Bünyamin KURT
O Zaman Gereğini Yapalım: Sıfır Atık Yetmez, Fosil Yakıtsız Enerji Şart!
İklim Krizi Kadar Çözümünü De Ciddiye Almalıyız!
1. Sıfır Atık’la 365 Milyar TL Kazanırken, Fosil İthalatla 70 Milyar Dolar Kaybediyoruz
2. Plastik Poşeti Sıfırlamak İyi, Ama Termik Bacasını Sıfırlama Hedefimiz Dahi Yok: Asıl Atık Bunların Gazları
3. Karbon Emisyonlarımız %5,3 Artarken “Kriz Çözülüyor” Demek Kendimizi Kandırmaktır
4. Dünya Fosil Yakıtları Terk Ederken Biz Hâlâ “Doğalgaz Merkezi” Hayali Kuruyoruz
5. Çatı GES ve Isı Pompasında Devlet Desteği Yok, Engeli Var, Çin Malı EV’de %40 Ek Vergi Çok Fazla!
6. Sıfır Atık’ın Ruhu İsrafı Önlemektir: En Büyük İsraf Fosil Enerji Tüketiminin ve İthalatının Artırılmasıdır
7. “Gereğini Yapalım”: Sübvansiyonları Fosilden Çekelim, Yeşil Dönüşüme Aktaralım (Detaylar Yukarıda)
O Zaman Gereğini Yapalım: Sıfır Atık Yetmez, Fosil Yakıtsız Enerji Şart!
Sayın CumhurBaşkanımız, Sıfır Atık Forumu'nda yaptığınız o tarihi konuşmada, "İklim ve israfın insanlığı tehdit ettiğini, asıl meselenin krize yol açmadan çözülmesi gerektiğini" belirttiniz. Yerden göğe kadar haklısınız. İklim krizi ve Emisyon atıkları kapımıza dayanan savaşlar ve de küresel salgınlar kadar gerçek, bir o kadar da acil bir beka sorunudur.
Sıfır Atık hareketiyle bugüne kadar ekonomimize sağlanan 365 milyar TL’lik katkı hepimiz için takdire şayandır. Ancak madalyonun diğer yüzünü de görmek zorundayız: Biz bir taraftan çöplerimizi dönüştürüp ekonomiye kazandırırken, diğer taraftan bacalarımızdan atmosfere milyarlarca ton karbon salmaya devam ediyorsak, büyük resmi kaçırıyoruz demektir.
Açık konuşalım; Sıfır Atık bu devasa sorununun yüzde biri mesabesindedir Asıl düğüm, ülke olarak enerji üretimimizin %70'inden fazlasını hâlâ ithal fosil yakıtlara (doğalgaz, kömür, petrol) dayandırıyor oluşumuzdur.
1. Sıfır Atık Çabamız Sürerken Karbon Emisyonlarımız Neden Artıyor?
Sayın Başkan, konuşmanızda "Veriler sorunun azalacağına daha da derinleşeceğini gösteriyor" diyerek çok doğru bir teşhiste bulundunuz. Nitekim resmi veriler, Türkiye'nin sera gazı emisyonlarının da her geçen yıl tehlikeli bir şekilde tırmandığını önümüze koyuyor:
Yıllık toplam sera gazı emisyonumuz 600 milyon ton CO₂ eşdeğerine ulaştı.
Bu, sadece bir önceki yıla göre %5,3'lük korkunç bir artış anlamına geliyor.
Bu acı tablonun en büyük sorumlusu; elektrik üretimimizde ve sanayimizde ısrarla kullandığımız ithal kömür ile doğalgazdır ve ulaşımdaki petrol yakıtlı araçlardır. Biz bir yanda çöplerimizi ayrıştırıp 365 milyar TL kazanırken, diğer yanda atmosferimizi kirleten, sağlığımızı tehdit eden ve cari açığımızı büyüten fosil yakıt ithalatına yılda 70-80 milyar dolar ödüyoruz.
