Kurşuna Dizilen Sadece Çavuşesku Değildi: Bir Bağımsızlığın İnfazı!

36 yıl önce Romanya’da yaşanan trajediyi bize "halk devrimi" ambalajıyla yutturmaya çalışanlara artık bir dur demenin vakti geldi. Açık konuşalım: 25 Aralık 1989’da yaşananlar bir devrim değil; hukuk tarihine geçmiş kara bir leke, üstü liberal masallarla örtülmüş planlı bir siyasi infazdı.

Nikolae Çavuşesku ve eşi Elena, savunma hakları ellerinden alınarak, utanç verici bir tiyatro eşliğinde birkaç saat içinde kurşuna dizildiler. Buna hâlâ “yargılama” diyebilen varsa, ya aklıyla zoru vardır ya da yalan söylemeyi karakter edinmiştir.

Ezberleri Bozalım, Gerçeğe Bakalım!

Yıllardır aynı nakarat: “Diktatördü, halkı aç bıraktı, milyarları kaçırdı.” Peki, nerede bu milyarlar? Nerede o gizli İsviçre hesapları?

Romanya Parlamentosu yıllar sonra resmi komisyonlar kurdu; Kanadalı, Fransız denetçiler her taşı yerinden oynattı. Sonuç koca bir HİÇ! Tek bir gizli hesap bulunamadı. İnfazdan sonra ortaya çıkan gerçek, o gün cellatları alkışlayanların yüzüne bir tokat gibi çarptı: Çavuşesku çiftinin tüm birikimi 22 bin 500 dolardı. Bugünün sıradan bir memurunun birikiminden bile az!

Asıl Suç Neydi?

Çavuşesku’nun asıl suçu "diktatörlük" değildi. Onun asıl suçu; Romanya’nın ağır sanayisini kurmak, ülkeyi enerji ve üretimde devleştirmek ve en önemlisi IMF’ye, Batı bankalarına olan borçları son kuruşuna kadar ödeyip borçsuz bir devlet yaratmaktı. Ne Moskova’nın uydusu oldu ne Washington’un emir eri. Bağımsızdı. İşte küresel sermayenin affetmediği günah buydu! Bir ülkenin diz çökmesini reddetmek, o dönemde ölüm fermanının imzalanması demekti.

“Özgürlük” Geldi, Peki Ya Sonra?

Çavuşesku kurşuna dizildi ve Romanya’ya o çok vadedilen “özgürlük” geldi. Sonuç ne mi oldu?

Dev sanayi tesisleri hurdaya satıldı.

Kamu varlıkları yağmalandı.

Ülke yeniden borç batağının derinliklerine gömüldü.

Milyonlarca Romanyalı, Batı’da ucuz işgücü olmak için vatanını terk etti.

Ama nedense bu sistematik yıkıma kimse “insan hakları ihlali” demedi. Çünkü mesele hiçbir zaman insan hakları olmadı; mesele, bağımsız bir kaleyi içeriden yıkmaktı.

Uyanın!

Çavuşesku hatasız değildi, sertti, otoriterdi. Ancak bir lideri savunma hakkı bile tanımadan infaz etmek adalet değil, intikamdır; hukukun katlidir.

Gerçek şu ki; 36 yıl önce o duvarda kurşuna dizilen sadece bir lider değildi; bir ülkenin onuru, sanayisi ve bağımsızlığıydı. Bugün hâlâ o infazı alkışlayanlara dikkat edin. Onlar, yalanlar bittiğinde kendi suçlarının görüneceğinden korkanlardır.

Gözlerinizi açın: Emperyalizmin "özgürlük" dediği şey, çoğu zaman bir ülkenin tasfiye memurluğundan başka bir şey değildir!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.