'in şu mükemmel sözü her şeyi ifade ediyor; “Hiçbir lütuf, zilletli bir tabasbusa değmez.” Günümüz için daha anlaşılabilir bir hale getirmek gerekirse, insan onuru ve şahsiyeti her türlü maddi ve manevi çıkardan da üstündür...
Hakikat ölmez, hakikati yazanlar da asla unutulmaz.
10.01.2026 Özkan ORUN