Biz bu parayı ödedikçe kazandığımızı sanıyoruz ama aslında sadece gelecekteki felaketimizi erteliyoruz.
2. "Plastik Poşet" Gündemi, Görünmez Gaz Atıklarını Gizlememeli:
Sıfır Atık projesi, toplumumuzun zihninde ne yazık ki yalnızca "plastik poşet, cam şişe, kâğıt kutu" döngüsüne sıkıştı kaldı. Oysa bizim asıl devasa atıklarımız; doğalgaz borularımızdan sızan, kömür ocaklarımızdan yükselen ve termik santrallerimizin bacalarından fışkıran o "görünmez" gazlardır:
Karbondioksit (CO₂): Soluduğumuz havayı boğan, iklim değişikliğinin baş sorumlusu.
Kükürtdioksit (SO₂) ve Azot Oksitler (NOₓ): Çocuklarımızı hasta eden, asit yağmurları yağdıran zehirler.
Bizim için bir plastik pipeti hayatımızdan çıkarmak ne kadar kıymetliyse, bir termik santralin bacasını sıfırlamak da o kadar, hatta hayati derecede daha elzemdir.
3. Dünya Fosil Yakıtları Terk Ederken Biz Neden Geride Kalıyoruz?
Sayın Başkan, konuşmanızda "küresel bir çevre seferberliğine dönüştü" diyerek övdüğünüz Sıfır Atık hareketi güzeldir. Ancak bugün dünyadaki asıl büyük seferberlik, fosil yakıtlardan tamamen çıkış ve yeşil elektrifikasyon seferberliğidir:
Avrupa Birliği: 2035 için içten yanmalı araç satışını tamamen yasakladı.
Çin: Elektrikli araç pazar payında %60'ı aştı; her gün devasa yeni bir güneş santralini devreye alıyor.
Almanya: Yılda 20 GW'a güneş kapasitesi kuruyor, tüm Avrupa binalarda doğalgazı bitirmek için ısı pompası seferberliği yürütüyor.
Teksas (ABD): Neredeyse hiç dış bağlantısı olmamasına rağmen, kişi başına düşen güneş ve rüzgarda dünya liderliğine oynuyor.
Peki biz ne yapıyoruz? Biz hâlâ "doğalgaz merkezi" olma hayalleri kuruyor, Çin'den gelecek ucuz ve halk tipi elektrikli araçlara %40 civarı ek vergi koyarak kendi insanımızın yeşil dönüşümünü zorlaştırıyoruz.
Çatısına güneş paneli (GES) kurmak isteyen vatandaşımızı bürokrasi labirentlerinde yoruyor, yerli kömüre alım garantileri vermeye devam ediyoruz. Bu yaklaşım bizi geleceğin dünyasında yalnız bırakıyor, bırakır.
4. Sıfır Atık'ın Özü: İsrafı Bitirmek, Verimliliği Seçmektir:
Sıfır Atık projesinin temel felsefesi israfı önlemek ve öz kaynaklarımızı verimli kullanmak değil midir? O halde gelin, enerjide de aynı felsefeyle hareket edelim:
En Büyük İsraf: Her yıl 70 milyar doları el oğlu sefa sürsün diye ithal Petrol, doğalgaz ve kömüre akıtmak en büyük israfımız değil midir?
Gerçek Verimlilik: Bir birim ithal gaz yakıp ısınmaya çalışmak yerine, kendi yerli güneşimizle 4 kat verimli ısı pompası çalıştırmak verimliliğin ta kendisi değil midir?
Doğru Kaynak Yönetimi: Kendi güneşimizi, rüzgarımızı ve suyumuzu (HES ve PHES) devreye sokmak, öz kaynaklarımıza sahip çıkmak demek değil midir?
Eğer topyekün bir israf mücadelesine girişiyorsak, ilk olarak ekonomimizin en büyük kara deliği olan enerji ithalatını ve israfını kurutmalıyız.
