MUTFAĞIMIZI İSLÂM’LAŞTIRAMAZSAK NESLİMİZİ KORUYAMAYIZ, GIDA İLMİHALİ ARTIK BİR ZORUNLULUKTUR!

Şu yemek programlarına bakıyorum da, ahlak dışı edep dışı bir sürü davranışlar sergileniyor. Masada ne varsa silip süpürerek yiyorlar sonrada beğenmedim, hiç iyi değilmiş, leş gibi yemek yapmışsın diyorlar. Öncelikle bu bir defa, sofra adabına ve misafirlik adabına aykırıdır. Madem yemeği beğenmedin de neden hepsini yedin bitirdin diye sorulunca da aç gelmiştim onun için yedim deniliyor.

Evimizde İslami yaşantıya başlamak ve evlerimizi Müslümanlaştırmak istiyorsak ilk önce mutfaklarımızı Müslümanlaştırmamız gerekiyor. Mutfağımızı İslamlaştırırsak evimize Halil İbrahim bereketi gelir ve hastalıklar ise bizlerden uzak durur. Böylece neslimizi de korumuş oluruz.

Kafirler veya Münafıklar: “Yeryüzünde gücü ellerine geçirdikleri zaman ekini ve nesli bozarlar”(Bakara 205) mealindeki bu ilahi uyarı tamda şu anda yaşanmaya devam etmektedir. Siyonist ve emperyalist yapılanmaların neslimize, sağlığımıza, ekinlerimize ve yeyip içtiğimiz gıdalarımıza yapacakları veya şu ana kadar yaptıkları saldırılara karşı mutfağımızda da bir cihat harekatı başlatmamız gerekiyor.

Bugün tükettiğimiz gıda maddeleriyle ilgili olarak haram ve helal bilgisinin yanında bir de şüpheli olan gıda maddeleri ile ilgili çok geniş ve detaylı bilgi sahibi olmak çağımızda yaşayan Müslümanlar ve özellikle mutfaklarımızın yöneticisi durumundaki hanımlarımız için vacip hükmünü almıştır. Yemek yarışmaları bu tür yaklaşımları, haram mı helal mi, şüphelimi diye araştırmıyor ve anlatmıyor. Böylece neslimizi de bozuyorlar.

“Doğrusu helal belli, haram da bellidir. (Fakat) bunların arasında (helal mi, haram mı olduğu belli olmayan bazı içecek ve yiyecekler) şüpheli şeyler vardır ki; insanlardan birçoğu onları ne araştırır ve nede bilirler. Buna göre kim bu şüpheli şeylere dalarsa, harama dalmış olur.”(Buhârî, İmân, 39).

Şüpheli şeylerin harama götüren en hızlı yollardan biri olduğunu unutmamamız gerekiyor. Bakınız Efendimiz Muhammed Mustafa (S.A.V) bu konuda ümmetini şöyle uyarması, günümüz Müslüman’larının farz olan ibadetleri yerine getirmesi için gerekli olan en azından bir ilmihal bilgisi gibi şüpheli gıda maddeleri konusunda da yeterli ölçüde bir birikime veya gıda ilmihaline sahip olması zorunluluğunu ortaya koymuştur.

Yiyip içtiğimiz gıda maddelerimizi haram ya da şüpheli hale getiren en önemli etkenlerden birisi de gıdaların lezzetlerini ya da raf ömrünü artırmak için kullanılan katkı maddeleridir. Maalesef dünyada gıda ve tarımda olduğu gibi gıdalara katılan katkı maddelerinin de bütün kontrol yollarında, emperyalist ve Siyonist yapıların bulunduğunu unutmamamız gerekiyor.

Birleşmiş Milletlere bağlı Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO), Gıda ve Tarım Teşkilatı(FAO), Katkı maddeleri üzerinde çalışan Otak Uzmanlar Komitesi (IECFA), tohumun, gıdaların ve katkı maddelerinin standartlarını kendi değerleri ve hedefleri doğrultusunda belirlemektedirler. Yani Yahudilik ve Hıristiyanlıktaki değerlere göre belirlemektedirler. Bunların bir çoğu da İslam’da harama tekabül etmektedir.

İslam ülkelerinin bu alanda çalışan ve dünya çapında veya İslam ülkeleri nezdinde sözü dinlenen etkin bir kuruluşunun olmaması, İslami ölçüler doğrultusunda gerekli ölçümlerin ve kanuni düzenlemelerin yapılamaması, sağlam bir etiketleme kanuni bir denetim mekanizmasının bulunmaması gibi nedenlerle üreticiler, paketlerin arkasında ki ve içindekiler bölümünü gelişi güzel okumaktalar ve oradaki kodlamaları anlamamaktalar. Müslüman bir tüketici, eline aldığı ambalajlı bir üründe anlaşılmaz kodlamalarla yazılan içerikler bölümüne baktığı zaman çoğunlukla hiçbir şey anlamamaktadır. Bu etiketlerde gıdalarımıza giren katkı maddelerinin hayvansal mı ya da bitkisel mi olduğu ifade edilmemektedir. Hayvansal olduğunu bilsek bile bu maddenin hangi hayvandan geldiğini, eğer domuz değil de sığır cinsinden ise bunun helal yollardan kesilip kesilmediği yazılmamaktadır. Diyelim ki domuzdan olmadığınıda bir şekilde öğrendik. Bu defa da karşımıza bu hayvanın helal kesim olup olmadığı şüphesi ortaya çıkmaktadır.

Çocuk mamalarından bisküvilere, hazır çorbalardan çikolatalara, margarinden hazır yemeklere kadar 4500 çeşit katkı maddesi dünya piyasasında gıdalarımıza katılmak üzere pazarlanmaktadır. Bu maddelerin çoğunluğu leş hükmündeki hayvanlardan,domuzlardan veya alkol ve uyuşturucu maddeler gibi yenmesi ve içilmesi haram kılınan maddelerden yapılmaktadır.

İşte bu nedenlerden dolayı acilen İslam Gıda ve Tarım Örgütünün kurulması ve İslam ülkelerindeki gıda ve katkı maddeleriyle ilgili İslami ölçüler doğrultusunda kanun gücüne dayanan çalışmalar yapması gerekmektedir. Bu konuda İslam ülkeleri arasında en gelişmiş ve en layık ülke de Türkiye’dir.

İslam ülkelerinin ortak kuracakları İslâm âlimleri komisyonunun merkezine en layık olan şehir de Konya’dır. İslam âlimlerinin haram ve şüpheli gıda maddelerini gündemlerinin ön planların almaları hatta gündemin ilk maddesi yapmaları ve bu konuyla ilgili gerekli çalışmaları yapıp, fetvalarını vermeleri ve vaazdan öteye geçirdikleri bir ses tonuyla çalışmalar yapmaları artık kaçınılmaz bir zarurettir.

Bu konuda en önemli görev ise mutfaklarımızda mutfak bakanı olan eşlerimiz ve kızlarımız düşmektedir ve mutfağımızın kapısından içeri giren haram ve şüpheli maddelerin bu kapıdan giremeyeceğini ve mutfağımızda, bir inanç seferberliği ve mutfak cihadımızın olması gerekmektedir. Burada cihad komutanları hiç şüphe yok ki hanımlardır . Mutfagımızı Müslüman'laştırırsak, neslimizi de Müslüman'laştırırız.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.