5. "Gereğini Yapalım": İşte Bizim Yol Haritamız
Sayın Başkan, "Asıl mesele krizin boyutu büyümeden çözülmesidir" dediniz. Biz de tam bu noktada, kriz kapımızı tamamen kırıp içeri girmeden önce acilen atılması gereken adımları paylaşıyoruz:
5.1. Sıfır Atık Vizyonunu Enerjiye Genişletelim:
Plastik atıkları nasıl yönetiyorsak, karbon atıklarını da öyle yönetelim. Termik santrallerin bacalarından çıkan CO₂'yi resmi olarak "tehlikeli atık" tanımlamasına alalım ve bu atığı üretene ağır yaptırımlar, azaltana ise büyük teşvikler uygulayalım.
5.2. Enerji Sübvansiyonlarını Yeşil Dönüşüme Akıtalım:
Her yıl bütçemizden milyarlarca doları doğalgaz ve elektrik faturalarını yapay olarak düşük tutmak (sübvanse etmek) için harcıyoruz.
Gelin bu parayı, vatandaşın çatısına kuracağı GES'e, evine takacağı ısı pompasına ve kapısına çekeceği elektrikli araca hibe olarak verelim. Fatura geçici olarak değil, kalıcı olarak düşsün; cari açığımız kalıcı olarak kapansın.
5.3. Çatı GES ve Isı Pompası Seferberliği Başlatalım:
Tıpkı Almanya'da ve çok ekonomik gelişmiş ülkede olduğu gibi "tak-çalıştır" balkon ve çatı tipi küçük güneş panellerinin önündeki tüm bürokratik engelleri tek bir gecede kaldıralım. Önümüzdeki 10 yıl içinde 10 milyon hanenin ısı pompasına geçmesi için faizsiz "yeşil dönüşüm kredileri" sağlayalım.
5.4. Elektrikli Araçlardaki Vergi Hatalarını Düzeltelim:
Çin menşeli ekonomik elektrikli araçlara uygulanan ve temiz ulaşıma ket vuran %40'lık ek vergiyi acilen makul seviyelere çekelim. Elektrikli araçlardaki ÖTV matrahlarını halkın lehine genişletelim. Bırakalım Türkiye vatandaşı "geleceğin çevreci arabasına" ucuza ve kolayca ulaşabilsin.
5.5. Depolama ve Akıllı Şebeke Yatırımlarına Hız Verelim:
Türkiye'nin dağlık ve engebeli coğrafyası, Pompaj Depolamalı HES (PHES) projeleri için biçilmiş kaftandır. 100 yıllık bu güvenli depolama teknolojisini daha fazla ertelemeyelim. Batarya depolama tesislerinin lisans süreçlerini hızlandırırken, bu pillerin ülkemizde üretilmesi için yerli sanayiye tam destek verelim.
Sonuç: Sıfır Atık Yetmez, Sıfır Fosil Yakıt Şart!
Sayın Başkan, sizin de açıkça ifade ettiğiniz gibi; iklim krizi ve israf, insanlığımızı ve geleceğimizi tehdit eden en büyük düşmandır. Ancak bu düşmanı sadece çöpleri dönüştürerek yenemeyiz.
Atık yönetimi pansuman tedavidir; bizim asıl kanayan yaramız enerji sistemimizdir. Bir yandan Sıfır Atık ile 365 milyar TL kazanmayı konuşurken, diğer yandan enerji ithalatına 2 trilyon liradan fazla para harcamak, verdiğimiz tüm emeği ve başarıyı gölgelemektedir.
Artık "Sıfır Atık" vizyonunu, "Sıfır Karbon" ve "Sıfır Fosil Yakıt" hedefleriyle birleştirme vaktidir. Vatandaşımızın evine güneş paneli ve ısı pompası kurmasını, elektrikli araç almasını, doğaya dost yaşamasını kolaylaştırmak; bir avuç plastiği geri dönüştürmekten çok daha büyük, çok daha milli bir çevre seferberliğidir.
O halde, daha güzel bir Türkiye ve yaşanabilir bir dünya için: Gereğini yapalım!